TurkeyArena
TurkeyArena | Sayfanızı Da Tanıtın

Geri git   TurkeyArena > Lise Dersleri > Türkçe-Edebiyat > Edebiyat 10. Sınıf

10.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Zambak Yayınları 2011-2012

Edebiyat 10. Sınıf icinde 10.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Zambak Yayınları 2011-2012 konusu , Arkadaşlar Türk Edebiyatı Kitabı Zambak yayınları 2011-2012 yeni kitap tüm etkinlikler yapamayanlar için yardımcı olur umarım. Kitaplarda farklılıklar olabiliyor kitabi farklı olan arkadaslar yapamadıklari yerleri yazarlarsa yardimci oluruz. Sayfa 10-14 ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 20-10-2011, 01:42 PM   #1 (permalink)
Arena Üyesi
 
ErhaN38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.624
Sponsor Bağlantılar
Arrow 10.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Zambak Yayınları 2011-2012


Sponsor Bağlantılar


Arkadaşlar Türk Edebiyatı Kitabı Zambak yayınları 2011-2012 yeni kitap tüm etkinlikler yapamayanlar için yardımcı olur umarım. Kitaplarda farklılıklar olabiliyor kitabi farklı olan arkadaslar yapamadıklari yerleri yazarlarsa yardimci oluruz.

Sayfa 10-14
EDEBİYAT-TARİH İLİŞKİSİ
1. Edebiyat - Tarih İlişkisi
HAZIRLIK
1-Tarih ile edebiyat arasında nasıl bir ilişki olabilir? Tartışınız. Sonuçları söyleyiniz.

Yöntem farklılıklarına rağmen tarih ile edebiyat tarihi arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Bir milletin geçmişteki duygu, düşünce ve kültür hayatını yansıtan me¬deniyet tarihi genel tarihin önemli bir koludur. Aynı amaca hizmet eden edebiyat ta¬lihleri, tarihçilerin başvuracağı önemli kaynaklardan biri sayılmaktadır. Bazı edebî eserler, tarihi aydınlatma bakımından büyük önem taşırlar. Tarih öncesi devirleri ay¬dınlatmada kaynak vazifesi gören destanlar, siyasî, sosyal ve ekonomik hayat hakkında bilgiler veren gazavatnameler, siyasetnameler, seyahatnameler, sefaretnameler ve tezkireler tarih araştırmalarında başvurulacak kaynaklardır. Tarihî olayların ise edebiyat üzerinde etkisi büyüktür. Edebî eserleri yazıldığı dönemin tarihi bilinmeden hakkıyla anlayabilmek ve yorumlayabilmek mümkün değildir. Ancak, sanatçının tarihî bilgileri aynen kullanmak zorunda olmadığı; gelecek ve tarih kavramlarını kullanmak ve olay örgüsünü istediği gibi tertiplemek bakımından hür olduğu unutulmamalıdır.

2-Aşağıdaki resimlerden hareketle tarihî bir olayın sanat eserine nasıl yansıdığını yorumlaya¬nız. Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.

Ressam yapacağı resimde tarihi bir gerçekliği anlatırken önce bu gerçekliği kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu resme kendi duygu, düşünce, hayal ve beklentilerini ekler, daha sonra bu tablo haline sokar. Biz bu kurgulanmış tabloya bakarak ressamın dünyasına yolculuk yaparız. Kendi kültür ve anlayışımıza göre de bu tablodan anlamlar çıkartırız. Bu çok anlamlılık güzel sanatların temel özelliğidir.

3-Destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman türünün edebiyat tarihinde ne zaman görülmeye başlandığını araştırınız.
Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür.

Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür.
Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür.
Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir.
Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir.

4-Türk tarihine yön veren olayları anlatan şiir ve roman örnekleri bulunuz.
5-Tarih kitaplarından Köktürk Devleti ile ilgili bilgi toplayınız.

Göktürkler (Köktürk Devleti) (552- 630)
- "Türk" adı İle kurulan İlk Türk devletidir.
- Bumin Kağan'ın Avarların hakanına isyanı ile 552 yılında Ötüken başkent yapılarak kurulmuştur.
- Bumin Kağan kardeşi İstemi Kağanla birlikte .(Doğu-Batı) devleti yönettiler.
- 38 harfli ilk Türk Alfabesini kullandılar.
- Sasanilerle işbirliği yaparak Akhunları (Eftalitler) ortadan Kaldırdılar. Batı Türkistan'ın Türkleşmesinde rol oynadılar. turkeyarena.net
- Bizans imparatorluğu ile ittifak kurup Sasanilerle mücadele et¬tiler.
- ipek Yolu'nu denetimleri altına aldılar.
- Mukan Kağan zamanı devletin en parlak dönemi olmuştur.
- 558'de Doğu ve Batı Göktürkler olarak ikiye ayrıldılar.
- Doğu Göktürkler 630 yılında Batı Göktürkler ise 659 yılında Çin egemenliğine girdi.

1. Metin
Ateşten Gömlek
İzmir'in işgalinde kocası ve çocuğu düşmanlarca katledilen Ayşe, İstanbul'daki akrabalarına, Peyamilere gelir. Halk İstanbul'un işgalini protesto etmek için mitingler yapmaktadır.
Aşağıdaki parçada, Peyami ve Ayşe'nin katıldığı Sultanahmet Mitingi anlatılmaktadır:
O gün asıl Türkiye'yi ben ilk defa gördüm. İstanbul'un arkası, asıl mahalleleri ağzını açmış, sakinlerini dökmüştü. Birçok ihtiyar kadın, birçok ihtiyar erkek gördüm. İstanbul'un asık yüzlü, suskun ve görünmez ihtiyarları! Arkalarında hangi zamana ait olduğu bilinmeyen garip setreler, redingotlar içinden hafif, buruşuk boyunları yükseliyor, gözlükleri altından yaşlar beyaz sakallarına açıkça akarak ağlıyorlar. İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu. Bütün bu canlı deniz üstünde Sultanahmet'in beyaz minareleri, hapishane binası yüzüyor gibi yükseliyordu. Binaların üstünden, c*****n avlusundaki ağaçlardan salkım salkım insan kütleleri sarkıyor, bunun üstünden beyaz minarelerden uzanan siyah bayraklar bazen halkın başına, bazen beyaz güvercin bulutlu mavi göğe uçuyordu. Sultanahmet bahçesinin parmak¬lıklarına dayanmış bir ihtiyar dişsiz ağzı, açık, fersiz gözlerinden, sürülmüş tarla gibi buruşan yanaklarına akan gözyaşlarıyla beraber bağıra bağıra ağlıyordu. Ayasofya tarafından giren herkes uçan Türk bayraklarını siyah görünce dudaklarından bir feryat, kısılmış bir hıçkırık fırlıyordu. Gözleri sürmeli olduğunu en boyalı genç kadınlar bile unutmuş, bütün boyaları yanaklarından yaşlarla akıyordu.

Halide Edip ADIVAR
Metin İnceleme
1.Yukarıdaki metin Türk tarihinin hangi dönemine ışık tutar? Açıklayınız.
Yukarıdaki metin Türk tarihinin kurtuluş mücadelesi verdiği Kurtuluş savaşı yıllarına ışık tutmaktadır.
2.İncelenen metinden hareketle edebî eser - tarih ilişkisini değerlendiren bir paragraf yazınız. Yazıların birkaç tanesini sınıf panosuna asınız.
Edebî metinler tarih biliminin verilerinden yararlanır. Ama yazar bunu yaparken tarihten aldığı verileri olduğu gibi kullanmaz. Bu verileri o, kendi dünyasında yeniden şekillendirir, bu metne kendi kurgusunu ekler ve bu şekilde okuyucuya sunar. Yani edebi metinlerde değiştirilmiş bir gerçeklik vardır. Bu metinde de yazar tarihte yaşanmış bir gerçekliği kurgulayarak yeninden şekillendirmiştir.

2. Metin
Türk Savaş Taktiği
Osmanlı Türklerinin, yükseliş çağlarında, XV ve XVI. asırlarda kazandıkları savaşların gerçekçi bir açıklaması yapılmış değildir. Türk ordusunun, çok defa kendinden kalabalık bağlaşık Avrupa ordularını yendiğini yazan tarihler, bu zaferleri, Türk askerinin kahramanlığının ötesinde bir açıklamaya bağlamak lüzumunu duymamışlardır. Hâlbuki Osmanlı Cihan İmparatorluğu'nun kurulmasını sağlayan bu zaferlerin sırları, sanıldığından daha girifttir.
Osmanlı Türlerinin yükseliş çağlarında bir savaşın, önce siyasi hazırlığı yapılırdı. Savaşılacak devlet ve çok defa devletlerin jeopolitik durumları göz önüne alınır, bağlaşıklarından ayrılmaya çalışılır, büyük bir dip¬lomatik gayret sarf edilirdi. Bu, çok dikkat ve incelik isteyen bir işti. Çünkü Türkiye İmparatorluğu bazen, Fatih Sultan Mehmed zamanında olduğu gibi, 20 küsur devletle birden savaş hâlinde bulunurdu.
Savaşılacak kuvvetlerin hesabı iyice yapıldıktan sonra, Türk ordusunu savaşa hazırlama çalışmaları başlardı. Türk ordusu, daima savaşa hazır, meslekleri askerlik olan bir kitleden müteşekkil bir kuruluş¬tu. Ancak orduyu toplamak ve savaş alanlarına götürmek meseleleri önemliydi. Ne kadar kuvvetin ne zaman ve nerede yığınak yapacağı ve hangi yolların geçileceği kararlaştırılırdı. Bu yolların hangi konak¬larında ne miktar yiyecek, yem ve cephane bulundurulmak icap edeceği hesaplanır, oraların sancak ve alay beylerine, kadı ve naiplerine emirler gönderilirdi. Yol üzerindeki depoların mevcudu öğrenilirdi. Ge¬çilecek yolların durumu, köprülerin vaziyeti, ne kadar zamanda ne kadar kuvveti geçirebileceği incele¬nirdi. Çok defa ordu yürüyüşe geçmeden önce yollar, son bir bakım ve kontrolden daha geçirilirdi.
Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı. Türklerin Avrupa'da son derece mükemmel bir ha¬ber alma teşkilatı olduğu gibi, Avrupalıların da Türkiye'de aynı işi gören casusları vardı. Fakat Türk ha¬ber alması, çok üstündü. Avrupa devletlerinin son durumlarını bütün teferruatıyla Divanıhümayuna ya¬ni hükümete bildirirdi.

