10 kasım 1938 Şiirleri

Konusu 'İle İlgili Şiirler' forumundadır ve oguzturk tarafından 7 Aralık 2015 başlatılmıştır.

  1. oguzturk Administrator Staff Member


    ATATÜRK Şiiri

    Hürriyetim, özgürlüğüm her şeyim,
    Senin üstün fikrinledir Atatürk.
    Bundan yoksun etmek isteyenlerin,
    Ellerini kırmak borcum Atatürk.

    Gösterdiğin yolda gençlik yürüyor.
    Devrimlerin değerini biliyor.
    Kazandığı kazanımı koruyor
    Yol göstermek ona borcum Atatürk.

    Yolun bize uygarlığın yoludur.
    Hedeflerin insanlığın varıdır.
    Türkiye’nin sevgilisi yarıdır.
    Sarmaş dolaş olmak borcum Atatürk

    Mürsel Adıgüzel


    ATATÜRK'TEN SON MEKTUP

    Siz beni hâlâ anlayamadınız,
    Ve anlayamayacaksınız çağlarca da,
    Hep tutturmuş "yıl 1919, Mayısın 19'u" diyorsunuz,
    Ve eskimiş sözlerle beni övüyor, övünüyorsunuz.

    Mustafa Kemal'i anlamak bu değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bırakın o altın yaprağı artık,
    Bırakın rahat etsin anılarda şehitler,
    Siz bana neler yaptınız ondan haber verin,
    Hakkından gelebildiniz mi yokluğun, sefaletin,

    Mustafa Kemal'i anlamak yerinde saymak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Bana muştular getirin bir daha,
    Uygar uluslara eşit yeni buluşlardan;
    Kuru söz değil iş istiyorum sizden anladınız mı,
    Uzaya Türk adını Atatürk kapsülüyle yazdınız mı,

    Mustafa Kemal'i anlamak avunmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Hâlâ o acıklı ağıtlar dudaklarınızda,
    Hâlâ oturmuş 10 Kasımlarda bana ağlıyorsunuz,
    Uyanın artık diyorum, uyanın, uyanın,
    Uluslar, fethine çıkıyor uzak dünyaların.

    Mustafa Kemal'i anlamak göz boyamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil

    Beni seviyorsanız eğer ve anlıyorsanız,
    Laboratuvarlarda sabahlayın, kahvelerde değil,
    Bilim ağartsın saçlarınızı, kitaplar,
    Ancak böyle aydınlanır o sonsuz karanlıklar.

    Mustafa Kemal'i anlamak ağlamak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Demokrasiyi getirmiştim size, özgürlüğü
    Görüyorum ki hâlâ aynı yerdesiniz hiç
    ilerlememiş;
    Birbirinize düşmüşsünüz halka eğilmek
    dururken,
    Hani köylerde ışık, hani bolluk, hani kaygısız
    gülen,

    Mustafa Kemal'i anlamak işitmek değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    Arayı kapatmanızı istiyorum uygar uluslarla,
    Bilime, sanata varılmaz rezil dalkavuklarla,
    Bu vatan, bu canım vatan sizden çalışmak ister,
    Paydos öğünmeye, paydos avunmaya, yeter,
    yeter,

    Mustafa Kemal'i anlamak aldatmak değil,
    Mustafa Kemal ülküsü sadece söz değil.

    10 Kasım 1952

    Sabahlar,her zaman güzel değildir,
    Her zaman ayrılık akşamla gelmez.
    Al atlar sırtında hoyrattır fecir,
    Hoyrattır,ne kalbler kırmıştır,bilmez.
    Sabahlar her zaman güzel değildir.

    Vakti,bir yerinden bölünce şafak
    İri ve rüyalı gözlerle müphem;
    Nur olmuş içimde sanırım ak pak
    Ayrı bir mânada korktuğum adem,
    Eski düşüncemde,rahat ve uzak.

    Fethe çıkmış gibi duyarım birden
    Eşsiz gururunu bir cihangirin.
    Ufuklar üstünde yüzen tekbirden
    Vatanca büyümüş asil ve derin
    Bir matem tütmekte şimdi fecirden

    Mustafa sami kırca


    Ah bu 10 Kasımlar

    On kasım geldiğinde
    Yerler gökler üşüyor
    Öyle soğuk ki zinde
    Yeşil yaprak düşüyor

    Her gün Kocatepeden
    Yola çıkar Atatürk
    En yüce mertebeden
    Bize bakar Atatürk

    PELİN ÜMREM BOYACI


    Atatürk Acısı Şiir

    Ben
    Her on kasım sabahı
    Bir çıra gibi
    Yanar tutuşurum
    Gözbebeklerimde
    Taşıl ve soğuk çağlar yansır

