TurkeyArena
TurkeyArena | Sayfanızı Da Tanıtın

Geri git   TurkeyArena > Genel, Eğlence ve Muhabbet > Cafe Arena > Konu Dışı

Konu Dışı Konu Dışı Başlıklar

İnanılması Güç OlaylaR !!!

Konu Dışı icinde İnanılması Güç OlaylaR !!! konusu , 1-) Bir otomobil tamircisi ılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında bi araba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan iki güzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 19-08-2007, 08:44 PM   #1 (permalink)
Arena Üyesi
 
ShaDow_19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 2.154
Sponsor Bağlantılar
Exclamation İnanılması Güç OlaylaR !!!


Sponsor Bağlantılar


1-) Bir otomobil tamircisi ılık ilkbahar gecelerinden birinde evine giderken yolun kenarında bi araba ve arabanın başında da patlayan lastiği değiştirmeye çalışan iki güzel kız görmüş. Yardım amacıyla kenara yanaşmış. Ama istepne de patlakmış maalesef. Adam, "Bu saatte bunu tamir etmek imkansız. İyisi mi ben sizi evinize bırakayım, yarın bir çaresine bakarız" demiş. Evin önüne geldiklerinde kızlar adamı bi fincan kahve içmek için evlerine davet etmiş.

Ev, bi apartmanın 7. katında, hoş bi daireymiş. İstepneyle uğraşırken elleri kirlendiğinden eve girer girmez adam banyoya gidip ellerini yıkamış. Bu arada OMEGA marka
saatini de kolundan çıkarıp, aynanın önüne koymuş.

Kızlardan birinin, "Kahve hazır" diye seslendiğini duyunca hemen ellerini kurulayıp banyodan çıkmış. O aceleyle de OMEGA marka saatini çıkardığı yerde unutmuş. Kızların sohbeti çok keyifliymiş. Grup vaktin nasıl geçtiğini anlamamış. Sonunda adam geceyi kızların evinde geçirmiş.

Sabah da 7'de kalkıp işe gitmiş. Tamirhanesine vardığında saatini kızlarda bıraktığını farketmiş, "İyi bari, kızları tekrar görmek için bahane olur" diye düşünmüş.

Akşam iş bitimi saatini almak için kızların evine gelmiş ama kapıcı bahsettiği kızların artık o dairede yaşamadıklarını söylemiş. Bu iki talihsiz kız 3 hafta önce trafik kazası geçirip ölmüşlermiş meğer. Şu an da, adamın onları ilk gördüğü yere çok yakın olan bi mezarlıkta yatıyolarmış.

Tamirci duyduklarına inanamamış, "Nasıl olur? Ben dün
akşam evlerinde onlarla beraberdim" demiş. Kapıcı bunun imkansız olduğunu söyleyerek adamı, kapısı avukat tarafından mühürlenmiş dairenin önüne götürmüş.

Adam çok meraklanmış taabi. Ertesi gün avukata gidip durumu anlatmış ve beraberce kızların dairesine gelmişler.
Mühürü açıp içeri girmişler. Adam doğruca banyoya gitmiş. OMEGA marka saat aynanın önünde bıraktığı gibi duruyormuş.


2-) Bir kadın evde tek başına yatıyormuş.O kadar çok hastaymış ki kalkıp telefona bile uzanamıyormuş, eşini aramak için.

Doktor o sırada hastahaneden evine yeni dönmüş.Bir çay yapmış kendine ve balkondan yağan yağmuru seyrediyormuş.Sokakta koşan 6-7 yaşlarında ki ufak kıza takılmış gözü.Ufak kız apartmana girmiş ve doktorun kapısını çalmış.Doktor şaşkınlıkla kapıyı açmış, karşısında üstü yağan yağmurdan sırıl sıklam olmuş ufak bir kız çocuğu duruyormuş.Doktorun sormasına izin vermden ufak kız çocuğu hemen söze atılır ve " Doktor Bey, annem çok hasta ölmek üzere, hemen gitmemiz gerek" der. Tutar doktorun elinden ve eve götürür.