Yılmaz ÖZTUNA
3.İncelediğiniz metin tarihimizin hangi dönemlerinden bahsetmektedir?
15 ve 16. Yüzyıllar arasındaki dönemden bahsetmektedir.
4.Metinlerden hangisi tarihî, hangisi edebîdir? Örnek vererek açıklayınız.
1.Metin edebî bir metindir. Çünkü metin kurgulanmıştır. Bunu da metinde yapılan betimlemelerden kolayca anlayabiliriz. Örneğin, “İpekli, bol çarşafları içinde buruşuk yanaklarına yaşlar akarak nineler geliyor. Sarılı kırmızılı basma entarisinin yeni çarşafından fırlamış, yemenilerinin oyaları görünen küme küme, gözleri kırmızı, yüzleri Fransız İhtilalinde Versay'a hücum eden kadınlar alayının tablosu gibi o kadar çok kadın var ki! Hiçbiri ne önünü ne arkasını görüyordu. Hamal ile genç aydının, Karagümrüklü işçi İstanbullu kadınla yüksek ökçeli süslü kadının omuz omuza, yüz yüze geldiği bir gündü. Derinliği görülemeyen meydanda müthiş bir insan denizi derin ve sessiz uğultusuyla akıy¬or, akıyor, yalnız çok yoğun olan ortası kımıldamıyordu.” Parçası bu metnin edebî bir metin olduğunu gösteriyor.
2.metin tarihi bir metindir. Çünkü bilgiler yorum yapılmadan, kurgulanmadan direkt olarak verilmiştir. Buna örnek ise: Seferin nereye yapılacağı çok defa aylarca önce beylerbeyi ve sancak beylerine bildirilir fakat bazen de son ana kadar gizli tutulurdu. Mesela Fatih, seferin nereye olduğunu gizli tutardı. Akkoyunlulara karşı Otlukbeli savaşının hazırlıklarının hangi devlete karşı yapıldı¬ğı, padişahtan başka herkesin meçhulüydü. Trabzon İmparatorluğu'na karşı seferinde de böyle yapmış ve düşmanı pek gafil avlamıştı. Nitekim son çıktığı seferin nereye olduğuna, günümüze kadar tarihçiler karar verememişlerdir. Çünkü sefe¬rin daha başında Fatih ölmüştü, Yavuz da Mısır seferine çıkar¬ken İran üzerine gidildiği propagandasını yapmıştır. Sultan İb¬rahim zamanında, Girit seferine giden Türk donanması, Malta'ya gidiyor sanılıyordu. Girit sularına iyice yaklaşırken Kaptanıderya Yusuf Paşa, padişahın mühürlü hattıhümayununu aç¬mış, amiraller seferin Girit üzerine olduğunu öğrenmişlerdi. Bu gizlilik, yabancı haber alma teşkilatlarına karşıydı.
5.Metinlerden hareketle edebiyat ile tarih arasındaki ilişkiyi açıklayınız.
Hazırlık sorularının 1.sorusunda bu sorunun cevabı açıklanmıştır. Bura da edebiyat tarihçisi ile tarih arasındaki farklara kısaca değinilecek: İnsanın geçmişe karşı duyduğu merakın, yarına ait endişelerinin ve varlığını sürdürebilmek için gösterdiği çabaların bir ürünü olan tarih, insan topluluklarının, zaman-yer gösterilerek ve doğru olarak, hayatını, kültür ve uygarlıklarını anlatan bir bilimdir. İnsanı ilgilendiren her şey tarihin içindedir. Edebiyat tarihi araştırmalarının temeli olan edebî eserin konusu da insandır. Her ikisinin ortak noktası ise insanla ilgili gerçekleri vermeye çalışmasıdır. Edebiyat tarihçisi ve tarihçi "geçmiş" üzerinde çalışırlar. Ancak, aynı yöntemi kullanmakla birlikle, uygulamada birbirlerinden ayrılırlar. Tarihçinin üzerinde çalıştığı geçmiş, artık devrini tamamlamış tarihin malı olmuştur. Edebiyat tarihçisinin konusu olan geçmiş ise sanat eserleriyle varlığını sürdürmektedir. Tarihçinin objektif (tarafsız) olma mecburiyeti yanında, edebiyat tarihçisi, bir edebî eseri incelerken, onun taşıdığı sanat tazeliği karşısında tarafsız ve heyecansız kalamaz. Tarihçi, kişiler üzerinde olaylarla ilgisi oranında dururken, edebiyat tarihçisi, sanat eserlerini meydana getiren belirli kişiler üzerinde durur. Edebiyat tarihçisi, incelediği çağın dilini, zevkini, edebî karakterini, sanatçının özelliklerini ve çağdaşlarından ay¬rıldığı noktaları eserlere yönelik araştırmalarda bulabilir. Tarihçi, incelediği eserlerdeki şahsî görüşleri bir yana bırakmak durumundayken, edebiyat tarihçisi bu bölümleri de¬ğerlendirerek yazarı eserinde bulmaya da çalışır. Ayrıca tarihçi ve edebiyat tarihçisinin değerlendirmeye alınan kaynaklar karşısındaki tutumları da farklıdır. Kaynaklar tarihçi için yanıltıcı ve taraflı yazılmış olabilir. Hâlbuki sanat eserleri kendilerini olduğu gibi yansıtırlar.

ANLAMA VE YORUMLAMA
1.Etkinlik
Aşağıda Şemsettin Kutlu'nun "Servetifünun Dönemi Türk Edebiyatı Antolojisi" adlı eserinden bölümler verilmiştir. Buna göre metinden hareketle edebiyat tarihinin kapsamını yandaki kavram haritasına yazınız.
Edebiyat tarihinin kapsama alanı:
- Sanatçıların hayatını incelemek
- Sanatçıların eserlerini incelemek
- Dönemin sosyal ve siyasi olaylarını incelemek
- Edebî eserlerin gelişimini incelemek
- Edebiyatı belirli dönemlere ayırmak
2.Etkinlik
a. Aşağıda Köktürk Yazıtları'ndan bir bölüm verilmiştir. Siz de tarih kitaplarından okuduğunuz Köktürk Devleti ile ilgili bölümleri defterinize yazınız. İki metinde Köktürk Devleti ile ilgili bilgilerin nasıl verildiğini belirtiniz. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

Köktürk Yazıtları
(Kül Tigin Abidesi- Doğu Yüzü)
Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış. İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumin Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini tutuvermiş, düzenleyivermiş.
Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tâbi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye diz çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda Demir Kapıya kadar kon¬durmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Köktürk öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruku yine bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş. (...)
Orhun Abideleri

b. "Edebiyat tarihi edebî eserleri ve onları meydana getiren kişileri yer ve zaman şartlarına bağlı olarak inceler." Açıklamadan ve incelediğiniz metinden hareketle edebiyat tarihinin uygarlık tarihini ne şekilde etkilediğini açıklayınız.
Toplumların maddî ve manevî varlıklarının; fikir, sanat çalışmalarıyla ilgili niteliklerinin tümüne uygarlık denir. İnsanlık binlerce yıllık bir uygarlık tarihine sahiptir. Edebiyat tarihi ise konusu insan olan ve edebî bir üslupla yazılmış bütün eserlerle ilgilenir. Geçmişten aldığı bu değerleri ve bilgileri gelecek kuşağa aktarır. Aynı zamanda edebiyat tarihi gelecek kuşağın fikri yapısını oluştur ve böylece uygarlığın şekillenmesine yardımcı olur.
c. Türk edebiyat tarihinin dünya uygarlığına ne gibi katkısı olmuştur? Örnekler veriniz.
Dünyanın en eski milletlerinden biri olan Türkler, edebiyat alanında dünyanın en eskilerinden biridir. Gerek yazılı metinleri, gerekse maddi ve manevi birikimleriyle dünya uygarlığına önemli katkıları olan Türkler, dünyanda, destan metni bakımından en zengin edebiyatına sahiptir. Türk edebiyat tarihi içiriğinin zenginliği, çeşitliliği ve estetiğiyle dünya uygarlığına katkı sağlamıştır.
3.Etkinlik
Aşağıdaki sözcük-terim-açıklama eşleştirmelerini yapınız.
Edebiyat Tarihi: Bütün edebiyat hareketlerini ve dönemlerini inceler.
Tarih: Toplumu etkileyen olaylar arasındaki ilişkileri önceki ve sonraki olaylara bağla¬yarak inceler.
Edebiyat: Düşünce ve duyguların imgelerle biçimlendirilmesi
Tarih: Toplumları etkileyen olayları zaman ve yer belirterek anlatır.
Edebiyat Tarihi: Yazar ve şairlerin dil ve üslup özelliklerini açıklar.
Edebiyat: Dili etkili kullanma sanatı.
4.Etkinlik
Türk edebiyatında destan, masal, mesnevi, halk hikâyesi ve roman gibi edebî türlerin ortaya çıktıkları zaman dilimlerini ve bu türlerin birbirlerinden farklarını belirleyiniz.
Destan: İslamiyet öncesi edebiyatımızın ilk üründür. Hece ölçüsüyle söylenir.
Masal: Masal da ilk olarak İslamiyet öncesi dönemde görülen bir edebî türdür. Düzyazı şeklinde söylenir.
Mesnevî: Mesnevî İslami Türk edebiyatının ilk edebî türüdür. Aruz vezniyle beyitlerle yazılır.
Halk hikâyesi: Halk hikâyesi de İslami dönem Türk edebiyatının ürünlerindendir. Nazım nesir karışık olarak söylenir.
Roman: Roman Batı tarzı Türk edebiyatının ilk ürünlerindendir. Nesir halinde yazılır.
5.Etkinlik
"Edebiyat tarihi; sanatçıların, eserlerini hangi şartlar altında meydana getirdiklerini araştırır ve onların gerçek değerini belirlemeye çalışır. Bu eser ve sanatçıların, dönemlerinde ve kendinden sonra edebiyat ve toplum hayatını ne şekilde etkilediğini tespit eder. Vatan ve din değişmesi, göçler, iktisadi ve siyasi olaylar toplumda olduğu gibi onun edebiyatında da etkilidir." Okuduğunuz metinlerden de faydala¬narak tarihî dönem, eser ve sanatçı ilişkisini örnekler vererek açıklayınız.
Bir eserin yazıldığı dönem ile eser arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü yazar toplumun içinde bir ferttir. Yazılan eserlerde toplumun bireylerine sunulmak için yazılır. Bu yüzden eserlerde toplumun beklentileri ilgileri daha çok yer bulur. Bu nedenle eserlerde yazıldığı dönemin özelliklerini bulmak gayet doğaldır. Aynı şekilde yazar eserine mutlaka kendinden bir şeyler ekler. Çünkü yazılan eser anı zamanda yazarında beklentileri karşılamak için oluşturulmuştur. Bütün bunlardan dolayı, tarihî dönem-eser ve sanatçı arasında ayrılmaz bir bütünlük vardır.
6. Etkinlik
Sınıfa getirdiğiniz şiir ve romanları inceleyiniz. "Edebî eserler yazıldıkları dönemi yansıtan tarihî belgelerdir." sözü ne kadar geçerlidir? Metinlerden örnekler vererek tartışınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

DEĞERLENDİRME
a. "Toplumun, sanatçının, sanat eseriyle" sözcüklerini aşağıdaki boş bırakılan yerlere
yazınız.
a. SANAT ESERİYLE sanatçının hayatı arasında sıkı bir bağ vardır.
b. Sanatçı TOPLUMUN aynasıdır.
c. Sanat eserinde SANATÇININ yaş***** ve kişiliğine ait ipuçları vardır.
b. Aşağıdaki cümleleri doğru-yanlış (D/Y) durumlarına göre değerlendiriniz.
(D) Edebî bir tür olan roman Batı etkisinde gelişen Türk edebiyatı döneminde ortaya çıkmıştır.
(Y) Tarih, edebî eserlerden hareketle bir milletin duygu ve düşüncede geçirdiği evreleri inceler.
(D ) Türk tarihiyle ilgili bilgilere edebî eser¬lerden de ulaşabiliriz.
c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi edebiyat tarihinin kapsamlarından biri değildir?
A) Şair ve yazarların eserlerini inceler.
B) Edebiyatı belirli dönemlere ayırır.
C) Siyasi ve sosyal olayların edebî eserlere nasıl yansıdığını inceler.
D) Sosyal olayların başka bilim dallarıyla iliş¬kisini ele alır.
E) Edebî dönemlerin özelliklerini belirler.
D
2.
I. Anı (Hatıra)
II. Roman
III. Gezi Yazıları
IV.Günlük
Yukarıdaki edebî türlerden hangisi ya da hangileri genel tarih açısından bir değer ifade eder?
A) I ve II B) I ve III C) II ve III D) III ve IV E) I, II, III ve IV