    Ben
    Her on kasım sabahı
    Atatürk'ü yaşarım Atatürk'çe
    Anadolu sokaklarına vuran günışığını
    İliklerime dek duyarım
    Umutlarımı alırım
    Yoz ve bağnaz kavramlardan
    Köksüz ve bilinçsiz ilkeler
    Yankımaz yapıtlarımda
    Ve akar gelir usuma Anadolu dağlarından
    Işıl ışıl gürül gürül bir su

    Ben
    Her on kasım sabahı
    Toprağı, göğü ve denizleri
    Anadolu dağlarından seyrederim
    Atatürk acısı
    Yüreğime dek oturmuştur evrence

    Siz büyük ölüler
    Biz öldükten sora da yaşayacaksınız

    Şahinkaya Dil


    Atatürk'e Ağıt

    Edirne'den Ardahan'a kadar
    Bir toprak uzanır
    Boz kanatlı üveyikler üstünde uçar
    Ardahan'dan Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Kopdağı'nda akar bir çeşme var
    Serçe parmak kalınlığında suyu
    Haram etmiş gece gündüz uykuyu
    Akar da akar

    Samsun'un evleri denize bakar
    Sokakları yosun içinde
    Çaparlar, takalar, manavlar
    Bilyalar gibi suyun yüzünde
    Bir iner bir kalkar

    İstanbul'da bir yâr sevdim
    İnsanı günaha sokar

    Savaştepe köprüsünden geçen tirenler
    Sel olur İzmir'e akar
    İzmir'in denizi kız, kızı deniz
    Sokakları hem kız hem deniz kokar

    Güneyde mis kokulu bir ağaç
    Yuvarlak yaprakları ince
    Yaz gelip de güneş vurunca
    Dallarından bal akar

    Bu toprak bizim yurdumuzdur
    Deli gönül yücesine çıkar
    Bir üveyik olur uçar gider
    Ardahan'da Edirne'ye
    Edirne'den Ardahan'a kadar

    Cahit Kulebi


    Atatürk'ü Yitirmedik Şiir

    Yıllar
    Üst üste katlandıkça
    Acımasız uzadıkça
    Çelik mavisi gözlerinde
    Her geçen gün
    Işığını çoğalttıkça
    Güzel vatanımızı
    Kurtardığın anıldıkça
    Seni yitirmedik ki
    Dün olduğu gibi
    Bugün de aramızdasın her an
    Buna inan Ata'm
    Yüzyıllar da geçse aradan
    Sen her zaman anılan
    Kutsal bir kahramansın.

    Süleyman APAYDIN


    Gidiyor

    Gidiyor, rastgelemez bir daha tarih eşine
    Gidiyor, on yedi milyon kişi takmış peşine

    Gidiyor, sonsuz olan kudreti sığmaz akla
    Gidiyor, göğsünü çepeçevre saran bayrakla

    Gidiyor, izleri üstün birikmiş yaşlar
    Gidiyor, yerde kılıçlarla eğilmiş başlar

    Gidiyor, harbin o en korkulu aslan yelesi
    Gidiyor, sulhun ufuklarda yanan meş’alesi

    Yine bir devr açacakmış gibi en başta O var
    Hıçkıran seste O var, sessiz akan yaşta O var

    Siliyor ruhunun ulviliği fani etini
    Çiziyor ufka batan bir güneşin heybetini

    Büyüyor, gökten inip toprağa yaklaştıkça
    Büyüyor gitgide gözlerden uzaklaştıkça

    Orhan Seyfi Orhon


    On Kasım'larda Yürümek


    Atatürk'üm işte 10 Kasım yine
    Dalgalanır ağaçlarla oğullar
    Dalgalanır oğullarla nineler
    Dalgalanır ninelerle genç kızlar
    Özlemin ta yüreğime işlemiş
    Seni bulmak, seni görmek için ben
    Bütün toprakaltıyla barışacağım

    Ereceğim sana usta, barışta, başarıda
    Öyle
    Güçlüsün ki
    Güçleneceğim
    Öyle yücesin ki, yüceleceğim
    Düşüne düşüne seni kocaman kocaman
    Dağlara, dağlara karışacağım

    Ozan mıyım, ordu muyum, su muyum anlaşılmaz
    Çağlar upuzun allığı yüreğimde ülkünün
    Sanki bayrak bir kalemdir, sanki gökler bir kağıt
    Sanki ellerim gece
    Sanki ellerim gündüz
    Yazacağım seni daha, bir daha
    Ben senin ölümünle yarışacağım

