TurkeyArena
TurkeyArena | Sayfanızı Da Tanıtın

Geri git   TurkeyArena > Lise Dersleri > Coğrafya

Dünya Haritasının Çizimi

Coğrafya icinde Dünya Haritasının Çizimi konusu , Dünya Haritasının Çizimi Dünyamızın gerçeğe uygun bir resmini yapmak ve yüzey şekillerini kapsamlı haritalar biçimine getirmek, insanlığın kültür alanındaki en büyük başarılarından biridir. Hava ve uzay fotoğrafları aracılığıyla haritalardaki son ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-10-2007, 04:32 PM   #1 (permalink)
Super Moderator
 
RüzGaR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Aug 2007
Yaş: 25
Mesajlar: 13.572
Sponsor Bağlantılar
Standart Dünya Haritasının Çizimi


Sponsor Bağlantılar


Dünya Haritasının Çizimi
Dünyamızın gerçeğe uygun bir resmini yapmak ve yüzey şekillerini kapsamlı haritalar biçimine getirmek, insanlığın kültür alanındaki en büyük başarılarından biridir. Hava ve uzay fotoğrafları aracılığıyla haritalardaki son beyaz lekeler, yani bilinmeyen noktalar da artık ortadan kalkmıştır. Laser ışınlarıyla ölçme, tarayıcılarla belirleme ve bilgisayarla harita çıkarma gibi çağdaş teknikler haritacılık alanında devrimler yaratmaktadır.

İlk Haritalar
İÖ 13.yy’dan kalan ve Nübye’deki altın madenlerini gösteren bir papirüs rulosu en eski haritalardan biri sayılır. Çin’de de İÖ 1100 dolaylarında, yerölçümü için bir devlet örgütünün kurulduğu ve burada çizilen haritaları korumakla görevli memurların bulunduğu bilinmektedir. Eski Yunan’da Milletli Anaksimandros (İÖ 610-546) o zaman bilinen dünyanın bir haritasını çizmiştir.

‘Yön bulma çizgileri’ öneren ilk insanın ise Aristeles’in bir öğrencisi olan Dikaiarkhos (İÖ 350-290) olduğu sanılır. Avrupa ortaçağının bilim düşmanlığı döneminde, başka şeyler gibi haritacılığın da Arap kültür çevresi içinde geliştiği görülür. Haritacılık alanında verilebilecek başka erken örnekler arasında Polinezyalılar’ın deniz haritalarıyla, Meksika’da yaşamış olan Aztekler’in haritaları vardır.

Yeryüzünün düz, silindir ya da Platon’un ileri sürdüğü gibi küp biçiminde olduğuna ilişkin görüşler daha İÖ 4. yüzyılda aşıldı. Parmenides, aristoteles ve özellikle Eratosthenes gibi düşünür ve matematikçiler iki yüzyıl gibi bir süre içinde insanları Dünya’nın küre biçiminde olduğuna inandırdılar. Yerkürenin yaklaşık büyüklüğünü ilk hesaplayan gene Eratosthenes oldu.

Eratosthenes önce, bugünkü adı Assuan olan Syene’de, Güneş’in öğle zamanındaki yüksekliğini ölçmüş, sonra aynı işlemi, yaklaşık aynı boylam üstündeki İskenderiye’de yinelemişti. Aradaki açı farkından yola çıkarak Dünya’nın çevresinin 5.000 stad (yaklaşık 40.000 km) olduğunu hesapladı. Ortaçağ insanı, antik yazmalarda sözü edilmesine karşın, Dünya’nın yuvarlak olduğu düşüncesini benimseyememişti. Çünkü böyle bir durumda karşı yanda, yani kendisine göre arkada kalanların nasıl olup da baş aşağı durabildiğine bir türlü akıl erdiremiyordu. Dünya’nın yuvarlak olduğuna inanan Kristof kolomb, 1492’de Atlas Okyanusu’nu aşarak öte yana geçme yürekliliğini gösterebilen ilk insan oldu

Yeryüzünde Yön Bulma
Her yana doğru kıvrık olan bir cismin ne başlangıcı olur, ne de sonu; bu nedenle onun üstünde yön bulmak zormuş gibi gelir. Buna karşılık Dünya’nın, bir koordinat sisteminin geçmesine olanak sağlayacak iki sabit noktası vardır; bunlar Kuzey Kutbu ile Güney Kutbu’dur. Kutupların üstünden Dünya’yı boyuna dolaştığı varsayılan çemberler olan boylam çizgileri (meridyenler) geçirilmiştir. Uluslararası bir anlaşmayla Londra yakınlarındaki Greenwich’te bulunan bir gözlem evinin üstünden geçen boylam çizgisi sıfır ya da başlangıç meridyeni olarak kabul edilmiştir. Bundan önce her ülkenin sıfır noktası ayrıydı. Örneğin, 17.yüzyılda Kanarya Adaları’ndaki Ferro’dan ,18.yüzyılda Paris’ten ve Petersburg yakınlarındaki Pulkova’dan geçen meridyenler ayrı ayrı sıfır boylamı olarak kullanılmıştı. Başlangıç meridyeninden hem batıya, hem de doğuya doğru 180’er derece sayılarak boylam çizgilerinin buralardan geçeceği düşünülmüş, aralarındaki açı farkı Greenwich’e göre doğu ve batı olarak belirtilmeye başlanmıştır.