Konu ErhaN38 tarafından (20-10-2011 Saat 02:03 PM ) değiştirilmiştir..
ErhaN38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 20-10-2011, 02:01 PM   #2 (permalink)
Arena Üyesi
 
ErhaN38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.624
Standart Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler Sayfa 15-19

TÜRK EDEBİYATININ DÖNEMLERE AYRILMASINDAKİ ÖLÇÜTLER
2. Türk Edebiyatının Dönemlere Ayrılmasındaki Ölçütler
HAZIRLIK
1.Bir insanın yaşamını belirli dönemlere ayırırken hangi ölçütleri kullanırız? Belirtiniz.
Bir insanın yaşamını belirli dönemlere ayırırken -incelenmesi kolay olsun diye- çocukluk dönemi, gençlik dönemi, olgunlaşma dönemi ve ihtiyarlık dönemi şeklinde ayırabiliriz.
2-Türk edebiyatı da tarih boyunca belli dönemlere ayrılmıştır. Sizce edebiyatın belli dönemlere ayrılmasındaki ölçütler neler olabilir? Tartışınız. Sonuçları yazınız.
Türk edebiyatını dönemlere ayrılırken kullanılan ölçütlerin bazıları:

a) Dil Anlayışı: Dil, zaman içinde değişen, canlı bir varlıktır. Milletlerin gelişmesine, sosyal ve kültürel yapısındaki değişmelere paralel olarak dili de gelişir veya değişir. Türkler, Müslüman olmadan önce, Türkçede atlı bozkır kültürünün ve göçebe hayatının unsurları hâkimdir. Müslüman olduktan sonra dilimiz, İslâm medeniyetinin taşıyıcısı olan Arapça ve Farsçadan etkilenmiştir. İslâm diniyle ilgili terimler ve deyimler dilimize girmiştir. Bu dönemde yazı dili ile konuşma dili arasında önemli farklılıklar görülmüştür. XIX. yüzyılın ortalarından itibaren edebiyatfatihi Türk toplumu Batı medeniyetinin etkisi altına girmiştir. Bu sefer Türkçeye Batı dillerinden kelimeler girmeye başlar. Dilimiz, Batı kültürünü, ilim ve tekniğini, hayat tarzını yansıtan unsurlarla dolar.
b) Dil Coğrafyası: Bir dilin konuşulduğu alan da önemlidir. Buna "dil coğ­rafyası" denir. Türkler, bilhassa XI. yüzyıldan itibaren dünyanın büyük bir bö­lümüne yayılmış ve günümüze kadar irili ufaklı binlerce devlet kurmuştur. Do­layısıyla Türkçe de geniş coğrafyalarda konuşulan bir dil olmuştur. Bu da bir­birinden az veya çok farklılık gösteren bazı Türk şive ve lehçelerinin doğması­na yol açmıştır.
c) Kültürel Farklılaşma: Kültür, bir milletin dil, din, sanat, örf ve âdetleri gibi hayata mal olmuş maddî ve manevî değerlerinin hepsine birden verilen bir isimdir. Milletlerin dinî hayatlarında, dillerinde, gelenek ve göreneklerinde meydana gelen değişiklikler kültürel farklılaşmayı doğurur. Bu bazen çok yavaş, bazen de hızlı olur. edebiyatfatihi Toplumumuzda kültürel farklılaşmanın en çarpıcı örneği, 1830'lârdan itibaren başlayan "Batılılaşma" hareketinde görülür. Çok hızlı gerçekleşen bu hareket, bazı sosyal bunalımları da beraberinde getirmiştir. Tabiî sanat ve edebiyatfatihi edebiyatımız bu kültürel farklılaşmadan hem etkilenmiş, hem de bu hareketin yayılmasında etkili olmuştur. Edebiyatımızın devrelere ayrılmasında bu ve buna benzer kültürel farklı­laşmalar da bir kıstastır.
d) Dinî Hayat: Din, topluma getirdiği değer hükümleriyle insanların düşünce yapı­larını etkiler ve değiştirir. İslâmiyet’in kabu­lünden önce Türkler, değişik coğrafyalarda Şaman, Mani ve Buda dinlerini benimsemiş­lerdi. Bu dinlerin etkilerine, o dönemde oluş­turulan kitabe ve destanlarda rastlıyoruz. İslâmiyet’in kabulünden sonra edebiyatı­mızda köklü değişiklikler oluşmuştur. Karahanlılar, Gazneliler, Selçuklular ve Osmanlılar gibi büyük devletler kuran Türkler, Araplar ve İranlılarla yakın ilişkiler İçinde olmuşlardır. Bu ilişkiler sonucunda dil ve edebiyatımızda, İran ve Arap dil ye edebiyatfatihi edebiyatlarının etkileri görül­müştür. İslâmiyet’in etkisi altında gelişen edebiyatımız Tanzimat'a kadar devam etmiştir. turkeyarena.net
3. Üç gruba ayrılınız. Birinci grup İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı, ikinci grup İslami Devir Türk Edebiyatı, üçüncü grup da Batı Tesirinde Gelişen Türk Edebiyatının nelerden ya da kimler­den etkilendiğini araştırsın.

Türk edebiyatının dönemleri
Başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız. Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici özelliği içinde, Doğu uygarlığı dediğimiz İslam uygarlığının kurulup gelişmesindeedebiyatfatihi başlıca etken olmuştur. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin güçlüklerle karşılaşmışlardır. İşte Türk edebiyatı tarihini bu dönüm noktalarına göre devirlere ayırıyoruz:

1. İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
2. İslâmî Devir Türk Edebiyatı
3. Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı

1- İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı
İslâmiyet Öncesi Türk Edebiyatı, Orta Asya coğrafyasında, başlangıcı kesin tarih­lerle belirlenemeyen ve X. yüzyıla kadar sü­ren dönemdir. Bu dönem edebiyatı iki kolda gelişmiştir. turkeyarena.net
a) Sözlü edebiyat:Sözlü olarak yayılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Çeşitli Türk boylarında şaman, baksı, kam, oyun adı verilen sanatçılar tarafından kopuz eşli­ğinde söylenen koşuklar, ölen bir kişinin ar­dından söylenen ağıtlar, destanlar, atasözle­ri vb. sözlü edebiyatın ürünleri arasındadır.
b) Yazılı edebiyat:Yazıya aktarılan ürünlerin oluşturduğu edebiyattır. Edebî de­ğer taşıyan ilk yazılı metinler VIII. yüzyılda oluşturulan, Göktürklere ait Orhun Abideleri (Göktürk Kitabeleri)dir.

2-İslâmî Devir Türk Edebiyatı
X. yüzyılın ikinci yarısından XIX. yüzyı­lın başlarına kadar devam eden bu dönem­de edebî eserlerde İslâm dininin etkisi görü­lür. İslâmî Devir Türk Edebiyatı iki koldan gelişme göstermiştir:
1. Klâsik Türk edebiyatı (gazel, kaside, mesnevi…)
2. Halk edebiyatı:

a. Anonim halk edebiyatı (mani, türkü, ninni, tekerleme…)
b. Dinî-tasavvufî halk edebiyatı (ilahi, nefes, devriye, şathiye, nutuk..)
c. Âşık tarzı halk edebiyatı (koşma, semai, varsağı, ağıt)

3-Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
XIX. yüzyılın ortalarından itibaren siyasî bir hareket olan Tanzimat'ın ilanıyla başlayan ve günümüze kadar etkisi devam eden dö­nemdir. edebiyatfatihi Bu dönemde edebiyatımız gazete çevresinde gelişen roman, hikâye, makale, deneme, eleştiri gibi birçok yeni türle tanıştı.
Batı uygarlığının etkisinde gelişen Türk edebiyatını altı bölümde inceliyoruz:

1. Tanzimat Edebiyatı
2. Edebiyat-ı Cedide (Servet-i Fünûn Edebiyatı)
3. Fecr-i Âti Edebiyatı
4. Millî Edebiyat
5. Millî Mücadele Dönemi Edebiyatı
6. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı :

İNCELEME
Aşağıdaki metin parçaları Türk edebiyatının üç farklı dönemine aittir. Farklı uygarlıkların Türk edebiyatına etkilerini göz önünde bulundurarak bu metinlerin hangi döneme ait olduğunu ve ayırıcı özelliklerini 17. sayfadaki tabloya yazınız.

Ait olduğu dönem
Ayırıcı özellikleri
Destan
İslamiyet öncesi
Hece ölçüsüyle-abartılarak söylenmesi
Mesnevî
İslami dönem
Aruz ölçüsüyle-beyitler halinde yazılması
Roman
Modern dönem
Düzyazı ile yazılması

1.Etkinlik
Araştırmalarınızdan yola çıkarak farklı uygarlıkların ve tarihî dönemlerin Türk edebiyatı üzerindeki etkilerini karşılaştırınız.edebiyatfatihi Sonuçlarını sözlü olarak ifade ediniz.
Türk edebiyatı üzerinde İslamiyet öncesinde hiçbir uygarlığın etkisi olmamıştır. İslami devirde Arap ve Fars uygarlığının, Modern dönemde ise Batı uygarlığının özellikle de millet olarak Fransa’nın etkisi Türk edebiyatı üzerinde vardır.edebiyatfatihi İslami dönemde kullanılan kelime ve kavramlar, insanların inançları Türk edebiyatını etkilerken modern dönemde ise Batı odaklı eserlerin daha çok verilmesi bu etkiyi göstermesi açısından önemlidir.

ANLAMA VE YORUMLAMA
2.Etkinlik
Aşağıda Türk edebiyatının üç farklı dönemini yansıtan resimler verilmiştir. Bu eserlerin, ait oldukları dönemlerin edebiyatfatihi zihniyeti ile ilişkisini tartışınız. Sonuçları belirtiniz.
Destan dönemine ait resimde o döneme ait olağanüstülüklerin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu özellik destan döneminin en dikkat çeken özelliğidir. Osmanlı dönemine ait resimde ise divan sohbetlerinin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu dönemde divan şiiri çok önemli bir yere sahiptir. Her sohbet ortamında şiirler söylenir, divanlar okunurdu. Bu resim bu yönüyle kendi döneminin özelliklerini yansıtmaktadır. Batılaşma dönemine ait resimde ise Batının düşünce sisteminde önemli bir yeri olan soyut edebiyatfatihi ögelerin ön plana çıktığını görmekteyiz. Bu resimde yine yapıldığı döneme ait önemli ip uçları vermektedir.


3.Etkinlik
a. Türk edebiyatının üç temel dönemini yazınız. Bunu bir şema hâlinde sınıfınızın duvarına asınız. Aşağıdaki kavramların hangi döneme ait olduğunu belirtiniz.