    Fazıl Hüsnü Dağlarca
     



  2. oguzturk Administrator Staff Member

    SEN VARSIN ATATÜRK'ÜM HER ŞEYİMİZDE

    Bu gün yatağımdan hür kalkıyorsam
    Ekmeğim ak suyum berraksa,
    Ağaçlar çiçek açıyor
    Topraklar ısınabiliyorsa,
    Sesim gür çıkıyor
    Özgür özgür bakabiliyorsam,
    Sen varsın gözbebeklerimde
    Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.
    Yazabiliyorsam gönlümce
    Okuyabiliyorsam...
    Kazabiliyorsam toprağımı
    Gün ışığında çapa kürek elde,
    Çalışabiliyorsam gece gündüz
    Ekip biçebiliyorsam dileğimce,
    Sen varsın yüreğimde
    Sen varsın Atatürk'üm sen varsın.


    RESİM


    Her gün,
    Enginlerden engin,
    Yücelerden yüce
    Bir duygu sarar bizi,
    Bu sınıfa girince.
    Yanda, bir uçtan bir uca
    Mavi deniz,
    Odanın içinde güneşleri bulunca
    Isınırız.
    Enginlerin engini deniz olsa
    Deniz ufak!
    Yücelerin yücesi güneş olsa
    Güneş küçük!
    İlk günü gördük, nerden geldi:
    Duvardaydı
    Denizleri, güneşleri
    Küçülten büyüklük.
    Kürsünün üstünde bir resim
    Gözleri denizlerden mavi
    Bakışları güneşlerden sıcak,
    Dört mevsim
    Kürsünün üstünde:
    Atatürk'ün arkasında al bayrak,
    Kollarını kavuşturmuş göğsünde.
    Bu resimle başlar bizim günümüz,
    Karşımızda Atatürk'ü gördükçe,
    Kıvançla dolar, taşar gönlümüz.

    Öğretmenimizin kürsüde
    Verdiği dersi
    Dinler bizimle birlikte
    Atatürk'ün resmi.
    Çalışkanız, çünkü,
    Çalışınca
    Bakarız, Atatürk güldü.
    Bir yanlışlık yapsak
    Bulutlanır gözleri,
    Anlarız, Atatürk üzüldü.
    Gelsek kürsünün dibine
    Görür bizi
    Eğilince.
    Kalksak, gitsek gerilere,
    Otursak arkalarda;
    Başımızı kaldırmadan duyarız
    Atatürk orada.
    Öteki odalarda
    Başka başka resimleri Ata'mın.
    Atatürk'üm, artık ömrüm oldukça
    Bu resimle karşımdasın!
    Yok hiç birinde
    Bundaki tılsım,
    Değişen çizgilerle
    Canlı gibi bu resim.

    Öyle canlı ki, sanırım,
    Ben de bir gün okulu bitirince
    Uzanan ellerinle
    Okşanacak sırtım.
    Öyle canlı ki, sanırım,
    Karanlık bile olsa
    Serpeceğin ışıkla
    Aydınlanır yollarım.
    Tıpkı sınıftaki gibi,
    Yapacağım bir işte
    Bu resmindir rehberim
    Kötülüğe uzanırsam
    Çat kaşlarını,
    Tutulsun ellerim.
    Tıpkı sınıftaki gibi,
    Bütün ömrüm boyunca
    Yaptığım bir işte
    İyi, doğru oldumsa
    Sevincini belli et,
    Gülümse!
    Yaprak yaprak dökülürken önümde
    Her yıl, dört mevsim;
    Sınıflar içinde yalnız bu sınıf,
    Resimler içinde yalnız bu resim!

    Behçet NECATİGİL


    ÖĞRETMEN ATATÜRK

    Yine derse giriyorsun Samsun kapısından
    Selâmlıyor, seviyor tek öğretmenini
    İl il, köy köy, can can
    Tüm Anavatan.
    Hemen başlıyor mutlu ders
    Erzurum'dan
    Sonra derinleşiyor volkan-öğütle
    Sivas'taki son oturumdan.
    Bütün memleket tek sınıf
    Bir yön bayrak, bir yön tan
    Öyle bir ödev veriyorsun ki öğretmenim
    Süngü-kalemle başlıyoruz Afyon'dan.
    Sınıfımız her an kutlu bir savaş
    Öğretiyor, eğitiyorsun Ankara'dan
    Hep birden söylüyoruz özgürlük türkümüzü
    Vatanın uzaklıkları kalkıyor da aradan.
    Mavi gözlerin hep barış barış
    Mavi yüceliğin hep duman duman
    Öyle alev alev bir ders ki
    Yanıyor, yanması gerektiğinde her düşman.
    Anlatış tadı, kıvam kıvam öz
    Son bölüm: İlk hedef, Dumlupınar'dan
    Kocatepe, yalnız coğrafya değil
    Dağ dağ ateş yağdırıyorsun her damla kandan

    Öpüyorsun hepimizi göz göz
    Şehitler birinci geldikçe hep destan destan.

