10.Sınıf Türk Edebiyatı Sayfa 113-116 EKOYAY

Konusu 'Edebiyat 10. Sınıf' forumundadır ve EmRe tarafından 25 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. EmRe Well-Known Member


    Arkadaşlar EKOYAY Türk Edebiyatı kitabı sayfa 113-116 arası yapamayanlar için yardımcı olur umarım.
    Not: Lütfen eksik veya hatalı gördüğünüz yerleri yorum ekleyerek belirtiniz.

    Sayfa 113
    8. PARAYI VEREN DÜDÜĞÜ ÇALAR
    - Hoca bir gün Konya’ya gitmek üzereyken etrafını saran çocuklar düdük isterler.
    - Çocuklar sadece biri ısmarladığı düdüğün parasını Hoca’ya verir.
    ANA DÜŞÜNCE:"Parasını verdikten sonra isteğini elde edebilirsin”
    Veya “Bazı şeylere bir bedel karşılığında sahip olunabilir.”
    - "Ağaçtan öte yol vardır." fıkrasının ana düşüncesi: Her zaman her şeye karşı tedbirli olmak gerekir."
    - "Bir küp altın" fıkrasının ana düşüncesi: " Bir şey ne kadar değerli olursan olsun asıl önemli olan ihtiyaçlardır."
    9.
    - Bir gün Hoca Konya’ya gitmek üzere yola çıkar. Akşehirli çocuklar etrafını sararak düdük ısmarlar. (GİRİŞ BÖLÜMÜ)
    - Yalnız bir tek çocuk ısmarladığı düdüğün parasını peşin verir...Doğrusu ile başlayan cümleye kadar ( GELİŞME BÖLÜMÜ)
    -Çocuklar öyle yağma yok!Parayı veren düdüğü çalar, der (SONUÇ BÖLÜMÜ)​
    "Ağaçtan Öte Yol Vardır" fıkrasında ilk paragraf giriş bölümü- son cümleye kadar gelişme bölümü
    - son cümle sonuç bölümüdür.
    10. Fıkralardaki öğretici unsurlar için yukarıdaki ana düşüncelerdir.

    Sayfa 115
    12.
    Makalat:
    Döneminin tasavvuf ve hayat anlayışını ,Allah aşkını ve bu aşkın verdiği coşkuyu, İslam inancının kaynaklarını öğretmek
    Garib-name: Anadolu Türklerine tasavvuf ve hayat anlayışını öğretmek
    Nasrettin Hoca: Mizah anlayışı çerçevesinde kıssadan hisse çıkartmak
    Yüz Hadis: Kur’an ve Peygamber sevgisi ile bunlara tabi olmanın gerekliliğini anlatmak
    Kaabusname: Devlet adamlarına öğüt vermek
    13. 14.YÜZYIL NESRİNİN(DÜZ YAZISININ) DİL ÖZELLİKLERİ:
    - Eserlerde kullanılan dil sade ve anlaşılırdır bir dildir.
    - Cümleler açık ve kısadır. turkeyarena.net
    - İslam medeniyetinin etkisiyle nesir dili yeni kavram ve söyleyişlerle zenginleşmiştir.
    İSLAM MEDENİYETİNİN ETKİSİ:
    - Arapça ve Farsça sözcük ve tamlamalar kullanılmıştır.
    - Yeni kavram ve söyleyişler dile girmiştir
    - Aydınlatıcı, telkin edici ve yol göstericidir.
    - Tasavvuf ön plandadır.
    14.
    Makalat: Döneminin tasavvuf ve hayat anlayışı ,Allah aşkını ve bu aşkın verdiği coşku ,İslam inancının kaynakları
    Garibname: Dini-tasavvufi konular
    Nasrettin Hoca: Çok çeşitli konularda dersler alınabilecek toplumsal konular
    Yüz Hadis: Peygamberimizin hadisleri
    Kabusname: Devlet adamlarına öğütler
     



