10.Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 152-157 EKOYAY

Konusu 'Edebiyat 10. Sınıf' forumundadır ve EmRe tarafından 27 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Arkadaşlar EKOYAY Türk Edebiyatı kitabı sayfa 152-157 arası yapamayanlar için yardımcı olur umarım.
    Not: Lütfen eksik veya hatalı gördüğünüz yerleri yorum ekleyerek belirtiniz.

    Sayfa 152
    AHENK UNSURLARI
    ölçü: 11’li hece ölçüsü
    Uyak:redif: AŞAĞIDA GÖSTERİLMİŞTİR.
    Sese dayalı edebi sanatlar: Aliterasyon,asonans, tekrir
    YAPI UNSURLARI
    Nazım birimi: dörtlük
    Nazım birimi sayısı: 5
    Uyak şeması: abcb / dddb/ eeeb /fffb…
    Tema: Kahramanlık
    Nazım türü: Destan

    GENÇ OSMAN
    İptida Bağdat’a sefer olanda
    Atladı hendeği geçti Genç Osman
    Vuruldu sancaktar kaptı sancağı
    İletti bedene dikti Genç Osman
    “-ti Genç Osman” redif

    Bağdat’ın kapısını Genç Osman aç
    Düşmanın cümlesi önünden kaç.
    Kelle koltuğunda üç gün savaş
    Allah Allah deyip geçti Genç Osman
    “-tı redif” “-ş/ç” yarım uyak

    UYARI: Halk edebiyatında uyak konusunda katı kurallar yoktur.Halk şairleri hafif bir ses benzerliğini bile şiirlerinde kesin kurallara bağlamadan kafiye olarak kullanmışlardır.Çünkü halk şiirleri genelde saz eşliğinde söylenir.Halk edebiyatı sözlü bir geleneğe sahip olduğu için göz kafiyesi değil de “kulak kafiyesi” esastır. Halk şiirinde kulakta hoş bir uyum bırakan her ses benzerliği uyak olarak kabul edilmiştir. (Yukarıdaki dörtlükte de “ş/ç” seslerini yarım kafiye kabul edebiliriz.)
    6.Etkinlik için bknz Hazırlık çalışmaları
    13. Metinde 4.Murat’ın İranlılara karşı yaptığı Bağdat seferi ve bu seferde şehit olan Genç Osman anlatılmaktadır.
    EK BİLGİ:
    Genç Osman Destanı Sultan Dördüncü Murad’ın Bağdat Seferine katılan Genç Osman adlı delikanlı ile ilgili menkıbe. Olay 17. yüzyılın yeniçeri aşıklarından Kayıkçı Kul Mustafa’nın destanıyla da bestelenerek günümüze kadar gelmiştir. Günümüze farklı manzum metinler halinde gelen menkıbenin konusu şu şekildedir: turkeyarena.net
    İran şahı, Dicle Nehrini geçip Bağdat’ı fetheylemiş, Ehl-i sünnet Müslümanlarına şiddetli eziyetler ve mübarek makamlara karşı hürmetsizlik etmektedir. Haber Sultan Murad Hana ulaştığında Padişah’ın canı sıkılmış, harp divanını toplamış ve Bağdat’a sefer için ordunun hazır olmasını dilemiş. Sultan yeniçeri ve sipahilerden başka gönüllülerin de sefere gelmesini istemiş ve bu hususta şöyle buyurmuş:

    Ayrıca ulaklar salın her yere
    Gönüllüler dahi gelsin sefere
    Gönüllü olanlar bıyık burmalı
    Öyle ki, üstünde tarak durmalı
    Bıyıksız gençlerle Bağdad iline
    Varamam... Buyruğum böyle biline

    Padişahın bu fermanına rağmen gönlü cihad ateşiyle yanan, 18 yaşında, üç aylık evli Genç Osman kendini nefer olarak yazdırmayı başarır. Fakat bu haber padişahın kulağına gider. Murad Han; “O söz dinlemezden hesap sorayım!” diyerek otağı hümayuna çağırtır. Osman’ı gören bütün vezirler ve beyler padişahın onu cezalandıracağını düşünerek: “Eyvah bu tüysüz yiğide yazık olacak!” dediler:

    Osman otağ içre el-pençe divan
    Gök gibi gürledi Sultan Murad Han
    Bre bilmez misin eyledik ferman
    Şol Bağdad üstüne gider olanda
    Gönüllü olanlar bıyık burmalı
    Öyle ki üstünde tarak durmalı
    Bir pençe vuruşta kalkan kırmalı
    Düşman üzere hamle eder olanda

    Osman kaşla göz arasında cebinden çıkardığı demir tarağı üst dudağına vurdu. Demir tarak körpe dudağa saplanıp titredi ve durdu. Tarağın dişlerinin dibinden kan damlaları dökülürken, elleri göbeğinin üzerinde göğsü kabarık, başı dik olduğu halde şöyle dedi:

    Gündüz gece gönlü ayık sultanım
    Bin Bağdad şehrine layık sultanım
    İşte tarak işte bıyık sultanım
    Ölürüm ben, size keder olanda.

    Murad Han fevkalade memnun. Osman’ı dualarla taltif ettikten sonra Bağdad’a ilerleyen öncülere serdar eyledi. turkeyarena.net. Genç Osman bundan sonra kırk gün Bağdat muhasarasında cansiperane çarpıştı. Kırkıncı gün Osmanlı sancağını surlara dikti. Bu sırada kolları ve bir rivayete göre de başı kesilmesine rağmen savaşmaya devam etti. Neticede Bağdat’ın kesin olarak elde edilmesinden sonra vasiyetini yaparak toprağa uzandı:

    Sözümü iletin ol Murad Hana
    Din ve devlet için boyandım kana
    Akşam, sabah her an yolumu gözler
    Bir taze gelinle bir garip ana
    Anam gözlemesin artık yolumu
    İncitmesin benim körpe dulumu
    Ak sütünü helal etsin oğluna
    Böylesine arz eyleyin halımı
    Kaynak: Rehber Ansiklopedisi

    Sayfa 153

    koşma: (n.birimi n.birimi sayısı Uyak düzeni tema)
    dörtlük
    3-5
    abab cccb dddb cccb ... veya; aaab cccb dddb.
    Aşk ve doğa konularının yanı sıra, ayrılık, özlem, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler.
    semai: (n.birimi n.birimi sayısı Uyak düzeni tema)
    dörtlük
    3-6
    abab cccb dddb cccb ... veya; aaab cccb dddb.
    Genellikle aşk ve doğa konusu işlenir.
    (koşmayla aynı)
    varsağı: (n.birimi n.birimi sayısı Uyak düzeni tema)
    dörtlük
    3-5
    abab / cccb / dddb...)
    Aşk ve doğa konularının yanı sıra, ayrılık, özlem, yalnızlık, gurbet, sıla, ölüm gibi temaları işler.
    Destan: (n.birimi n.birimi sayısı Uyak düzeni tema)
    dörtlük
    Halk şiirinin en uzun nazım biçimi.100 dörtlüğe kadar olanları vardır.
    (koşmayla aynı)
    abab cccb dddb cccb ... veya; aaab cccb dddb.
    Savaş, deprem,yangın,salgın hastalık,eşkıya ve ünlü kişilerin serüvenleri gibi sosyal olaylar

    15. Aşık edebiyatı nazım biçimleri ölçü (semai 8’li hece ölçüsüyle yazılmasıyla koşmadan ayrılır) ezgi, söyleyiş(varsağıda yiğitçe/mertçe söyleyiş) dörtlük sayısı (destan),tema (destanda) gibi özellikler yönüyle birbirinden ayrılır.
    16. Bu nazım biçimlerinin ezgileri farklı farklıdır.