    Yağmurlaşıyoruz er er Akdeniz'e
    Ektiklerini biçiyorsun İzmir yollarından
    Bir özgür meyva doğuyor Türklüğümüze
    Tattırıyorsun utku yemişi utku dallarından.
    Öğrenmeye son yok
    Cumhuriyet, bir ders aynı konudan
    Öğrendikçe özleşiyoruz da hep geçiyoruz
    Senin oluşturduğun vatan-kanıdan.
    Anlatıyorsun açık ve seçik
    Yıkılıyor her gölge fikir-kurşundan
    Dövüyorsun her yüreği örsünde devrimlerin
    Tümleniyor her eksik, eşsiz vuruşundan.
    Yaşatarak öğretmek senin elinde
    Sonsuz ders, tek hayat, bize bayraktan
    Seni özledikçe bellemek güzel
    Fikir-toprak oldu vatan, gerçek topraktan.

    Sor bize her şeyi, konuşsun her öz
    Başlayı versin en zor imtihan
    Özgürlük güneşin ilk cevap, inan
    Ey vatan-sınıfta ey Ata-vatan!..

    İ. Zeki BURDURLU


    Atatürk Ölmedi Şiiri

    Yıl 1918
    Düşmanlar Topraklarımızı
    Elimizden Alıyor
    Atatürk Buna İzin Vermedi
    Ordusuyla Savaşa Girdi

    Zaferlerle Geldik Bu Güne
    Atatürk ün Sayesinde
    Topraklarımız Simdi Bizim Elimizde
    Atatürk ün Sayesinde

    Yıl 1938
    Atatürk Olum Döşeğinde...
    O Artık Oluyordu
    Bizim Gözlerimiz Önünde

    Herkes Ağlıyordu O Gün
    Atatürk Öldü Diyordu
    Atatürk Ölmedi
    Kalbimizde Yasıyordu!!!

    GULSUM-OZLEM BAKIR


    Atatürk Yaşıyor Baba

    On kasımda üzgündü
    bulut buluttu gözleri
    “100’den çok fazla olacaktı
    yaşı “dedi canım babam
    “eğer yaşasaydı o büyük adam! ”

    “Üzülme,” dedim ona
    “Ben üzülüyor muyum bak! ”
    Nedenini açıkladım sonra:

    Diyor ki öğretmenimiz:
    “Yaşayıp göçmüş insanların
    İsimlerinin sonunda
    İki sayı görürsünüz…
    İlki doğduğu yılı gösterir
    Öldüğü yılı gösterir sonraki.

    İngilterenin Ana Kraliçesi
    Elizabeth (1558-1603)
    Gibi örneğin
    eğer ölmemiş olsaydı, adının
    sonuna yıl yazılmazdı kadının.

    Atatürk’ünküne bakalım bir de
    Baştaki yıl var sondaki yok
    (1881 - ……..)
    demek ki o ölmedi
    hâlâ Kocatepe’de
    dağları aşıyor baba
    denizlere ulaşıyor
    Atatürk yaşıyor baba!

    Fevzi Günenç


    10 Kasım 1938

    10 Kasım 1938
    Saat dokuzdu.
    İstanbul sabahı çok sessiz
    Üzgün ve çaresiz.

    Dolma Bahçe Sarayı'nda
    Mustafa Kemal Atatürk yatıyorduş.
    Aradan geçer geçmez beş dakika
    İstanbul başladı ağlamaya.

    Atamızı kaybettiğimizi,
    Bütün dünya duydu.
    Bu çok acı bir haberdi,
    Tüm insanlık ağladı.

    Yurdumuzu kurtaran Atatürk
    Cumhuriyeti kurdu.
    Ne yazık ki saat dokuzu beş geçe
    Hayata gözlerini yumdu.


    ATATÜRK ÇOCUKLARI

    Özgürlük şarkısı bizim şarkımız
    Yurt için ulus için hep çalışırız
    Vatanı yükseltmek tek amacımız
    BizlerAtatürk çocuklarıyız

    Dostlukla dopdolu yüreklerimiz
    Dünya çocukları hep kardeşimiz
    Barıştan yana inançlarımız
    Bizler Atatürk çocuklarıyız

    Çınınlayacak sesimiz dünyada yurtda
    Uzanacak ellerimiz evren boyunca
    Uygarlık yönünde bir meşaleyi
    Bizler Atatürk çocuklarıyız
     

Sayfayı Paylaş