Türk Edebiyatının Dönemleri
1-İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
2-İslami Devir Trük Edebiyatı
3-Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Lale Devri: İslami Devir Trük Edebiyatı
Karahanlı Devleti : İslami Devir Trük Edebiyatı
Medrese: İslami Devir Trük Edebiyatı
Milliyetçilik: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Tanzimat Fermanı : Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Ergenekon: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
Tasavvuf:İslami Devir Trük Edebiyatı
Divan Edebiyatı:İslami Devir Trük Edebiyatı
Roman, Tiyatro: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Şamanizm: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
Göçebe Yaşam:İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
Müslümanlık : İslami Devir Trük Edebiyatı
Opera: Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
Köktürk Yazıtları: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
Arap ve Fars Edebiyatı................. : İslami Devir Türk Edebiyatı
Talas Savaşı: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
Yuğ: İslamiyet Öncesi Türk edebiyatı
b. Türk edebiyatının bu şekilde dönemlere ayrılmasının sebeplerini açıklayınız
Türk Edebiyatının bu şekilde dönemlere ayrılmasının en önemli sebeplerinden biri incelenmesi kolaylaştırmaktır. Bundan başka, başlangıcından zamanımıza kadar yüzyıllar boyunca süren edebiyat tarihimizi belli devirlere ayırmak zorundayız; çünkü Türk tarihinde esaslı iki dönüm noktası vardır. Bunlar, Türk tarihinin akışını değiştirmiş ve yeni devirlerin başlangıcı olmuştur. Bu dönüm noktalarından biri İslam dinin kabulü, öteki de Batı’ya dönüş hareketidir. Birincisinde Türkler, yeni dinin birleştirici özelliği içinde, Doğu uygarlığı dediğimiz İslam uygarlığının kurulup gelişmesinde başlıca etken olmuştur. İkincisinde ise, Batı uygarlığını siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok olayların baskısı altında benimsemeye koyulmuşlar ve çok çetin güçlüklerle karşılaşmışlardır.
4.Etkinlik
a. Toplumların yapısında var olan sosyal ve kültürel farklılıklardan hareketle aşağıdaki etkin­liği gerçekleştiriniz.
Aşağıda, haklarında bilgi verilen kişilerin edebî zevkleri hakkında fikir yürütünüz:
Kişi: Ayşe Nine, 68 yaşında, sadece okuma yazma biliyor.
Yaşadığı Yer : Aydın'ın Türkmeneli Köyü
Yıl : 1655
Edebî Zevki : Ayşe Nine’nin köyde yaşaması, sadece okuma-yazma bilmesi bir de dönemin şartları göz önüne alındığında, Ayşe Nine için Dini-Tasavvufi Halk edebiyatı türlerinden hoşlandığını söyleyebiliriz.
Kişi : Âlim Bey, 68 yaşında, Arapça, Farsça ve Fransızca biliyor, medrese ve felsefe eğiti­mi görmüş.
Yaşadığı Yer: İstanbul, Sultanahmet
Yıl: 1655
Edebî Zevki: Âlim Bey’in yaşadığı dönemi, aldığı eğitimi ve yeri göz önüne aldığımızda bir kültür atmosferinin içinde büyüdüğünü söyleyebiliriz. Yaşadığı dönemde okumuş-yazmış insanların en çok okuduğu ve ilgilendiği tür ise Divan edebiyatı mahsulleridir. Âlim Bey’i ise büyüt olasılıkla bu türlerden hoşlanan, edebî zevkini bu türlerin şekillendirdiği bir kişidir.

b)Aşağıdaki şiirleri, yukarıdaki kişilerden hangisinin daha iyi anlayabileceği konusunda yo­rum yapınız


Yukarıdaki şiirlerden Fuzuliye ait olanı aldığı eğitimi göz önüne alırsak Âlim Bey, Karacaoğlan’a ait dörtlüğü de hem Âlim Bey’in hem de Ayşe Nine’nin daha iyi anlayacağı yorumunu yapabiliriz. Ama Karacaoğlan’ın şiirlerinin dili daha çok Ayşe Nine’ye hitap etmektedir.

c. Toplumsal ve kültürel olaylar edebî eserleri etkiler mi? Düşüncelerinizi belirtiniz.
Evet etkiler, örneğin İslam dinin kabulü hem toplumu hem de edebî eserlerin konusunu ve dilini değiştirmiştir.
ç. Yaşama tarzı, edebiyat ve sanat anlayışını ne ölçüde etkiler? Örnekler vererek açıklayınız.
Edebî eserler toplum için oluşturur. Toplumun yaşam tarzı edebî eserleri ve sanatı kendi anlayışına göre şekillendirir.
5.Etkinlik

İncelediğiniz metinlerden;
a. Dönemlere ait kelimeler bulunuz.
b. Sosyal yaşamla ilgili bilgiler bulunuz.

c. Bulduklarınızın dönemin hâkim zihniyeti ile bir ilgisi olup olmadığını tartışınız ve her
dönemi belirleyen hâkim zihniyetin özelliklerini belirtiniz.

ç. Günümüzdeki eserlerde hâkim zihniyet sizce ne olabilir? Örnekler vererek açıklayınız.



DEĞERLENDİRME

a. Tarih içinde Türk edebiyatının kaça ayrıldığını defterinize şema hâlinde çiziniz.



b. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcüklerle doldurunuz.
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı SÖZLÜ ve YAZILI edebiyat olarak iki kolda gelişmiştir.

c. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D; yanlış ise Y yazınız.
(D) Türk edebiyatının devirlere ayrılmasında dil anlayışı, dil coğrafyası, kültürel farklılaşma, dinsel yaşam, sanat anlayışı etkilidir.
(Y) Edebî eserler toplumda gelişen olayları yansıtmaz.
(Y) Türklerin ilk yazılı kaynağı Oğuz Kağan Destanı'dır.

ÜNİTE SONU DEĞERLENDİRMESİ
a. Aşağıda boş bırakılan yerlere uygun sözcükler getiriniz. "Zihniyet, mesnevi, zümre
edebiyatını, destan"
a DESTAN İslamiyet öncesi MESNEVİ İslami Dönem edebî ürünleridir.
b.Toplumların yapısında var olan sosyal ve kültürel farklar ZÜMRE EDEBİYATINI doğurur.
c.Bir sanat eseri olan resim ya da minyatür ait oldukları dönemin ZİYNİYETİNİ yansıtabilir.

b. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise D yanlış ise Y yazınız.
(Y) Tanzimat edebiyatı Türk edebiyatı dö­nemlerinden biridir.
(D) Her edebî dönemde belirli bir zihniyet vardır.
(D) Yüksek zümre edebiyatı İslami dö­nemde ortaya çıkar.

c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
Aşağıdakilerden hangisi Türk edebiyatının dönemlere ayrılmasındaki ölçütlerden birisi değildir?
A) Dil
B) Din
C) Yeraltı kaynakları
D) Siyasi olaylar
E)Tarihî olaylar

2.Aşağıdakilerden hangisi Türk edebiyatının dönemlerinden biri değildir?
A) İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı
B) İslamiyet Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
C) Köktürkler etkisinde gelişen Türk edebi­yatı
D) Batı Etkisinde Gelişen Türk Edebiyatı
E)Millî Edebiyat

Edebiyat - tarih ilişkisi hakkında düşündüklerim:
Edebiyat ile yaşanılan sosyal çevre arasında sıkı bir ilişki vardır. Toplumların sosyal ve kültürel alanlarındaki değişimler ister istemez sanat ve edebiyata da yansır. Türk edebiyatı, dünya edebiyatları içinde tarihi en eski olanlardan biridir. Sözlü edebiyatımızın başlangıcı bilinmemekle beraber M.Ö.VII. yüzyıllara kadar gitmektedir. Yazılı edebiyatımız ise elimizdeki belgelere göre M.S. VIII. yüzyıldan itibaren başlamaktadır. Türk edebiyatının baş­langıcından günümüze kadar geçen süre içinde, Türk milletinin sosyal, kültürel hayatında, inançlarında bazı önemli değişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler edebiyatımızı da etkilemiştir. Bütün bunlar incelenirken edebiyatçı tarihten yardım almak zorundadır. Bu yüzden edebiyat ile tarih arasında çok yakın bir ilişki vardır, diye biliriz.

Konu ErhaN38 tarafından (20-10-2011 Saat 11:26 PM ) değiştirilmiştir..
ErhaN38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 20-10-2011, 11:45 PM   #3 (permalink)
Arena Üyesi
 
ErhaN38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.624
Standart Zambak-2.ünite, Destan Dönemi Sayfa 22-24

2.ÜNİTE:
1)DESTAN DÖNEMİ
HAZIRLIK

Sayfa 22
1. Olağanüstü ve sıra dışı kavramlar sizin için neyi ifade ediyor? Çevrenizde sıra dışı olay­lara şahit oldunuz mu? Tartışınız. Sonuçları söyleyiniz.

Olağanüstü kelimesinin karşılığı alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalâde demektir. Çevremizde bazen sıra dışı olaylara şahit olabiliriz. Bu benzerlerinden farklı olarak bir deprem, sel felaketi gibi tabi afetler olacağı gibi bir insanın hiç ummadığı anda bir olayın başında geçmesi veya bu olaya şahit olması da bir olağanüstülük olabilir.

2. Tanık olduğunuz sıradan olayların abartılarak olağanüstü şekilde anlatıldığı oluyor mu? Sözlü olarak belirtiniz.
3. Farklı uygarlıklarda destan dönemi yaşanmış mıdır? Araştırınız. Bu destanlardan birkaçını sınıfa getiriniz.

Evet yaşanmıştır. Milletlerin ilk edebî ürünleri destanlarıdır. Bu nedenle destan bir milletin ilk edebî ürünüdür, diyebiliriz. İranlıların, Yunanlıların, Çinlilerin destan dönemleri yaşanmıştır.

4. "Mit" kavramını araştırınız. Türk kültürüne ait mitleri aşağıya yazınız.
Mit; çok eski zamanlarda gelmiş ve yaşamış olan ulusların inandıkları Tanrı’ların, kahramanların, devlerin ve perilerin hayatından bahseden hikâyelerdir. Her toplumun kendine özgü bir mit macerası vardır. Ve temsil ettiği topluluğun aynası gibidir. Mit toplumdan topluma farklılık gösterdiği gibi ortak yanlarda çok bulunmaktadır. Destanlarda bu mitolojik ögelere çok sık rastlanır. Mitleri inceleyen bilim dalına ise mitoloji denir.