Kapı çalar, kadın güçlükle yataktan kalkar ve kapıyı açar. Ufak kız ortadan kaybolmuştur. Doktor şaşırır, hasta kadına "Ben doktorum der. Ve içeri girip ilk muanesini yapar. Kadın doktoru eşi gönderdi sanır. Fakat şaşkındır, nasıl haberi olmuştu? Biraz konuşucak gücü bulunca doktora sorar: "Buraya nasıl geldiniz? der. Doktor olanları bir bir anlatır.Siyah kazaklı,kırmızı etekli ufak esmer bir kız beni getirdi, kızınızmış der. Kadın yorgun bedenini zorla yataktan kaldırır ve evet kızımdı der.

Köşedeki sandığı açar ve kızının kıyafetlerini oradan çıkarır. Sırılsıklam olmuştur elbiseler. Ve kadın kazağa sarılıp koklayarak ağlamaya başlar. 2 sene önce ağır bir hastalıktan öldü kızım der. Hasta kadın, ıslak elbiselere sarıllır ve " Teşekkürler kızım " der....


3-) Genç bi kız ailesinin evde olmadığı bi akşam arkadaşlarını davet etmiş. Kız kıza yemişler, içmişler, derken içlerinden biri “Hadi cin çağıralım” demiş. Ev sahibi kız da hiç inanmazmış böyle şeylere ama arkadaşlarına ayıp olmasın diye kabul etmiş. Harfler kesilmiş, fincan ortaya konmuş ve elele bir masanın etrafında daire olunup cin çağırma olayına girilmiş. Cin gelmiş gelmesine ama bizim kız hala fincanı arkadaşlarının ittiğini düşünüyomuş. Bi ara fincan hızlı hızlı harflere giderek şöyle demiş: “İçinizde bana inanmayan biri var. Yarın saat 4’te o kişiyle tavla oynamaya geleceğim!” Kızlar feci tırsmıslar ama ev sahibi kız hala dalgasındaymış işin. Saat çok geç olmadığı halde seans hemen bitirilmiş ve kızlar evlerine dağılmış.
Bizimki zaten o tür şeylere hiç inanmadığından cin olayını ertesi sabah unutmuşmuş bile. Öğlene doğru telefon çalmış. Arayan, kızın çok sevdiği, çok iyi anlaştığı teyzesiymiş, “Bugün içimde bi sıkıntı var, evdeysen bi ara sana uğruycam. Dertleşelim biraz” demiş. Kız da sevinmiş teyzesini görecek diye, “Hemen gel, ben de seni çok özledim” demiş.

Kız, teyzesini hakikaten dertli ve solgun görmüş. Hoşbeş etmişler ama teyze hala dalgınmış. Kız, “Teyzecim sen konuştukça daha kötü oldun, istersen başka bişey yapalım” demiş. Teyzesi de “O zaman tavla oynayalım. Ne zamandır seninle oynamadık. Kafam dağılır biraz” demiş. Kız tavlayı almaya giderken bi gece önceki olay aklına gelmiş, “Meğer benim teyzem cinmiş” deyip gülümsemiş.

Kızla teyzesi güle oynaya tavla oynarken bi ara teyze tuvalete gitmek için kalkmış. O içerdeyken telefon çalmış. Arayan kızın babasıymış. Adamcağız çok üzgün bi sesle konuşuyomuş: “Kızım teyzen öğlen bi trafik kazası geçirdi. Durumu çok iyi değildi ama Allahtan ümit kesilmez deyip sana haber vermedik ama az önce teyzeni kaybettik, başımız sağolsun…”


