10 Kasım ile ilgili Atatürk Şiirleri

Konusu 'Karışık Şiirler' forumundadır ve EjjeNNa tarafından 20 Ocak 2016 başlatılmıştır.

  1. EjjeNNa Administrator


    ON KASIM’LARDA YÜRÜMEK

    Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım

    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım

    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım

    Fazıl Hüsnü Dağlarca


    Atatürk'ü Yitirmedik

    Yıllar
    Üst üste katlandıkça
    Acımasız uzadıkça
    Çelik mavisi gözlerinde
    Her geçen gün
    Işığını çoğalttıkça
    Güzel vatanımızı
    Kurtardığın anıldıkça
    Seni yitirmedik ki
    Dün olduğu gibi
    Bugün de aramızdasın her an
    Buna inan Ata'm
    Yüzyıllar da geçse aradan
    Sen her zaman anılan
    Kutsal bir kahramansın.

    Süleyman APAYDIN


    Gidiyor Şiiri


    Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine
    Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

    Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla
    Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

    Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar
    Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

    Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi
    Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi

    Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var
    Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

    Siliyor ruhunun ulviliği fani etini
    Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

    Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça
    Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

    Orhan Seyfi Orhon


    Öğretmen Atatürk Şiir


    Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
    Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
    İl il, köy köy, can can
    Tüm Anavatan.

    Hemen başlıyor mutlu ders
    Erzurum'dan
    Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
    Sivas'taki son oturumdan.

    Bütün memleket tek sınıf
    Bir yön bayrak, bir yön tan
    Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
    Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.

    Sınıfımız her an kutlu bir savaş
    Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
    Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
    Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.

    Mavi gözlerin hep barış barış
    Mavi yüceliğin hep duman duman
    Öyle alev alev bir ders ki
    Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.

    Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
    Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
    Kocatepe, yalnız coğrafya değil
    Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

    Öpüyorsun hepimizi göz göz
    Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

    Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
    Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
    Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
    Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.

    Öğrenmeye son yok
    Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
    Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
    Senin yarattığın vatan-kanıdan.

    Anlatıyorsun açık ve seçik
    Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
    Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
    Tümleniyor her eksik, yaratan vuruşundan.

    Yaşatarak öğretmek senin elinde
    Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
    Seni özledikçe bellemek güzel
    Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

    Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
    Başlayı versin en zor imtihan
    Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
    Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..

    İ. Zeki Burdurlu


    MUSTAFA KEMAL'İ DÜŞÜNÜYORUM


    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yeleleri alevden al bir ata binmiş
    Aşıyor yüce dağları, engin denizleri.
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda,
    Işıl ışıl yanıyor mavi gözleri.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Yanmış, yıkılmış savaş meydanlarında
    Destanlar yaratıyorlar cihanın görmediği
    Arkasından dağ dağ ordular geliyor
    Her askeri Mustafa Kemal'i gibi

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Gelmiş geçmiş kahramanlara bedel
    Hükmediyor uçsuz bucaksız göklere.
    Al bir ata binmiş yalın kılıç
    Koşuyor zaferden zafere...

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Ölmemiş bir kasım sabahı
    Yine bizimle beraber her yerde
    Yaşıyor dört köşesinde vatanın,
    Yaşıyor damar damar yüreklerde.

    Mustafa Kemal'i düşünüyorum;
    Altın saçları dalgalanıyor rüzgarda;
    Mavi gözleri ışıl ışıl, görüyorum.
    Uykularıma giriyor her gece.
    Ellerinden öpüyorum.

    Ümit Yaşar Oğuzcan


    MUSTAFA KEMAL Şiir


    - Dağ başını efkâr almış
    Gümüş dere durmaz ağlar -
    Gözyaşından kana kesmiş gözlerim;
    Ben ağlarım. Çayır ağlar, çimen ağlar.
    Ağlar-ağlar: Cihan ağlar
    Mızıkalar iniler: Irlam-ırlam dövülür
    Altmış üç ilimiz: Altmış üç yetim
    Yıllar gelir-geçer: Kuşlar gelir-geçer
    Her geçen seni bizden parça-parça götürür
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Diz dövdüm:
    Gözlerimin şavkı gitti Sakarya'nın suyuna.
    Sakarya'nın suları namım söyleşir.
    Hemşehrim Sakarya! Öksüz Sakarya!
    Ankara'dan uçan kuşlar -
    "Kemal'im" der, günler-günü çağrışır.
    Kahrolur. Bulutlara karışır.
    Gök bulut, yaşmak bulut.
    Uca dağlar, dev-boyunlu morca dağlar
    Divan durmuş bekleşir
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Nasıl böyle varıp geldin? Hoş geldin!
    Çıngı kaymış, yalazlanmış gözlerin
    Şol yüzünde güneş-südü sıcaklık.
    Ellerinden öperim Mustafa Kemal.
    Senin dalın yağrağın, biz senin fidanların.
    Biz, bunları yapmadık.
    Sen elbette bilirsin, bilirsin Mustafa Kemal:
    Elsiz-ayaksız bir yeşil yılan.

    Yaptıklarını yıkıyorlar Mustafa Kemal!
    Hani bir vakitler Kubilay'ı kestiler.
    Çün buyurdun! Kesenleri astılar
    Sen uyudun. Asılanlar dirildi.
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Karalar kuşanmış Karadeniz akmam diyor.
    Dokunmayın! Ağlamaktan bıkmam diyor.
    Bu gece kıyamet gecesi.
    Bu vapur Bandırma vapuru.
    Yattığı yer nur olsun Mustafa Kemal
    Ben ölümden korkmam diyor
    Korkmam diyen dilleri: Toz oldu-toprak oldu.
    Değirmen döndü dolandı: On yıl oldu.
    Bir kusur işledik, bağışlar mı kimbilir;
    O bize öğretmedi kazan kaldırmasını.
    Günahı-vebali öğretenin boynuna
    Erdirip-olduran'a ana-avrat sövmesini.
    Yüreğim kırıldı, kanım kurudu.
    Var git Karadeniz! Var git başımdan.
    Mızıka çalındı: Düğün mü sandın
    Bir yol koyup gideni gelir mi sandın?
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Ankara'nın taşına bak!
    Tut ki baktım: Uzar gider efkârım:
    Çayır ağlar, çimen ağlar, ben ağlarım.

    Gözlerimin yaşına bak!
    Ankara Kalesi'nde, Rasat-Tepe'de
    Bir akça-şahan, gezer dolanır:
    Yaşın-yaşın mezarını aranır
    Şu dünyanın işine bak! -
    Mustafa'm! Mustafa Kemal'im!

    Attila İlhan
     



Sayfayı Paylaş