  2. EmRe Well-Known Member

    ANLAMA-YORUMLAMA
    1. Makalat’ta verilen öğütler günümüzde de geçerliliğini korumaktadır.
    2. Bu durum Nasrettin Hocanın halkın kendisini temsil eden ulusal bir tip olmasına bağlanabilir.
    3. Günümüzde Nasreddin Hoca'nın yeni olaylar ve yeni kişilerle karşımıza çıkması, hem sözlü geleneğin hem de Hoca'nın, kültür içerisinde sağlıklı bir şekilde yaşadığını gösteriyor. Yüzyılımızın insanının Nasreddin Hoca fıkrası üretmesi, Nasreddin Hoca fıkralarının dejenere olması olarak izah edilemez. Aksine, bir fıkra tipi olarak Hoca'nın ne derece etkili ve canlı olduğunu gösterir.
    1.Etkinlik
    Nasreddin Hoca’yı ve fıkralarını doğru anlayabilmek için onun kişilik yapısının bilinmesinde fayda vardır. Nasreddin Hoca, her şeyden önce Türk-İslâm kültürü ortamında yetişmiş bir şahsiyettir. İlk dinî ve ahlakî bilgilerini babasından almış, ardından medreselerde dinî tahsil görmüştür. Dolayısıyla Türk-İslâm kültürünün değerlerini bilen ve onlara bağlı olan bir insandır.
    Hoca, bir cemiyet adamıdır. Yaptığı imamlık, kadılık, müderrislik gibi görevlerde halkla hep içi içe olmuştur. Dolayısıyla halkı ve sorunlarını iyi gözlemleyen ve iyi bilen bir insandır.
    Hoca, yaratılıştan çok zeki bir insandır. Ama bu durum, ona mal edilen kimi fıkralarda olduğu gibi asla kurnazlık şeklinde bir zekilik değildir. Doğruyu düşünen ve düşündürtmek isteyen bir zekiliktir.
    Hoca, tatlı dilli, güler yüzlü, hoşgörülü, herkese önce insan olarak değer veren ve ona göre davranın birisidir. Toplumsal ilişkilerinde ve diyaloglarında çok başarılıdır. Kişisel ve toplumsal eleştirilerini kimseyi kırıp incitmeden yapar. Halk da onu bu yüzden çok sevmiş ve kendinden saymış, o devirde yaşanan haksızlıklar karşısında onu kendi sözcüsü kabul etmiştir.
    Hoca, bir toplum eğitimcisidir. Nükteleriyle halkın yanlış gördüğü davranışlarını düzeltmeye çalışmıştır. Ama bunu yaparken pedagojik esaslara son derece riayet eder. Ayrıca bu eğitimcilik görevini imamlık ve müderrislik gibi resmi görevleriyle de yerine getirmiştir.
    Hoca, dili çok iyi kullanır. Kelimelerin etki gücünden mükemmel şekilde yararlanır. Üstelik hazırcevaptır. Hiçbir sözün altında kalmaz. Ama söylediği her söz bir bilgi ve hikmet ürünüdür. Dolayısıyla boş sözlere itibar etmez. Kısa ve özlü anlatımı tercih eder. turkeyarena.net
    Hoca’nın fıkralarındaki asıl amacı asla güldürmek değildir. Asıl amacı düşündürmek ve bir ders vermektir. Fakat bunu yaparken şaka yollu takılmayı, tebessüm ettirmeyi öne çıkarır. Bu durum onun kişiliği kadar devrin ağır ve zor şartlarıyla da ilgilidir. Hoca, bu yolla insanlara inanç ve umut aşılamış, zorlukların tebessüm yoluyla kazanılacak iyimserlikle aşılabileceğini göstermiştir.
    Hoca, toplumsal sorunlara karşı çok duyarlıdır. Adaletsizlik, bilgisizlik, haksızlık, ferdi anlamda kişilerde görülen yalancılık, tembellik, kıskançlık, görgüsüzlük gibi her türlü olumsuz davranışla mücadele eden bir kişidir.
    Hoca, barış insanıdır. Hangi sorunu ele alsa bunu kişileri kırmadan, rencide etmeden ele alır ve problemi çözer. Çocukla çocuk, büyükle büyük olmasını bilir. Muhataplarının seviyesine göre hareket eder. Herkesin iyiliğini, esenliğini ister.
    Hoca, kendisiyle ve hayatla da barışık bir insandır. Onun sevgisi insanları kucakladığı gibi diğer varlıkları da kucaklayan bir sevgidir. Eşeğine olan düşkünlüğü bu yönünün en güzel kanıtıdır.
    Hoca, bu özellikleriyle milletimizin asırlar boyunca olgunlaştırdığı değerleri, dünya görüşünü ve mizah dehasını temsil eder.

    Sayfa 116
    - Aşık Paşa XIV. asrın, Türk dili için çalışan ve Türk dili edebiyatının gelişmesine değerli hizmette bulunan en önemli şahsiyetlerden biridir.
    - Tasavvuf düşüncesini Anadolu halkına Türkçe öğretmeye çalışmıştır.
    - Yaşadığı dönemde şairler arasında Farsça çok yaygınken O Garipname adlı eserini Türkçe yazmıştır.
    - Türkçeye layık olduğu değeri veren milli bilince sahip bir şairdir.
    5. Türklerin Tanrı’yı Türk dilinde anlaması için eserini Türkçe yazmıştır.Aşık Paşa gibi Kaşgarlı Mahmut da Türk diline çok veren, Türkçenin üstün özelliklere sahip bir dil olduğunu düşünen ve Türkçenin gelişmesi için büyük hizmetleri olan ilim adamıdır.
    DEĞERLENDİRME
    1. Eserlerde kullanılan dil sade ve anlaşılırdır bir dildir.
    Cümleler açık ve kısadır.
    İslam medeniyetinin etkisiyle nesir dili yeni kavram ve söyleyişlerle zenginleşmiştir.
    Sanat yapma amacı güdülmez.
    2. (Y)
    3. (Y)
    4. (Y)
    5. MAKALAT
    6. ÖĞRETİCİ
    7. (E)
     

Sayfayı Paylaş