    Sayfa 154
    17.
    TEMA
    5.METİN:eleştiri
    6.METİN:yiğitlik
    7.METİN:Aşk (sevgili)
    8.METİN:Ölüm
    18. Yukarıdaki şiirlerin hitap ettiği kitle halktır. Halk şairleri halka hitap ettiği için onların ortak duygu, düşüncelerini yansıtırlar.
    19. Ruhsati’nin fikri ve edebi kişiliği
    - Dili oldukça sadedir.
    - Şiirlerini hece ölçüsüyle yazmıştır.
    - Köy şairi olduğu için yerel söyleyişlere çok yer vermiştir.
    - Bu şiirinde olduğu gibi taşlama ve eleştiri en çok işlediği konulardandır.
    20. “Söyledikçe bal dökülür/Leblerinden dudağ üzre” , “Ferhat dağı deldi ise/ben koyam dağı dağ üstüne ..”
     



  2. EmRe Well-Known Member

    Sayfa 155
    -GÜZELLEME > 7.METİN
    -TAŞLAMA > 5.METİN
    -KOÇAKLAMA > 6.METİN
    -AĞIT > 8.METİN
    22. Aşık tarzı halk şiirinde dil günlük konuşma dilinde olduğu gibi içten ,canlı, sade ve yalındır.Yerel söyleyiş özellikleri görülür.
    23. Bknz.hazırlık çalışmaları
    24.
    - Âşıklar halkın ortak duygu ve düşüncelerini özellikle sosyal ve tarihî
    konulu şiirleriyle dile getirerek geniş kitlelere yayarak bunların yüzyıllar boyunca kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlarlar.
    - Âşıklar kendilerinden önce yaşamış aşıklarını eserlerini naklederek kültür taşıyıcılığı işlevini görürler, böylece sözlü geleneği devam ettirirler.
    - Âşık, hem döneminde hem de sonraki dönemlerde sesini geniş kitlelere
    duyurur.
    25. Metni yorumlayınız.
    26.
    Yapı: (Murabba 8.metin (ağıt))
    “Aşk” teması etrafında 6 bentten oluşmuş murabba nazım biçiminin belirlediği yapı
    “Ölüm” teması etrafında 4 dörtlükten oluşan koşma nazım biçiminin belirlediği yapı özellikleri
    Ahenk: (Murabba 8.metin (ağıt))
    Aruz ölçüsü ve her türlü ses benzerliği ahengi oluşturmuştur.
    Hece ölçüsü ve her türlü ses benzerliği ahengi oluşturmuştur.
    Dil: (Murabba 8.metin (ağıt))
    Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamaların kullanıldığı süslü, ağır ,sanatlı bir dil
    Sade , yalın bir halk dili