Türk destanlarında karşımıza çıkan başlıca mitler:
1-IŞIK: Bu motif destanların kuruluşunda kutsiyetten kaynaklanan hayat verici bir özelliğe sahiptir. Destanların büyük kahramanları; bu kahramanlara kadınlık ve mukaddes Türk çocuklarına annelik yapan kadınlar ilahî bir ışıktan doğarlar. Şamanist inanca göre yerden on yedi kat göğe doğru gittikçe aydınlanan bir nur âlemi vardır ki bunun on yedinci katında bütün göz kamaştırıcı ışığıyla Türk Tanrı’sı oturur. Yeryüzünde iyilik yapan ruhlar da bir kuş şeklinde bu nur âlemine uçarlar.
2-RÜYA: Destanın bütününü etkileyen ve destan kahramanlarının hareket alanını belirleyen bir motiftir. Bir mücadele üzerine kurulu destanlarda kazanılacak başarı veya yaşanacak bir felaket düş yoluyla önceden öğrenilir. Kadercilik anlayışı düş motifiyle destanlarda işlenir.
3-AĞAÇ: Destanlarda ağaç motifi üç yönüyle yer alır: Sığınak (Oba), Ana ya da Ata, varlığı, devleti temsil eden sembol. İnsanlığın yaratılışı hakkındaki Türk düşüncesine göre Tanrı, yeryüzündeki dokuz insan cinsini, bu insanlardan önce yarattığı dokuz dallı ağacın gölgesinde barındırmıştır.
4-KIRKLAR: Bu motif, kahramanlar etrafındaki gücü temsil eder. Kırk sayısı bazı eşya ve davranışları sınırlar. Oğuz Kağan'ın kırk günde yürümesi, konuşması gibi. Kırk sayısı görünmez âleminden gelen koruyucu, güç verici kutsiyete erişmiş şahısları da simgeler. turkeyarena.net
5-AT: At destanlarda önemli bir konuma sahiptir. Bunun temelinde göçebe kültürün yarattığı zorlayıcı koşullar vardır. Ata bir tür dinsel totem özelliği kazandıran Şamanist inançtır. At, kahramanın başarıya ulaşmasında en etkin güçtür. Sahibini korur, ona yol gösterir, tehlikelere karşı uyarır.
6-OK-YAY: Destanlarda maden isimlerinin sıkça geçmesi Türklerin savaşçı bir ulus oldukları kadar savaş aracı üretmede de usta olduklarını gösterir. Destanlardaki maden isimleri tamamıyla Türkçedir. Bu da Türklerin çok eskiden beri madencilikle uğraştıklarının delilidir. Ok- yay motifi destanlarda sadece savaş aracı olarak geçmemiş, Türk üstünlüğünü ifade etmiş, hukuki bir sembol haline gelmiştir.
7-MAĞARA: Bu motif destanlarda sığınak ve ana karnını temsil eder. Bazen de ilahî buyruğun tebliğ edildiği yer olarak karşımıza çıkar.
8-AKSAKALI İHTİYAR: Destanlarda hakanların akıl danışıp öğüt diledikleri güngörmüş yaşlılar vardır. Derin tecrübeli bu kimseler, genç hakanlara yol ve iz gösterirler. Bu, Türklerin âlimlere mukaddes insan gözüyle bakıp ilme değer verdiklerini gösterir.
9-YADA TAŞI: Bu taş destanlarda millî birlik ve bütünlüğü, halkın mutluluğunu ve devletin idealini temsil eder. Bu taş ülkeden çıkarıldığında birlik ve bütünlük bozulur ve kıtlık baş gösterir.

İNCELEME

Yakut Türkleri
İlk insan, nereden geldiğini düşünmüş ve bu konuda gün geçtikçe kafasını yormaya başlamış. Nasıl doğdum, nasıl dünyaya geldim diye, hep düşünür gezermiş. Artık bir gün kendi kendine şöyle söylen­meye başlamış: "Eğer gökten düşseydim o zaman kar ve buzla örtülü ve buzdan bir adam olurdum. Güney, kuzey, doğu veya batı yönlerinden birinden gelseydim o zaman ben de ağaç ve çayırların izleri olur ve bunlar da rüzgârlarla uçuşurdu. Yok yerin en derinliklerinden gelseydim elbette ki o zaman çamur ve toz içinde kalırdım!" İlk insan işte böyle düşüne düşüne kalakalmış. En sonunda şu karara varmış. Demiş ki, beni doğursa doğursa yine Büyük Ana Kübey Hatun doğurmuş olmalıdır. Çünkü onun içinde bulunduğu ağacın göğsünden sütler akar. Bu sebeple ilk insan, hayat ağacının karşısına gitmiş ve şöyle demiş: "Beni doğuran ana sen olmalısın! Beni yaratıp meydana getiren ana sen olmalısın!" Ağaç ilk insana, ilk insan da ağaca bakmış ve sonunda adam, bu ağacın kendi annesi olduğunu anlamış ve şöyle demiş: " Ben yetim bir çocuk iken sen beni büyüttün! Ben küçük bir çocuk iken sen beni adam ettin!"
Ali ÖZTÜRK

MİTLERİN OLUŞUMU
Mitlerin geniş açıklayıcı özellikleri oluşumlarını belirli bir oranda muğlâklaştırmaktadır. Mitlerin kültürel ihtiyaçları karşılamak amacıyla oluştuğuna (veya oluşturulduğuna) dair bir kanı ortaya atılmıştır.
Mitler kabile, şehir veya millet gibi kültürel kurumları evrensel hakikatlere bağlayarak yetkilendirebilir (bunlara yetki verebilir).
Tüm kültürler kendi dinleri, kahramanları, tarihleri ve benzeri unsurlarına ilişkin anlatıları barındıran kendi mitlerini zamanla geliştirmişlerdir. Bu mitlerin barındırdıkları sembolik anlamların gücü uzun süreler boyunca canlı kalabilmelerinin (bazen binlerce yıl boyunca) ana sebeplerindendir.
Mitlerin bir toplamı, bütünü mitos olarak adlandırılır. Bunların (mitosların) bir toplamı, bütününe ise mitoi denir. Bunun önemli bir türü bir kültürün evrenin nasıl yaratıldığına ilişkin görüş ve inançlarını açıklayan ve tanımlayan yaratılış mitleridir.

ANLAMA VE YORUMLAMA
2.Etkinlik
a. Aşağıdaki destan dönemine ait temsilî resimleri inceleyiniz. Resimler hakkındaki düşüncelerinizi boş bırakılan yerlere yazılı olarak ifade ediniz.



Destanlar, ulusların, özellikle tarih yazımının henüz yaşam bulmadığı dönemlerine ışık tutmaları bakımından önemlidirler. Ayrıca, ulusların tarih sahnesine çıkışlarını, komşularıyla olan ilişkilerini ve kendi kültür dokularını var eden değerleri anlamak bakımından da önemli kaynaklardır. Bu resimler, destan döneminde hâkim olan zihniyeti ortaya koymaktadır. Destan döneminde kahramanlık önemli bir öge olduğu için genel olarak bu resimlerde savaş ve savaşta kullanılan ya da gücü temsil eden varlıklar sıra dışı olarak resmedilmiştir.

b. "Destan dönemi ifadesiyle destanların ortaya çıktıkları zaman dilimi kastedilir." Okuduğu­nuz destandan da faydalanarak destan dönemindeki zihniyet ve beğeninin özelliklerini sözlü ola­rak ifade ediniz.

Destanlar; tarih, düşünce ve sanat bakımından büyük değer taşırlar. Tarihi aydınla­tır, düşünce ve sanata kaynak oluştururlar. Bilimsel tarih araştırmaları yanında, ta­rihi olaylar karşısında halkın duygu ve düşüncelerini yansıtırlar. Des­tanlar halk gözüyle görülen, halk ruhuyla duyulan ve halk hayalinde masallaştırılan tarih­lerdir. Destan kahramanlarının doğaüstü özellikler göstermesi, olayların olağanüstülük­lerle anlatılması destanların gerçeklerden uzak olduğunu göstermez. Destanlar, anlatımlarındaki olağanüstü özellikler ayıklandığında ulusların tarihini aydınlatan en önemli kaynaklardır. Yüzyıllar boyunca Türklerin duyuş, düşünüş, inanış ve hayallerini; güzel sanatları­nı; aşk, aile, vatan, ulus ve devlet anlayışlarını Türk destanlarında görebiliriz.

3.Etkinlik
"Destan dönemi ve mit" sözcüklerini aşağıdaki açıklamalara uygun olarak kutucuklara yer­leştiriniz
Yazılı edebiyat ürünlerinin olmadığı dönem. SÖZLÜ DÖNEM
Tarih öncesine dayanan efsane. MİT
Tarih öncesi çağlarda tanrı veya yüceltilmiş insanlar hakkın­da zamanla inanış hâline gelen efsane. MİT
Milletlerin tarih öncesi maceralarının anlatıldığı devir. SÖZLÜ DÖNEM
4.Etkinlik
a. İki gruba ayrılınız.
b.Farklı kavim ve milletlerde destan döneminin yaşanıp yaşanmadığını belirtiniz ve bu konu-
da birer yazı hazırlayınız. Sonuçları sınıfta okuyunuz.

İRAN MİTOLOJİSİ
İran mitolojisi, İran platosu ve onun sınır bölgeleri ile Karadeniz'den Hoten'e kadar uzanan Orta Asya bölgelerinde yaşamış ve birbirleriyle kültürel ve dilsel olarak ilişkili olan eski halkların inanç ve ibadet uygulamalarının bütününe verilen isimdir. Yaklaşık bin yıl önce Firdevsi tarafından kaleme alınmış Şahname İran mitolojisinin derlemesi konumundadır.
İran mitolojisindeki karakterler güçlü bir biçimde ikiye ayrılmıştır: iyi olanlar ve kötü olanlar. Bu ikici iyi-kötü anlayışı İran mitolojisindeki hikâye, figür ve çeşitli motiflere de yansır. turkeyarena.net
İran mitoloji ve destanlarındaki en ünlü karakter Rüstem'dir. Bir başka ünlü figür de despotizmin sembolü olan Zahhak'tır. Zahhak sonunda Demirci Kaveh tarafından yenilgiye uğratılır. Zahhak ile ilgili ilginç ve bilgi verici bir nokta da Zahhak'ın omuzlarından çıkan ve onu koruyan iki engerek yılanıdır. Zira yılan çoğu Doğu mitolojisi gibi İran mitolojisinde de kötülüğün sembolüdür. İran mitolojisinde birçok farklı hayvan bulunur, bir kısmı iyiliği bir kısmı ise kötülüğü sembolize eder. İyiliği sembolize eden ve hiç kuşkusuz İran mitoloji ve destanlarında büyük önem atfedilen hayvan kuştur. Bu kuşların en ünlüleri, büyük, bilge ve güzel olan Simurg ve kraliyet kuşu olan Huma'dır.

ÇİN MİTOLOJİSi
Çin mitolojisine göre başlangıçta evren bir yumurtanın içindeydi. Evrende ilkin sonsuz ve sessiz bir hiçlik varmış. Her yer karanlıklar içindeyken ilk olarak Pengu (Pan Ku) oluştu. Pengu yumurtanın kabuğunu kırarak dünyayı on sekiz bin yılda düzene soktu. Yumurtanın üst kısmı yükselip gökyüzünü Yang'ı meydana getirdi. Alt kısmı ise çökerek yeri Yin'i oluşturdu. Yin dişi, Yang ise erkekti. Birbirlerini tamamladılar. Bu iki gücün birleşimi dev bir yaratıcılık etkisi doğurmuş ve sonuçta dünyanın ve varlıkların temelini oluşturmuştur. Bu ikiliğin her parçası birbirine geçmekte, birbirini koşullandırmakta, ayrı olamamakta, böylece karşıtlar arasındaki birlik ve savaş oluşmaktadır. Yin ve Yang enerjileri sürekli birlikte dans ederler. Ve böylece kozmik dengenin uyumunu yaratırlar. Yin, soğuk, karanlık ve atıldır. Yang, sıcak, aydınlık ve hayat doludur. Bu ikili sonradan Feng shui'yu, hayat enerjisinin akışını anlatan yaşama sanatını ortaya çıkarmıştır.
Çin geleneklerine ve inanışlarına göre yaşamın sürmesini sağlayan; "Yin - Yang" olarak adlandırılan iki evrensel güç ve bu iki gücün etkileşiminin dengede tutulabilmesi prensibidir. Evrendeki bu iki karşıt gücün varlığı, varoluşun ayrılmaz iki kutbudur ve bu iki kutup sayesinde "Denge" sağlanabilmektedir. İnsanların vücudunda da bulunan bu iki karşıt gücün dengesi bozulduğu zaman, hastalıklar oluşmaktadır. Çin simgeleri arasında başı çeken Yin -Yang'da ortada beyaz ve siyah daireler bulunur. İç içe olmaları bu ikiliğin doğada olduğuna işaret eder ki aynı zamanda eril olanın dişili, dişil olanın erili içinde barındırdığına da dikkatimizi çeker.
Pengu Yin ve Yangı oluşturduktan sonra ölür. Öldükten sonra sol gözünden güneş, sağ gözünden ay, kanından denizler, saçlarından ormanlar, gövdesinden yeryüzü, son soluğundan da rüzgârlar meydana gelmiş. Daha sonra çürüyen bedeninde kaynaşan böceklerden de insanlar oluşur.