4-) Balıkesir'deki bi kız lisesinde yatakhanenin birinde, kızları gece uyku tutmayınca birbirlerine hikayeler anlatmaya başlamışlar. Bunların çoğu da okullarına ait korkunç olaylarmış. Güya şeytan çok eski zamanlarda burada yaşayan bi ailenin fertlerine dadanmış ve onların ruhlarına giriyomuş. İnanışa göre şeytanın ayakları terstir ya, o insana da şeytan girince doğal olarak ayakları ters dönüyomuş.
Aradan bi kaç saat geçmiş. Gruptakilerin uykusu gelince herkes yatağına gitmiş. Kızlardan biri accayip sıkışmış. Tuvalete gidecek ama anlatılanlardan epey bi korktuğu için gidemiyomuş. Alt ranzada yatan arkadaşını dürtüp uyandırmış. Diğer kız da bu hikayelerden en çok etkileneniymiş. Zaten zar zor uyuduğundan hiç kalkmak istememiş. Ancak arkadaşı ısrar edince onunla tuvalete gitmek zorunda kalmış. Arkadaşı tuvalete girince o da kapının önünde beklemeye başlamış.

Diğer kız tuvaletten çıktığında bi tuhaf bakıyomuş. Bizimki anlatılanların etkisiyle de olsa gerek direkt kızın ayaklarına bakmış. Bi de ne görsün! Arkadaşının ayakları ters dönmüş. Parmakları arka tarafa bakıyomuş. Kızcağız çığlık çığlık kaçmaya başlamış. Koşarken de ara sıra arkasına bakıyomuş. Tam bu sırada koridorda belletmen öğretmenle çarpışmış. Kız nefes nefese başına gelenleri anlatmış. Sonunda, "Hocam inanamıyorum, ayakları resmen ters dönmüştü" demiş. Öğretmen, "Benimkiler gibi mi yani?" diyerek ayaklarını göstermiş. Kız kafasını aşağı indirince belletmenin ayaklarının da 180 derece arkaya baktığını görmüş. Napsın kızcağız, bu manzarayla beraber oracıkta aklını yitirmiş....





NASILDI ARKADAŞLAR???





Konu ShaDow_19 tarafından (19-08-2007 Saat 08:47 PM ) değiştirilmiştir..
ShaDow_19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 19-08-2007, 08:46 PM   #2 (permalink)
Arena Üyesi
 
ShaDow_19 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 2.154
Standart

5-) İstanbul'da 1800'lü yıllar... O zamanın ünlü kabadayılarından Ustura Kemal ve arkadaşları, Karacaahmet Mezarlığı'nın karşısında bi evin bahçesinde çilingir sofrası kurmuşlar. İçki masası muhabbeti tüm hızıyla devam ederken laf dönüp dolaşıp mezarlık ve ölü konusuna gelmiş. İçinde zırnık Allah korkusu ve vicdan bulunmadığını iddia ettiği için lakabı Allahsız Osman olan bir kabadayı, "Ulan ölü ne ki be?! Sen sağ olanlardan kork, ölüden kimseye zarar gelmez" demiş. Ustura Kemal da muhabbeti koyulaştırmak için, "Ulan Osman, madem ölüden korkmuyosun, gel şunu iyiden iyiye ispatla bize" diye dalga geçmiş. Allahsız Osman bunu nasıl yapacağını sorunca, Ustura Kemal, "Aha şu karşıdaki Karacaahmet mezarlığını görüyosun. Madem Allah'a inanmaz ve ölüden korkmazsın, bu gece 12'de mezarlığa girip sana vereceğimiz kazığı mezarlığa içinde bi yere çak. Sabah biz gidip, kazığın orada olup olmadığına bakarız. Eğer orada bi kazık varsa seni takdir ederiz" demiş. Allahsız Osman aslında, gece mezarlığa girmek bi yana, yanından geçerken bile türkü söyleyen bi adammış. Ama yiğitliğe leke süremeyeceğinden, "Peki ama siz de benimle gece gelip, mezarlık çıkışında bekleyeceksiniz" demiş. Zaten bu konuşmalar akşam saatlerinde yapılıyomuş, gece yarısı kalkıp Karacaahmet Mezarlığı'na gitmişler. Osman, gece karanlığında mezarlığın büyük kapısından içeri girmiş. Herkesin Allahsız Osman olarak bildiği o cesur (!) kabadayı, mezarlığın içinde salavatlar getirerek bi elinde kazık, bi elinde çekiç ilerlemiş. Bi mezarın yanına geldiğinde alelacele eğilip kazığı yere çakmış. Korktuğu için de hemen or'dan uzaklaşmak istemiş. Ama bi'şey, giydiği setrenin, (o zamanlar erkeklerin giydiği uzunca eteği olan bi tür giysi) ucundan tutmuş. Allahsız Osman vargücüyle, "İmdaaat! Ulan yardım edin. Ölü beni tutuyooo" diye feryat etmiş ama kendinden epey uzakta olan arkadaşlarına sesini duyuramamış. Bağıra çağıra mezarın üzerine yığılıp, kalp krizinden oracıkta ruhunu teslim etmiş. Uzunca bir süredir mezarlığın dışında bekleyen arkadaşları, Allahsız Osman'ın kendilerine oyun oynayıp, mezarlığın öteki kapısından çıktığını düşünüp dağılmışlar. Ertesi sabah ise, Ustura Kemal ve arkadaşları kazığın çakılı olup olmadığına kontrol için Karacaahmet Mezarlığı'na gelmiş. Bi bakmışlar ki, Allahsız Osman, kazıkla beraber setresinin ucunu toprağa çakmış durumda, bi mezarın üzerinde cansız yatıyomuş.....