    AŞIK TARZI HALK ŞİİRİNİN ÖZELLİKLERİ
    1)Aşık veya ozan denilen kişilerin, saz eşliğinde söyledikleri şiirlerden oluşur.
    2) Genelde sözlü olmasına rağmen şairler, şiirlerini "cönk" dedikleri defterlerde toplamışlardır.
    3) Şairler, sazlarını omuzlarına alarak köy köy, kasaba kasaba, şehir şehir dolaşmışlardır.
    4) Şiirlerde anlatım içten, canlı ve yalındır. turkeyarena.net
    5) Şairler, halkın içinden çıktığından halk dilini kullanmışlardır. Bu sade dil 18. ve 19. yüzyıllarda bazı şairler tarafından Divan Edebiyatı'nın etkisinde kalmasıyla eski arılığını kaybetmiştir.
    6) Nazım birimi dörtlüktür.
    7) Koşma, semai, destan, varsağı gibi nazım şekilleri kullanılmıştır.
    8) Hece ölçüsünün 7'li, 8'li ve 11'li kalıplarına ağırlık verilmiştir.
    9) Aşk, tabiat, gurbet, ayrılık, ölüm, özlem, kıskançlık, yiğitlik, toplumun sorunları, insan davranışları, bunlarla ilgili eleştiriler konu olarak işlenmiştir.
    10) Şiirlerin son dörtlüğünde şairin adı veya mahlası geçer.
    11) Göz kafiyesi anlayışı yerine, kulak kafiyesine ağırlık verilmiştir. Yani kafiye için aynı sesin kullanılmasına gerek yoktur. Buna göre p/b , ç/ş, t/d, l/ n gibi seslerle de kafiye yapılmıştır.
    12) Genellikle yarım ve cinaslı kafiye kullanılmıştır.
    13) Benzetme (teşbih) ve kişileştirme (teşhis) dışında edebi sanatlara fazla yer verilmemiştir.
    14) Bazı ürünlerde yöresel özellikler görülür.
    15) Şiirler genellikle hazırlık olmaksızın irticalen yani içe doğduğu gibi söylenir.
    16) Divan Edebiyatı'nda görülün kalıplaşmış benzetmeler (mazmun) Halk Edebiyatı'nda da vardır. Buna göre sevgili anlatılırken yeşil başlı ördek, inci diş, elma yanak, badem göz, kiraz dudak, keman kaş, sırma saç, selvi boy gibi benzetmeler kullanılmıştır.
    17) Divan Edebiyatı daha çok düşünceye önem verdiği için soyut bir edebiyattır. Halk Edebiyatı'nda ise şair gördüğünü, yaşadığını anlatır. Bu nedenle Aşık Edebiyatı, somut bir edebiyattır. Ayrıca Divan Edebiyatı'nda sevgilinin tipi çizilir, adı söylenmez. Halk Edebiyatı'nda ise sevgilinin adı (Elif, Ayşe...) vardır.
    18) Şiirler, işlenen konulara göre "koçaklama, güzelleme, taşlama, ağıt" gibi adlar alır.
    19) Aşık Edebiyatı hayali olaylardan çok, gerçekçiliğin ön plana çıktığı bir edebiyattır.
    27. Hislerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız.

    Sayfa 156
    Benzerlikler
    - Ahenk unsurlarının olması
    - Belli bir temada yazılmaları
    - “Havada Bulut Yok” metni dışında söyleyenleri bellidir.
    Farklılıklar
    - Farklı temalarda yazılmışlardır.
    - “Havada Bulut Yok”türküsü ve Ruhsati’nin koşması halk şiiri geleneğini, gazel Divan şiir geleneğine “Gelmedin” ise modern şiir geleneğini yansıtır.
    - Ruhsati’nin metninin “Havada Bulut Yok” türküsünden farkı söyleyenin belli olması, gazelden farkı sade,yalın bir halk diliyle yazılması,
    Aşık tarzı Nazım Şekilleri
    - Koşma
    - Semai
    - Varsağı
    - destan
    Aşık tarzı nazım türleri
    - güzelleme
    - koçaklama
    - taşlama
    - ağıt

    güzelleme: Ele alınan temalar Temaların hangi yönleriyle
    aşk, hasret, ayrılık, doğa sevgisi ve lirik konular…
    Aşk teması
    koçaklama:
    Savaş, kahramanlık,yiğitlik cesaret
    Kahramanlık/yiğitlik
    taşlama: Eleştiri,hiciv Sosyal eleştiri
    ağıt:
    Ölenin ardından duyulan acı, hüzün
    Ölümün ardından duyulan acı

    3.
    -Halkın ortak duygu ve düşüncelerini dile getirmesi
    - Bu ürünlerin toplumun yaşama biçimini olaylar ve durumlar karşısındaki tavrına, çevresine dünyayı algılayışına ışık tutması
    - Toplum yaşamında kaynaşmayı, birlikteliği sağlaması…gibi sebepler sıralanabilir.

    DEĞERLENDİRME
    1.
    -Nazım birimi dörtlüktür.
    -Hece ölçüsüyle yazılır.
    -Genelde yarım uyak kullanılır.
    -Koşma, semai, varsağı, destan gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.
    2. (D)
    3. (Y)
    4. (Y)
    5. varsağı
    6. (D)
    7. B
    8. E
     

Sayfayı Paylaş