Zamanla gökyüzünün bir bölümü denizlere düşerek insanlığı yok etti. Bunun üzerine Tanrıça Nü-kua, yengeç elleriyle gökyüzünü yukarıya kaldırdı, denizleri yeniden sınırlarına itti ve çamurdan yeni bir insan türü yarattı.

Yapısal birlik, evrensel cevher Çi aracıyla gerçekleşmektedir. Çi, bir enerji, "yaşam enerjisi" olarak izah edilebilir. Ve Çi'yi tek bir tanımla anlatmak mümkün değildir. Çin Tıp anlayışına göre, tüm evrene yayılmış Çi adlı bir enerji denizinin içinde yaşıyoruz. Çi, tüm canlılığın ölçüsü. Bir insanın Çi enerjisi üç yoldan sağlanıyor; doğum sırasında, soluduğumuz hava ile, yediğimiz ve içtiğimiz besinlerle.

Çin mitolojisinde Ejderlere büyük önem ve yer verilmiştir. Mitolojiye göre Long adı verilen ejderlerin beş türü mevcuttu: Tanrı’ların evlerini koruyan kutsal ejderhalar; rüzgâr ve yağmuru yöneten, aynı zamanda su baskınlarına neden olan ejder ruhlar; denizlerin ve okyanusların derinliklerini temizleyen doğa ejderleri; defineleri koruyan ejderler; ve beş penceli imparator ejderhalar. Taoizmde ejderler yang ilkeleri taşırlar ve sık sık su yada bulutlarla çevrilmiş olarak resmedilirler. Çin mitolojisinde Long-wang'lar, yani Ejderha Krallar, Taoizmde mistik yaratıklar olarak yerlerini almışlar. Yuan-shi tian-zong tarafından yönetilirler ve yılda bir kere ona raporlarını sunarlar. Cenaze törenleri ve yağmurlar üzerinde yargılama yetkisine sahiptirler. Eğer soylarından gelenlerin cenaze törenlerinde talihsizliklerine neden olacak kadar hata yapılırsa, Ejder Krallar dua etmeye başlarlar. Aynı zamanda kuraklık ve kıtlık devrinde onlar yağmur yağdırırlar


YUNAN MİTOLOJİSİ
Yunan mitolojisi, Yunan Tanrı’ları, Tanrıçaları ve kahramanları hakkındaki hikâyelerden oluşan sözlü edebiyatla yaratılmış ve yaygınlaşmış bir mitolojidir. Günümüzde bu mitoloji hakkındaki bilgilerimizi bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz.

Genel olarak Yunan mitolojisi Yakın Doğu'daki diğer uygarlıkların mitolojilerinden fazlasıyla etkilenmiştir. Kendisi de daha sonraki Roma mitolojisini fazlasıyla etkilemiştir. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan Tanrı’ları insan şeklindedir. Sfenks gibi bazı istisnalar da zaten Yakın Doğu ya da Anadolu kaynaklı karakterlerdir. Yunan Tanrı’larının yaratılış hikâyeleri olabilir; ama onlar yaşlanmazlar. Tanrı’lar nerdeyse tüm hastalıklara dirençlidir. Ancak bir o kadar da narinlerdir. Bir savaşta bağırış çağırış savaşırlar, bir yara alınca hemen yardım ister, uçar, kaçarlar. Hekim Tanrı’nın yaralarına merhem sürmesiyle iyileşiverir, gene aslan gibi kükrerler. Ayrıca görünmez olabilir, uzak mesafeleri çok kısa zamanda seyahat edebilir, bir insan topluluğu içinde sadece birine görünüp konuşabilirler. Her Tanrı’nın ayrı bir görünüşü, kişiliği, ilgi ve uzmanlık alanı vardır. Bu özellikler yöresel olarak da değişmektedir.

Yunan Mitolojisi 12 Tanrı’yı esas almıştır. Özel seçilmiş 12 Tanrı’ (ki bu 12 Tanrı, 6 kadın ve 6 erkekten oluşur) Olimpos Dağı'nda otururlar, dünyayı ordan izleyip idare ederler. Bu 12 sayısı hiç bozulmaz, bir Tanrı eklenirse bir başkası bu listeden çıkar. Şimşeklerin efendisi Zeus nice savaşlar vererek yönetimi babası Kronos ve onun yardakçıları titanların elinden almış, 3 erkek kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür. Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer. Herkes görev dağılımından sonra Olimpos'a çıkar ve dünyayı yönetmeye başlarlar.

c.Sınıfa getirdiğiniz farklı uygarlıklara ait destanlardan birkaçını okuyunuz. Bu destanlarla inceleme metninde okuduğunuz destanı karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

DEĞERLENDİRME
a. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
(D ) Farklı milletlerde ve kavimlerde destan dönemi yaşanmıştır.
(D ) Destanlar tarihin henüz yazıya geçiril­mediği döneme aittir.
(D ) Destan dönemine ait bir edebî eseri anlamak için dönemin zihniyet özellik­lerini bilmek gerekir.

2. Aşağıdaki cümlelerden hangisi mitlerin ortaya çıkışını tam olarak ifade eder?
A) Mitler yaşanmış olaylardan doğar.
B) İnsanlar hayal kurma eğilimindedir.
C) Tarihteki büyük kahramanlıklar mitlere kaynaklık eder.
D) Milletlerin başına gelen büyük felaketler mitleri ortaya çıkarmıştır.
E)İnsanoğlu nedenini bulamadığı, etkisinde kaldığı bazı olayları olağanüstü güçlere bağlama eğilimindendir.

b. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi destan döneminin özelliklerinden biri değildir?
A) Mitolojik ögeler bu dönemde ortaya çık­mıştır.
B) Olağanüstü olaylar ve kişiler vardır.
C) Bütün destanlar ortaya çıktıkları dönem­de kaleme alınmışlardır.
D) Destanlar ait oldukları milletlerin özellik­lerini taşır.
E)Edebî bir tür olan destanın temeli bu dönemde atılmıştır.

c. Aşağıdaki boş bırakılan yeri uygun sözcükle doldurunuz.
Destan döneminde SIRADIŞILIĞA-OLAĞANÜSTÜLÜĞE-MİTOLOJİYE özgü özellikler hayata hâkimdir.

Konu ErhaN38 tarafından (20-10-2011 Saat 11:49 PM ) değiştirilmiştir..
ErhaN38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-10-2011, 12:11 AM   #4 (permalink)
Arena Üyesi
 
ErhaN38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.624
Standart Zambak-2.ünite Sözlü Edebiyat Sayfa 25-27

2.ÜNİTE
2. SÖZLÜ EDEBİYAT

HAZIRLIK
1.Yazı olmasaydı duygu ve düşüncelerinizi nasıl ifade ederdiniz? Tartışınız. Sonuçları madde­ler hâlinde tahtaya yazınız.
Yazı olmasaydı duygu ve düşüncelerimizi konuşarak ya da çizerek ifade ederdik. Söz yazıya dökülmeyince kalıcı olmaz. Bu nedenle yazı olmasaydı geçmişimize yabancı kalırdık. Medeniyet kuramazdık. Teknolojik gelişmeler yaşayamazdık. Resim ise sınırlı sayıdaki duygularımızı ifade eder. Bu yüzden yazı duygu ve düşüncelerimizin kalıplaşmış halidir.

2.Türk toplumunda sözlü edebiyat hangi dönemde başlamış olabilir? Sözlü edebiyatın başladığı dönemde Türklerin yaşam biçimini belirleyen en önemli unsurlar nelerdir? Araştırınız. Sonuçları sınıfta belirtiniz.
Türk toplumunda sözlü edebiyat ilk insanla birlikte başlamıştır. Çünkü Türk anaları çocuklarını büyütürken uyaklı, ölçülü ninniler söylemiştir, babalar çocuklarına destanlar anlatmıştır. Bu yüzden ilk Türk ailesi ile birlikte sözlü edebiyat başlamıştır. Biz bugün sözlü edebiyatı ilk yazılı metinlerimin yazıldığı 8.yüzyıla kadar getiriyoruz. turkeyarena.net
Bu dönemde Türklerin yaşam biçimlerini belirleyen en önemli unsurlar: avcılık, ata bilicilik, savaş ve yerleşik hayat olmadığı için göçtür.
İnsanlar ilk çağlarda toplum ve doğa olaylarını anlamakta güçlük çektiler. Her olay onlara önce Tanrı’yı düşündürdü: Gök gürlemesi Tanrı’nın hiddetiydi. Yıldırımlar, kasırgalar, susuzluklar Tanrı’nın insanlara verdiği cezalardı. İnsanlar her doğa ola­yını korkuyla karışık bir hayranlıkla izledi.
Zengin bir hayal dünyası olan ilk insanlar, önemli gördükleri her olayı, olağanüstü olay ve hayallerle süsleyerek birbirlerine anlattılar.
Yeni olaylarla zenginleşen destanlar, halk arasında yayılarak ortak bir eser haline geldi. Destanları anlatan her yeni ağız destanlara yalnız bir olay değil, dil ve söyleyiş güzelliği de kattı. Destanlar, başlangıçta manzum oldukları, ezgiyle söylendikleri için halk dilinde uzun süre yaşayabildi.
Destanlar, birçok doğa olayının çözüme ulaştığı dönemlerde bile yer yer önemini koruyarak köklü bir destan geleneğinin oluşmasını sağlamıştır. Zamanla, destan gelenekleri zenginleşen ulusların, destan şairleri yetişmiştir.
Her ulusun ilk edebî ürünleri, sahip oldukları destanlarıdır. Bu nedenle destanlar uluslar için önemli türlerdir.

3.Mitolojik dönemlere ait resimler bulunuz ve bunları sınıfa getiriniz.



1.İki gruba ayrılınız. Birinci grup; mitolojiyi, mitolojik ögeleri ve bunların oluşma nedenlerini; ikinci grup Türklerdeki mitolojik unsurlarla diğer uygarlıkların mitolojik unsurları arasındaki ben­zerlik ve farklılıkları araştırsın.

İNCELMELER
Ergenekon Destanı
Köktürk ilinde Oğuz Han soyundan İl Han Kağan oldu.
Türk illerinde Köktürk oku ötmeyen, Köktürk kolu yetmeyen yer yoktu. Bütün kavimler birleşerek Köktürklerden öç almaya yürüdüler. Düşman geldi, vuruş başladı. On gün vuruştular. Köktürkler üstün geldi.

Bir gün bütün illerin hanları ve beğleri av yerinde konuştular. Köktürklere hile yapmazsak, işimiz yaman olur, dediler. Tan ağarınca baskına uğramış çeri gibi, ağır yüklerini, kötü mallarını bırakıp kaçtılar. Türkler "Bunların vuruşma güçleri bitti, kaçıyorlar" deyip arkalarından varıp yetiştiler. Düşmanlar Köktürkleri görünce birden geri döndüler, vuruştular. Düşmanlar galip geldi.