6-) Bu olay Bursa’da olmuş. 17 yaşında bi genç kız aniden ölmüş. Aile perişan olmuş ama n’apsınlar, kızı defnetmişler tabii. Aradan bi’kaç gün geçmiş. Baba kızını rüyasında görmüş. Kız sürekli titriyomuş ve Çok üşüyorum baba.
Yalvarırım üstümü ört diyomuş. Adam sabah kalktığında rüya
aklına gelince hüngür hüngür ağlamış. Gül gibi evladımı
kaybettim. Rüyama giricek tabii diye düşünmüş. Karısının
üzülmemesi için de ona hiç bişey söylememiş. Ama ertesi gece,
sonraki gece, daha sonraki gece, hep aynı rüya: Çok üşüyorum
baba. N'olur üstümü ört! Baba bi gece yine aynı rüyayı görürken
kan ter içinde uyanmış. Dayanamamış, karısının, Nereye bey bu
saatte? demesine aldırmadan sokağa fırlayıp soluğu mezarlıkta
almış. Kızının mezarına gelince ne görsün? Mezar açık ve bomboş!
Adam ne yaptığını bilmez bi halde mezarlık bekçisinin kulübesine
yönelmiş. Allahım, o an gördüğüne yürek dayanmaz. Bekçi resmen
kıza tecavüz ediyomuş! Meğer bu aşşağılık herif her zaman, yeni
gömülen ölülere belli bi süre bunu yaparmış. ....


7-) Amerika'da bir baba ve oğlu beraber bir karavan yolcuğuna çıkmışlar. Alternatif bir tatil yapmayı planlıyorlarmış. Belli bir yol güzergahı çizmedikleri için macera olsun diye anayoldan sapıp, dar bir yola girmişler. Bayağı bir yol gittikten sonra çöl gibi bir yere varmışlar. Etrafta in cin top oynuyormuş. Bu sırada adam benzinlerinin azaldığının farkına varmış. Hemen haritayı açıp en yakın yerleşim yerini aramışlar. Karavan bir süre daha gittikten sonra, benzin bittiği için yolda kalmış.

Baba kasabaya gidip benzin alıp geleceğini söylemiş. Ancak çocuk bulundukları yerden hiç hoşlanmamış. Babasına kendisini de götürmesi için yalvarmış. Ancak adam çocuğun onu yavaşlatacağını düşündüğü için, karavanın kapısını kilitleyeceğini ve kısa sürede döneceğini söyleyerek çıkmış. Cep telefonunu da çocuğa bırakmış. Çocuk korku içerisinde beklemeye başlamış. Bir saat geçip babası geri dönmeyince paniğe kapılmış. Bir zaman sonra, karavanın tavanından "pıt pıt pıt" diye sesler gelmeye başlayınca telefona sarılıp, eyalet polisini aramış. On dakika sonra kasaba şerifi karavana ulaşmış. Şerif ve yardımcıları kapıyı kırarak açmışlar. Çocuk dışarıya çıkar çıkmaz babasının kasabaya gittiğini, ama çok geç kaldığını nefes nefese anlatmaya başlamış.

