10 Kasım Şiirler Uzun

Konusu 'En Güzel Şiirler' forumundadır ve SeçiL tarafından 10 Nisan 2016 başlatılmıştır.

  1. SeçiL Well-Known Member


    Bir Tutkudur Mustafa Kemal

    Bir Tutkudur Mustafa Kemal;
    Nice sevdalara değişilmeyen.
    Yitirilmiş Kasımlarda açan umuttur,
    Bir baştır, vazgeçilmeyen...

    Bir Türküdür Mustafa Kemal;
    Suskun ağızlarda söyleşir, durur.
    Çaltıburnu'nda gözetir denizi.
    Köroğlu'nda bağdaş kurup oturur...

    Bir İnançtır Mustafa Kemal;
    Yurdun dört yönünde, bir çağdır yaşayan.
    Sarmış kollarıyla, çepçevre ulusu.
    Sakarya boylarından Akdeniz'e taşıyan...

    Bir Anlamdır Mustafa Kemal;
    Belkahve'den dürbünüyle seyrediyor İzmir'i.
    Özgürlük diyor, al atının üstünde,
    Kırıyor kılıcıyla, tutsak eden zinciri...

    Bir Bayraktır Mustafa Kemal;
    Çekilmiş kalelere, rüzgârda dalgalanan.
    Bozkırın bağrında yol alan kağnılara,
    Işık tutan, güç veren, yol bulan...

    Y. Doğan Ergeneli


    ON KASIM’LARDA YÜRÜMEK

    Atatürk’üm işte 10 Kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım

    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım

    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    10 KASIM

    Atam seni çok seviyoruz!
    Türk ordusu ile savaştın.
    Atam!seni saygı ile anıyoruz.
    Türk cumhuriyetini kurdun.
    Ülkemizi korodun.
    Ruhun hep cennette olsun.
    Keşke seni görebilseydim…

    Deniz uzamak istiyordu
    Dolmabahçe sarayına dalga dalga
    Bir ruh gördüm 9u5 geçe kabataş açıklarında
    Seyrediyordu itanbulu köhne bir sandalda

    bir çınar gördüm bu gün yas tutan
    Ağlıyordu yaprak yaprak
    Bir oınar vardı serinlediğimiz
    Onkasımda onuda kuruttu toprak

    boy boy ağaçlara rastladım beşiktaş sırtlarında
    Sonbaharın yükünü çekemiyen
    Milyonlarca ağlayan gördüm sokakta
    Milyonlarca içini dökemiyen

    Kara kara bulutlar gördüm
    Sürüklüyordu rüzgar habire
    Bugün bir güneş gördüm alçalmış
    Girmek istiyordu ANITKABRE


    ATATÜRK


    Sen Atatürk'ü tanımazsın çocuğum
    Ne insandı O, ne insandı.
    İzmir'e gelişini görseydin.
    Ne şanlıydı O, ne şanlıydı.

    Benzerdi sana, bana
    Bizim gibiydi eli, ayağı
    Ama bir yol baksaydın yüzüne.
    İçin sevgisiyle dolardı.

    Vapura biniyorsak dilediğimizde,
    Sokakta geziyorsak hür,
    İyi bak dört yana,
    Atatürk'ün aklı görünür.

    Arı Türkçe konuşuyorsak,
    Türkçe düşünüyorsak bugün,
    Her işimizde O'nun gücü.
    Büyük öğretmeni Türk'ün.

    Halkımızın arasında, halktan,
    Davul vurur dengi dengine.
    Dünya rastlamış mıdır?
    Atatürk'ün dengine.

    N. Ulvi AKGÜN


    BÜYÜK GAZİ’YE


    Sen ki hilkat denilen ummanın
    En büyük incisisin
    O, bu ulvi vatanın talihinin
    En güzel yıldızıdır
    Bir dehaet ki güneşten yüksek
    Ve semavat ile ünsiyeti var

    Sen dururken ona gelmez noksan
    Kaplıdır toprağı zırhınla senin
    Hep rehakar değil ey Gazi
    Bu müsellah vatanın sen hem de
    Ebedi bekçisisin

    Bu mesalipizede cemiyyete sen
    Yeniden bir vatan ettin ihda
    Görüyor şevk-i tuluunla senin
    Yeni bir iyd-i zafer İstanbul
    Kendi asar-ı dehanın belki
    Sen de hayretçisisin
    Kainatlarda tecelli buyuran
    Halik’ın sende o hasiyyeti var

    Abdülhak Hamit Tarhan


    Atatürk'ü Duymak


    Ulu rüzgâr esmedikçe
    Yaşamak uyumak gibi.
    Kişi ne zaman dinç;
    Dalgalanırsa bayrak bayrak gibi.

    Ne var şu dünyada ekmekten daha aziz?
    Sürdüğün tarlalara sevginle serpildik.
    Ekmek olmak için önce
    Buğday olmak gibi.

    Silinir sözcüklerden sen hatıra geldikçe
    Cılız sözler: Uzanmak, yorulmak, durmak gibi.
    Kuvvettir yaptıkların her yeni yetişene
    Her ışık-kaynak gibi.

    En yakınlar zamanla yüzyıllarca uzak gibi,
    Bir sen varsın kalacak, bir sen ölümsüz,
    Daha da yakınsın, daha da sıcak
    Bıraktığın toprak gibi.

    Kaç Türk var şu dünyada, bir o kadar susuz,
    Hepsinin gönlünde sen, bir pınar bulmak gibi,
    Ancak senin havanda sağlıklar esenlikler:
    Olmaya devlet cihanda Atatürk'ü duymak gibi.

    Behçet Necatigil


    Mustafa Kemal'i Düşünüyorum


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri,
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyor cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal gibi.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyorlar zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir Kasım sabahı!
    Yine bizimle beraber her yerde.
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum:
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgârda,
    Mavi gözleri ışıl ışıl görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Elllerinden öpüyorum.

    Ü. Yaşar Oğuzcan


    Öğretmen Atatürk


    Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
    Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
    İl il, köy köy, can can
    Tüm Anavatan.

    Hemen başlıyor mutlu ders
    Erzurum'dan
    Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
    Sivas'taki son oturumdan.

    Bütün memleket tek sınıf
    Bir yön bayrak, bir yön tan
    Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
    Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.

    Sınıfımız her an kutlu bir savaş
    Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
    Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
    Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

    Mavi gözlerin hep barış barış
    Mavi yüceliğin hep duman duman
    Öyle alev alev bir ders ki
    Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

    Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
    Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
    Kocatepe, yalnız coğrafya değil
    Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

    Öpüyorsun hepimizi göz göz
    Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

    Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
    Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
    Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
    Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

    Öğrenmeye son yok
    Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
    Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
    Senin yarattığın vatan-kanıdan.

    Anlatıyorsun açık ve seçik
    Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
    Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
    Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.

    Yaşatarak öğretmek senin elinde
    Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
    Seni özledikçe bellemek güzel
    Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

    Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
    Başlayı versin en zor imtihan
    Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
    Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..

    İ. Zeki Burdurlu
     



Sayfayı Paylaş