(Köktürk Hanı) İl Han'ın oğulları çoktu. Savaşta hepsi öldü. Kayan adlı bir küçük oğlu vardı. O yıl evlendirmişti. İl Han'ın Tukuz adlı bir de yeğeni vardı. Bu ikisi bu yerdeki kişilerin ellene düşmüşlerdi. O gün olduktan sonra bir gece ikisi kadınlarıyla birlikte atlanıp kaçtılar. Yurda geldiler. Düşmandan kaçıp gelen dört maldan (deve, at, öküz, koyun) çok buldular.

Eğer ile varalım dersek, dört taraftaki illerin hepsi bize düşman. İyisi olur ki dağların içinde insan yolu düşmez bir yer izleyip (oturalım) deyip dağa doğru sürülerini sürüp gittiler. turkeyarena.net (Geldikleri yoldan başka yolu olmayan bir yere vardılar.)

Vardıkları yerde akan sular, çeşmeler, türlü otlar, meyveli ağaçlar, türlü türlü avlar vardı. O yeri görünce Tanrı'ya şükürler kıldılar. Hayvanlarının, kışın etini yediler, yazın sütünü içtiler, derisini giydiler. O yere Ergenekon adını koydular. Burada bu ikisinin çocukları çoğaldı. (Kaya'nın çocukları Kayat, Turkuz'un çocuklarının bir kısmına Tukuzlar, bir kısmına Türülken dediler.)

Dört yüz yıl sonra Ergenekon'da kendileri ve sürüleri o kadar çoğaldılar ki sığmadılar. Bu sebepten bir yere toplanıp oturup konuştular. Dediler ki atalarımızdan işittik. Ergenekon'un dışında geniş yerler, güzel yurtlar olurmuş. Bizim yurdumuz eskiden o yerlerde imiş... Dağların arasında yol izleyip bulalım. Göçüp çıkalım. Her kim bize dostum derse onunla görüşelim. Düşmanlarla güreşelim dediler.

Hepsi bu sözü beğenip çıkmaya yol izlediler, bulamadılar. (O zaman) bir demirci dedi ki "Burada bir demir madeni var. Yalın kata benziyor. Şunun demirini eritsek bir yol olurdu." Varıp o yeri gördüler. Bu sözü de beğendiler. Dağın geniş yerine bir kat odun, bir kat kömür dizdiler. Dağın üstünü, arka yanını, her yanını (böylece) doldurduktan sonra yetmiş deriden körük yapıp yetmiş yerde kur­dular. (Ateşleyip) körüklediler.

Tanrı'nın gücü ile ateş kızdıktan sonra demir dağ eriyip akıverdi. Yüklü deve çıka­cak kadar yol oldu. O günü, orayı, o saati belleyip dışarı çıktılar. O günden beri Köktürkler'de âdet olmuştur. O günü bayram sayarlar. Bir parça demiri ateşe salıp kızdırırlar. (Önce) Han, bunu kıskaçla tutup örse koyar, çekiçle döver. Ondan sonra Beyler de öyle yapar, bu günü mukaddes bilirler.
Nihat Sami BANARLI Resimli Türk Edebiyatı Tarihi

1.Etkinlik
a.Sözlü edebiyat ürünlerinin toplumun ortak değerlerini yansıttığı düşüncesini dikkate alarak metindeki destan dönemi zihniyeti ve yaşam biçimi hakkındaki düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
Destan döneminde insanlar demircilik uğraşıyorlar, avcılıkla yapıyorlar, ata biniyorlar. Kahramanlık göstermek bu dönemin en dikkat çekici unsurudur. Bütün bu sayılanlar destan dönemi zihniyeti ortaya çıkarıyor.

b.Hazırlık bölümünde yaptığınız araştırmaları sınıfta sununuz. Buna göre gruplar olarak mitolojik ögelerin oluşma nedenini, Türklerdeki mitolojik unsurlarla diğer uygarlıkların mitolojik unsurları arasındaki benzer ve farklılıkları tartışınız. Sonuçları grup sözcüleriniz aracılığıyla söyleyiniz.
Daha önceki konuda bu konu hakkında bilgi verildi.

c.Sözlü edebiyatla mitoloji arasında bir ilişki var mıdır? Sözlü edebiyat ne zaman oluşmaya başlamıştır? Tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.

ANLAMA VE YORUMLAMA
2.Etkinlik
"İnsanlığın ilk dönemlerinde kişilerin tabiatla, üstün güçlerle ve düşmanla mücadelesinde düş yoluyla ortaya koyduğu eser, söylediği söz, takındığı tavır, mitolojik öğelerin oluşmasını sağla­mıştır." Sınıfınıza getirdiğiniz mitolojik dönemlere ait resimleri ve incelediğiniz metni de dikkate alarak mitolojik ögelerin sözlü edebiyat döneminin sanatını ve dilini nasıl zenginleştirdiğini, bunun günümüze nasıl yansıdığını tartışınız. Sonuçları defterinize yazınız.
Bu resimlere baktığımızda destan metinlerinde anlatılan olağanüstülükleri bu resimlerde de görmekteyiz. Resimler sıra dışı ve doğaüstü güçlerle süslenmiştir.

3.Etkinlik
"Sözlü edebiyat, mitoloji" sözcüklerini aşağıdaki açıklamalara uygun olarak kutucuklara yer­leştiriniz.
Başlangıçta bir sanatçı tarafından oluşturulmakla beraber ağızdan ağza yayılarak gelişir. SÖZLÜ EDEBİYAT
Doğrudan doğruya söz hâlinde meydana gelir. SÖZLÜ EDEBİYAT
Tarih öncesine dayanan efsaneleri inceler. MİTOLOJİ
Yazının olmadığı dönemde oluşan ve yazılı edebiyata kaynaklık eden edebiyattır. SÖZLÜ EDEBİYAT
Mitleri inceleyen bilimdir. MİTOLOJİ

4.Etkinlik
"Ürünlerde tabiat, kahramanlık, savaş, yurt sevgisi, ahlak, dinî inanışlar gibi konular ele alınmıştır. Şiirlerde eski Türklerin yaşayış, inanış, gelenek ve göreneklerinin yansıması görülür. Sözlü gelenek ve kültür hâkimdir."
Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır mı? Bir insan topluluğunda birey­leri birbirine bağlayan değerler sizce nedir? Metinlerden ve yukarıdaki açıklamalardan faydala­narak belirtiniz.
Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır. Çünkü destanı toplum oluşturur. Bunu oluştururken destana kendinde olanı ekler. Bir insan topluluğunda bireyleri birbirine bağlayan değerler: kültür, gelenek, din, dil… gibi unsurlardır.

DEGERLENDIRME
a. Aşağıda Türk, Yunan ve Çin destanlarıyla ilgili mitler verilmiştir. Bu mitlerin hangi ulusa ait olduğunu destanların karşısına yazınız.
Bozkurt: TÜRK................. Gök Kartal : TÜRK
Athena : YUNAN.............. Zeus: YUNAN
Ejderha: ÇİN...................... Demir : TÜRK

b. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları ce­vaplayınız.
1. Aşağıdaki yargılardan hangisi sözlü ede­biyat ürünlerinin özelliklerinden biri değil­dir?
A) Sözlü edebiyat ürünleri ortaya çıktıkları dönemde yazıya geçirilmişlerdir.
B) Sözlü edebiyat mitolojik dönemde oluş­maya başlamıştır.
C) Sözlü edebiyat ürünleri dönemin yaşama biçimini yansıtır.
D) Farklı kültürlerin sözlü edebiyat ürünleri­ne etkisi daha azdır.
E)Sözlü edebiyat ürünleri toplumun ortak değerlerini yansıtır.

2.
I. Bozkurt
II. Ağaç
III.Işık
Yukarıdakilerden hangisi ya da hangileri Türklere ait mitolojik ögedir?
A) Yalnız I B) I ve II C) I ve III D) II ve III E) I, II ve III

c. Aşağıdaki boş bırakılan yeri uygun sözcükle doldurunuz.
Ortak değerler bir insan topluluğundaki BİREYLERİ birbirine bağlar.

Konu ErhaN38 tarafından (21-10-2011 Saat 12:14 AM ) değiştirilmiştir..
ErhaN38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 21-10-2011, 12:16 AM   #5 (permalink)
Arena Üyesi
 
ErhaN38 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Dec 2007
Mesajlar: 1.624
Standart Coşku ve Heyacanı Dile Getiren Metinler Sayfa 28-33

Sayfa 28-33

a- Coşku ve Heyecanı Dile Getiren Metinler (Şiir)
HAZIRLIK
1. Eski Türklerdeki ozan, şaman, kam, baksı hakkında araştırma yapınız. Sonuçları sınıfa sununuz.
Eski Türklerde kam, oyun, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik usta*lıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları iyileştirme görevi de üstlenirlerdi.

2. Günümüz şairleri ve ozanları toplum üzerinde ne kadar etkilidir? Düşüncelerinizi sınıfta sözlü olarak ifade ediniz.
Şairler toplumun duygularını dile getirdikleri için toplum üzerinde etkileri vardır. İnsan kendi duyguları dile getiren şairleri sahiplenir. Onun düşüncelerine önem verir. O şair yaptığını yapmaya çalışır. Bu nedenlerle şairler ve ozanların toplum üzerinde etkisi vardır, diyebiliriz.

1.Metin

1.Etkinlik
Alp Er Tunga sagusunun temasını bulunuz ve tema hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Şiirin size hissettirdiğini aşağıdaki bölüme yazınız.

Alp Er Tunga sagusunun teması ölümdür. Ölüm teması insanları hüzünlendirir. Hele bu ölen çok sevilen bir insansa ülkenin genelinde bir hüzün hakim olur. Saguda ise halk tarafından çok sevilen bir kişi olan Alp Er Tunga’nın ölümü üzerine halkın içinde bulunduğu durum tasvir edilmiş, ülkenin her tarafında bir yasın olduğu vurgulanmıştır. Çok sevilen bir kişilik olunca da hüznün boyutu artmıştır. Saguyu okuyunca bu hüznü bugün biz de hissediyoruz. Çünkü bir insanın ölümü -bu insan kim olursa olsun- insan olanı hüzünlendirir.

2.Etkinlik
Sagunun ahenk unsurlarını yazınız.

SAGUNUN KAFİYE VE REDİFLERİYLE İLGİLİ ÇOK DAHA AYRINTILI BİLGİ İÇİNTIKLAYINIZ

SAGU
Kafiye1.Dörtlükte “l”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 4. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 5. Dörtlükte “v”ler yarım kafiye, 6. Dörtlükte “n”ler yarım kafiyedir.Redif1.Dörtlükte “di mü”ler redif, 2. Dörtlükte “gurup”lar redif, 3. Dörtlükte “leyü”ler redif, 4. Dörtlükte “tedi”ler redif, 5. Dörtlükte “redi”ler redif, 6. Dörtlükte “çıdı”lar redif.SöyleyişŞiir dörtlüklerle söylenmiştir.RitimŞiirde ritim 4+3 durakla ve hece ölçüsüyle sağlanmıştır.

3.Etkinlik
Şiirdeki deyimleri ve söz sanatlarını bularak birer cümlede kullanınız. Söz sanatlarının şiire katkısını belirtiniz.