Ama şerif çocuğa bakacağına karavanın altında durduğu ağaca bakıyormuş. Sonra yardımcısına "Çocuğu buradan uzaklaştırın" deyince, çocuk arkasını dönüp ağaca bakmış ve düşüp bayılmış. Meğer karavanın üzerine pıt pıt diye damlayan, ağacın dalına asılmış olan babasının kafasız cesedinden akan kanın sesiymiş .....


8-) Saçları Bembeyaz Yapan Hata..

Muğla'nın Milas kazasında orta yaşlı bir adam, bir gece rüya görmektedir:

Kendisi ölmüştür. Yıkarlar, kefenlerler ve mezara defnederler. Rüya çok net ve berraktır. Adam mezara konduktan ve üzeri örtüldükten sonra kapkaranlık bir yerde kalır. Bir müddet sonra sağ tarafından bir menfez açılır ve iki kişi girer. Bunlar kendilerinin münker ve nekir olduğunu söylerler. Kendisini alıp o menfezden geçirerek geniş bir sahaya, pazar gibi bir yere getirirler. Bir üzüm tezgahının basma geçirerek karşıdan gelen bir zata üzüm satmasını söylerler. Münker ve nekir de kendisinin sağ ve solunda muhafız gibi durarak satışa nezaret ederler. Kendisinin alış-verişte cüzî bir haksızlık yaptığını gören münker ve nekir hemen tezgahın basından alarak çok büyük bir kapının yanma getirirler. Kapı kale kapışı gibi çok büyüktür. Kapının yanına gelir gelmez kapı otomatik olarak açılır.

Rüya sahibinin o anda gördüğü manzara çok korkunçtur. Müthiş bir yangın ve içerisinde yanan insanlar vardır.İnsanlar bir taraftan yangın ve içerisinde yanan insanlar vardır, insanlar bir taraftan yanmakta; bir taraftan da derileri ve vücutları tazelenmektedir. Yanan insanların çıkardıkları feryatlara dayanılır gibi değildir.

Münker ve nekir adamı, meydanın tekrar ortasına getirirler. Kendisine: Cezanın orada gördüğü gibi yanarak mı, yoksa bir başka şekilde verilmesini mi, istediğini; hangisine razı olduğunu sorarlar. Adam gördüğü o müthiş yangında yanan insanların yanmasındaki cezaya razı olmayıp bir başka cezaya razı olduğunu söylemesi üzerine, birdenbire vücudunda binlerce derece bir hararetin baş gösterdiğini bütün dehşetiyle hisseder. Dayanılmaz bir ızdırap, çekilmesi mümkün olmayan acı ve azap başlamıştır. Avazı çıktığı kadar feryat ve figana başlar.

(Bu anda dönelim rüyanın geçtiği adamın evine, adam gerçekten avazı çıktığı kadar bağırmaya başlıyor, vakit gece yarısı, karısı uyanıyor, bitişik odadaki iki yetişkin oğlu uyanıyor. Konu-komşu duyup geliyor, adam bağırıyor, yanındakiler uğraşıyor, fakat bir türlü uyandıramıyorlar. Belki bir veya biraz daha fazla saat geçiyor bütün uğraşmalar nafile, adam uyanmıyor bir türlü.)

Dönelim gene rüya içine adamın hararetten yani içerisine düşen yangından bütün vücudu fokur fokur kaynıyor ve dayanılmaz bir hal alıyor. Feryatlar dayanılmaz şekilde... Bir müddet sonra münker ve nekir'in müdahalesiyle ceza tatbiki sona erdiriliyor. Ve adama deniliyor ki, “îşte gördün ve anladın ki ufak bir hatanın cezası bu. Şimdi seni tekrar hayata, dünyaya iade ediyoruz. Bundan soma yaşayışını buna göre tanzim et.”

Bu müsaadeden sonra rüya sahibi uyanır amma, simsiyah olan saçları da, bu rüyanın dehşetiyle bembeyaz olur.