Deyimler: öç almak, beti benzi sararmak, yaka yırtmak, feryat etmek, için için yanmak…
Söz sanatları: “Alp Er Tunga Öldi mü” istifham, “ödlek öçin aldı mu” teşhis, “emdi yürek yırtılır” mübalağa, “kürküm angar türtülür” teşbih, “ulşıp eren börleyü” teşbih, “sırkıp üni yurlayu” teşbih, “könglüm için örtedi” mübalağa, “tün kün keçip irtelür” tezat, “ödlek kamug köfredi” teşhis, “ajun anı yançıdı” istiare…

3.Metin
4.Etkinlik
Yukarıdaki koşukların temasını bulunuz ve tema hakkındaki düşüncelerinizi açıklayınız. Şiirlerin size hissettirdiğini aşağıdaki bölüme yazınız.

1. koşuk: Kahramanlık teması
2. koşuk: Sevgiliye duyulan aşk teması
3. koşuk: tabiat teması
4. koşuk: Yiğitlik teması işlenmiştir.

Koşuklarda işlenilen temalar göz önüne alındığında, koşuklar bir kahramanlık ya da sevinç anında söylenen şiirler olarak karşımıza çıkmaktalar. Bu şiirleri okuyunca insanın içinde genel olarak bir sevinç ve cesaret duyguları uyanmaktadır.

5.Etkinlik
Koşukların ahenk unsurlarını yazınız.
KOŞUKLAR
Kafiye >
1.Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 2. Dörtlükte “r”ler yarım kafiye, 3. Dörtlükte “z”ler yarım kafiye, 4. Dörtlükte “g”ler yarım kafiye
Redif > turkeyarena.net
1.Dörtlükte “uldı”lar redif, 2. Dörtlükte “tadım”lar redif, 3. Dörtlükte “ildi”ler redif, 4. Dörtlükte “radım”lar redif
Söyleyiş >
Kuşuklar dörtlüklerle ve sade bir dille söylenmiştir.
Ritim >
Kuşuklarda ritim 4+3 durak ile ve hece ölçüsüyle sağlanmıştır.

6.Etkinlik
Şiirdeki deyimleri ve söz sanatlarını bularak birer cümlede kullanınız. Bu sanatların şiire ne gibi katkıları vardır?
Deyimler: yarasını deşmek…
Söz Sanatları: “süsi otun oruldı” teşbih, “Kançuk kaçar ol tutar” istifham, “yağmur kipi kan saçar” teşbih, “öküş yatıp üzüldi” teşhis, “aslanlayu kökredim” teşbih, “emdi beni kim tutar” istifham…

ANLAMA VE YORUMLAMA

7.Etkinlik
İncelediğiniz sagu ve koşuk metnini, aşağıdaki tabloda verilen özelliklere göre karşılaştırınız.
SAGU
KOŞUK
Ritim
Hece ve 4+3 durak ile sağlanmış.
Hece ve 4+3 durak ile sağlanmış.
Söyleyiş
Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanılmış.
Dörtlüklerle ve sade bir dil kullanılmış.
Ses
Öldi mü> öldü mü, öçin> öcün gibi ses değişimleri var.
Kuruldı>kuruldu, çeçek>çiçek gibi ses değişimleri var.

8. Etkinlik
İki gruba ayrılınız. Birinci grup olarak sagudan, ikinci grup olarak da koşuklardan hareketle dönemin yaşayış, inanış, gelenek ve görenekleriyle ilgili çıkarımlarda bulununuz ve bunları karşılaştırınız. Sonuçları sözlü olarak ifade ediniz.

Göçebe bir hayat yaşam var.
İnsanlar tek tanrılı bir dine inanıyor.
Avcılıkla geçimlerini sağlıyorlar.
Savaşta gösterilen başarıları kutluyorlar.
Baharın gelmesini sevinçle karşılıyorlar.

9.Etkinlik
Araştırmalarınızdan da faydalanarak eski Türklerde şairlerin görev ve işlevlerini açıklayınız.

ESKİ TÜRKLERDE ŞAİRLERİN (KAM, BAKSI, OZAN, ŞAMAN) GÖREVLERİ
Şaman dininin ayin ve törenlerini yapan, ruhlarla insanlar arasında aracılık eden kişiye Şaman denir. Şaman sözcüğü Türkçe kökenli değildir. Türkler Şaman yerine kam sözcüğünü kullanırlardı. Avrupa'da 18. yüzyılda kabul edilen Şaman sözcüğü, Rusların, Kuzey Sibirya'da Tunguzlardan öğrendiği bir sözcüktür. Aslında bu sözcüğün kökeni hâlâ tartışmalıdır. Bazı bilim adamları sözcüğün Pali dilinde bulunan "şamna" olduğunu, Sanskritçe'de bulunan "çramana" ile aynı kökten geldiğini ileri sürüyorlardı. Bazıları da bu sözcüğün Mançuca olduğunu, "zıplayan, dans eden" anl***** geldiği görüşündeler. Bir başka teori de Şaman sözcüğünün Buda inanışına ait bir sözcük olduğudur. Firdevsi'nin Şehnâme'sinde geçen "Semen" (Buda rahibi) sözcüğü dolayısıyla Şaman sözcüğünün Hindistan kökenli olduğu söyleniR.
Kasgârlı Mahmut'tan öğrendiğimize göre kamlar, Müslüman Türkler zamanında da unutulmuş değil. Divan-i Lugat-it Türk'te "Kamlar kamik arvisti: kamlar (ayin sırasında) anlaşılmayan bir takım sözler söyledi." gibi cümlelere rastlanmaktadır. Benzer biçimde Balasagunlu Yusuf Has Hacib, "Kutadgu Bilig" adlı eserinde kamlarla hekimleri (otacıları) bir tutmuş, ikisini de insanlar için yararlı işler yapan kişiler olarak göstermişti. Bir yerde şöyle der: "Kerek tut otaçi, kerek kam, öligligke her giz asig kilmaz em. (Gerek hekim tut, gerekse kam, eceli gelene ilaç fayda etmez.)

Şaman (kam), Tanrı’lar ve ruhlarla insanlar arasında aracılık yapma gücüne sahip olan kişidir. İnsan, ufak tefek ruhlara, aileyi koruyan ateş ve iyi yer-su ruhlarına bizzat kurbanlar ve saçılar sunabilirse de, kuvvetli, hele kötü ruhlara doğrudan başvuramaz. Kötü ruhlar insanların en büyük düşmanlarıdır. İnsanlara ve hayvan sürülerine hastalık göndermek suretiyle kurban isterler. Bunların istediklerini yerine getirmek gerekir. İnsanlar onların ne istediklerini bilmezler. Ne istediklerini ancak gücünü göklerden ve atalarının ruhlarından alan Şamanlar bilir. turkeyarena.net
Şamanlık bilgisi öğrenmekle elde edilemez. Şaman olmak için belli başlı bir Şamanın neslinden olmak gerekir. Kimse Şaman olmayı istemez, ancak geçmiş ataların ruhundan biri, Şaman olacak torununa musallat olur; onu Şaman olmaya zorlar. Bu hale Altaylılar "töz basıp yat" (ruh basıyor) derler. Ata ruhu musallat olan adam Şamanlığı kabul etmezse deli olur.
Eski Türklerde kam, kaman, baksı, şaman yerini tutan ozanlar; raks ve müzik ustalıkları gibi büyücü ve doktor görevini de üstlenmişlerdir. Törenlerde raks ederken sazlarıyla da destan parçaları, sav, sagu, koşuk okuyarak kötü ruhları da büyüleriyle engellemeye çalışır, hastaları iyileştirme görevi de üstlenirlerdi.
10.Etkinlik
Sizce destan döneminde duygular daha çok nesirle mi yoksa şiirle mi dile getirilmiştir? Niçin? Düşüncelerinizi sözlü olarak ifade ediniz.
Destan döneminde duygular daha çok şiirle dile getirilmiştir. Çünkü şiir duyguları daha iyi yansıtır ve aynı zamanda şiirin ezberlenip akılda kalması daha kolaydır.

DEĞERLENDİRME
a. Aşağıdaki bilgilerin başına doğru ise "D", yanlış ise "Y" yazınız.
(Y) Koşuk ve sagu İslami Dönem Türk Edebiyatı ürünüdür.
(Y) Koşuğun halk edebiyatındaki karşılığı ağıttır.
(Y) Sagu ve koşukları söyleyen şairler bellidir.

b. Aşağıdaki boş bırakılan yerleri uygun sözcükle doldurunuz.
Sagunun divan edebiyatındaki karşılığı MERSİYE
Koşukların nazım birimi DÖRTLÜK
Destan döneminde MİTOLOJİK ögeler hâkimdir.

c. Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.

1. Aşağıdakilerden hangisi İslamiyet öncesi Türklerde şairlerin adlarından biri değildir?
A) Şaman B) Baksı C) Ozan D) Korkut E) Kam

2. "Eski Türk edebiyatında, sevilen bir kişinin ölümünden duyulan acıları anlatmak için söylenen şiir."
Yukarıdaki tanım aşağıdakilerden hangi*sinin karşılığıdır?
A) Sav B) Ağıt C) Sagu D) Türkü D) Sav

3. Koşukta aşağıdaki konulardan hangisi işlenemez?
A) Sevgiliye duyulan aşk
B) Gurbet
C) Yiğitlik
D) Tabiat
E) Ölüm

4. Destan döneminin ve destanların önemi aşağıdakilerden hangisinde verilmiştir?
A) "Koşuk" ve "sagu"larda işlenen temaların belirlenmesi
B) Türklerin İslam öncesi yaşamina ve tarihine kaynak teşkil etmesi
C) Türklerin hangi savaşlara girip çıktığı hakkında kesin bilgi verilmesi
D) Türklerle ilgili hayalden arındırılmış ger*çek bilgilerin verilmesi
E) Türklerin nüfusunun ve kurdukları devletlerin sağlıklı bir şekilde tespit edilmesi

5. Aşağıdaki dizilerden hangisinde Türk mi*tolojisindeki ögeler birlikte verilmiştir?
A) Bozkurt - ışık - kadın - at - kalem
B) Ev - kadın - at - dağ - kağnı
C) At - kadın - ışık - bozkurt - ağaç
D) Ok - at - gemi - bozkurt - kadın
E) Ağaç - kadın - çadır - ışık - yol
ErhaN38 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
11.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Sayfa 163-174 ErhaN38 Edebiyat 11. Sınıf 1 13-11-2011 03:02 PM
11.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Sayfa 109-119 ErhaN38 Edebiyat 11. Sınıf 2 11-11-2011 11:46 PM
11.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Sayfa 105-108 ErhaN38 Edebiyat 11. Sınıf 1 11-11-2011 10:56 PM
11.Sınıf Türk Edebiyatı Kitabı Sayfa 81-95 ErhaN38 Edebiyat 11. Sınıf 2 11-11-2011 01:24 PM
10.Sınıf Dil ve Anlatım Ders Kitabı Zambak Yayınları isKenDeR Dil ve Anlatım 10. Sınıf 3 16-10-2011 12:17 PM


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:11 PM .


Powered by: vBulletin Version 3.8.7 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Türkçeye: ot-gu tarafından çevrilmiştir.
Copyright © 2007-2013 , TurkeyArena , All Rights Reserved

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim linki vasıtası ile bildirebilirsiniz, şikayetiniz inceledikten sonra en kısa sürede gerekli işlemler yapılacaktır. If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.

Enable Top Statistics