Vakayı bize nakleden ve bu şahsı gören Avukat Fethi Ün'ün ifadesine göre, şimdi artık o, hayatım kılı kırk yararak geçirmekte, bundan sonraki menzili olan kabirde kendisine faydası olacak salih amellerin, güzel şeylerin peşinden gitmektedir.


9-) Hamile sanılan genç kız
14-15 yaşlarındaki bi kızda durup dururken
hamilelik belirtileri başlamış:
Karnı hafiften şişkinleşmiş, kusma nöbetleri
geliyomuş, sabahları yataktan çok zor kalkıyomuş...
Fakat kız annesine ısrarla böyle bi şeyin mümkün
olamayacağını, çünkü hiç bi erkekle bu sonucu
doğuracak kadar yakın temasta bulunmadığını iddia ediyomuş.
Fakat zaman geçtikçe hem karnı büyümeye devam
etmiş, hem de diğer belirtilerde değişiklik olmamış. Annesi, "Bu yaşta...
Allahım, allahım, kepazelik bu" dese de kız hala hamile
olmadığını söylüyomuş. Sonunda anne
küçük bi kasabada yaşıyor olmalarına rağmen çıkacak söylentileri
göze alarak kızını hastaneye ***ürmüş. Ancak çekilen ultrasondan sonra
kızın inkarlarında samimi olduğu anlaşılmış. Çünkü karnında son derece
büyük boyutlara ulaşmış bi tümör tesbit edilince
şişkinliğin ve diğer belirtilerin asıl sebebi ortaya çıkmış.
Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata alınmış taabi. Doktorlar
rutin kabul edilen bu operasyon sırasında karnı açmışlar ve işte o an
gördükleri manzara karşısında şok olmuşlar. Meğerse tümör
sandıkları şey kocaman bi ahtapotmuş.
Üstelik kıpır kıpırmış da hayvan, yani canlıymış.
Olayın aslı sonradan anlaşılmış. Kız üç-dört ay önce ailesiyle
birlikte okyanus kenarındaki bi kasabada tatil yapmış.
Ahtapot yumurtaları da mikroskobik boyutlarda olurmuş ve bunlardan
doğal olarak okyanus sularında
milyarlarca varmış. Kız muhtemelen yüzerken yuttuğu sularla beraber
bu yumurtalardan da indirmiş mideye. İşte
bunlardan biri de, milyonda bir görülecek biçimde de olsa, kızın vücudunun
içinde yaşamayı, hatta büyüyüp gelişmeyi başarmış...




NASILDI ARKADAŞLAR???
ShaDow_19 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-08-2007, 01:10 PM   #3 (permalink)
Üye
 
esra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 80
Standart

ya bu olaylar çok dehşet verici çok güzeldi teşekkürler
esra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-08-2007, 01:15 PM   #4 (permalink)
Üye
 
esra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 80
Standart

bu olaylar gerçekmi ben okurken çok korktum ya bunlar gerçekse yaşayanlar ne yapsın!!!....
esra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-08-2007, 01:16 PM   #5 (permalink)
Üye
 
esra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Jul 2007
Yaş: 19
Mesajlar: 80
Standart

allah kimsenin başına böylesine dertler vermesin
esra isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
2012 Güncel Olaylar BaRıŞ Güncel Konular 0 10-01-2012 11:16 PM
Bu olaylar gerçek:D serseri_aşık Sohbet 6 12-01-2009 03:36 PM
Kıyamet öncesi olaylar... R.CARLOS Çöp Kutusu 0 14-04-2008 07:49 PM
Ahirete Ait Olaylar!!! abdulkadir Çöp Kutusu 0 01-04-2008 05:04 PM
Komik Olaylar (Yaşamış) mecay Sohbet 3 01-03-2008 01:58 PM


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:52 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.8.7 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Türkçeye: ot-gu tarafından çevrilmiştir.
Copyright © 2007-2013 , TurkeyArena , All Rights Reserved

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim linki vasıtası ile bildirebilirsiniz, şikayetiniz inceledikten sonra en kısa sürede gerekli işlemler yapılacaktır. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.

Enable Top Statistics