Bunun dışında yerküre, kutuplara teğet olan iki düzleme koşut bir dizi enlem çizgisiyle de (paralel) kesilmiştir. Burada Ekvator sıfır paralelini oluşturmuş, onun kuzeyinde ve güneyinde 0-90 derece arasında paraleller çizilmiştir. Bir yerin paraleli, yani coğrafi enlemi, ufuk çizgisi üstündeki Kutup Yıldızı’na bakarak hesaplanabilir. Kuzey Kutup noktasında bu yıldız tam tepede, Ekvator’da ise hemen ufuk çizgisinin üstünde bulunur. Uygulamada, örneğin deniz üstünde, sekstant denen araçla Güneş’in ufuktan yüksekliği ölçülür ve eldeki tablolardan hangi coğrafi enlem üstünde bulunduğuna bakılır.

Hangi boylam üstünde bulunduğunun hesaplanması biraz daha karmaşıktır ve ilke olarak zaman farklarının karşılaştırılmasına dayanır. Bir meridyen, Dünya’nın ekseni üstünde 24 saatte tam bir dönüş yapar. Yani 360 derecelik bir dönüş 24 saatlik bir zamana eşit olur. (Buna göre 15 derecelik dönüş bir saate, 1 derecelik dönüş ise 4 dakikaya eşit olmaktadır.) Başka bir deyişle, coğrafi boylam zaman ile ifade edilebilir. Boylamı belirleyebilmek için, bulunulan yerin öğlen tam 12’deki yerel saatini bilmek gerekir. Bunun yanında, başka bir meridyenin saatini de bilmek önemlidir. Burada Greenwich’den geçen sıfır boylamı kullanılır. Aradaki fark o yerin doğu ya da batı boylamını verir. Ortaçağın sonlarına doğru saatin bulunması, yüzyılımızda ise Dünya saatinin radyo dalgalarıyla duyurulması, yön bulma işlemlerini önemli ölçüde kolaylaştırmıştır.turkeyarena.com

Biçim Bozulmalarını İçermeyen Bir Harita Olmuyor
Bilimsel haritacılığın en önemli işlevi, yeryüzünün küçültülmüş, düzleme geçirilmiş, çizime dönüştürülmüş genel ya da belirli bir bölümünün görünümünü vermek, bunu yaparken de elden geldiğince bütün ayrıntıları göstererek gerçeğe yakın bir imge oluşturmaktır. Zaman içinde Dünya’yı resim olarak göstermenin iki yolu ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri harita, öbürü küredir. Harita daha kullanışlı ve çok yönlü olduğundan, bazı olguları daha iyi yansıtabilen küreye göre daha yaygındır. Haritanın bu özelliklerinin karşıtı ise, kaçınılmaz biçim bozulmalarını göze almaktır. Yeryüzü gibi eğri bir düzeyin düz bir yüzey üstüne aktarılması, ister istemez bozulmalara ve oran değişmelerine yol açar. Bunu hem matematiksel olarak hesaplanabilir sınırlarda tutmak, hem de belirli bir kullanışlılığı sağlamak haritacılığın en önemli amacıdır. Bunun için önce değişmeyen yön bulma çizgilerini, yani enlemle boylamları geometrik izdüşüm (harita izdüşümü) ya da matematiksel formüller (harita ağı tasarımları) yoluyla kağıda geçirmek gerekir. 15. yüzyıldan beri bu amaçla geliştirilen yöntemlerin hiçbiri yeterince doyurucu değildir, çünkü bu, temelde çözümü olmayan bir sorundur. Haritanın her yerinde uzunlukların doğru olmasını sağlamak olanaksızdır. Bu da insanı, alanların ya da açıların doğru olması arasında bir seçim yapmakla karşı karşıya bırakır ve her iki durumda da önemli biçim ve konum bozulmalarına göz yummak gerekir. Ayrıca biçim ve konum bozulmalarını elden geldiğince aza indirmek amacıyla alanların ve açıların doğru olmadığı haritalar da yapılmıştır.

Harita Yapma Tekniği
Haritacılığın başlangıç dönemlerinde, çizimi gerçekleştirilen özgün haritalar ancak kopya yoluyla çoğaltılabiliyordu. Ortaçağın sonlarına doğru önce ahşap gravür, sonra da bakır gravür teknikleri uygulanmaya başladı. Bunu 1.800 dolayında, Münihli Alois Senefelder’in bulduğu taş baskı (litografi) izledi. Bu teknik, örneğin Almanya’nın Bavyera eyaleti Arazi Ölçüm Dairesi’nin bodrumunda her biri 50 kg ağırlığında, üstleri sanatkarca işlenmiş Bavyera haritaları ile dolu birkaç bin taş levhanın saklanması ve yeniden kullanılabilmesi olanağını doğurdu. 1980’lerin ortasından bu yana ölçüm verileri, yeryüzü şekilleri, yerleşimler, adlar, kullanım türleri gibi bütün bilgiler bilgisayarlara yüklenmektedir. Bilgisayarla ekleme ve düzeltmeler çok daha kolay gerçekleştirilebilmektedir. İsteyen herkes, yeryüzünün her bölgesinin haritalarını, istediği ölçek, içerik ve grafik anlatımla edinebilmektedir. Ayrıca ekonomi ve ekoloji gibi çevreye bağlı başka bilgilerin de eklenmesiyle kapsamlı bir coğrafi bilgi sistemleri ağı kurma olanağı vardır. Çok yakın bir gelecekte bu bilgilere dayanarak bilgisayar ekranı başında gerçeğe çok yakın bir biçimde istediğimiz herhangi bir yeri gezebileceğiz.

Harita Üstünde Dünya
Yalına indirgenirse Dünya’yı yarıçapı 6.370 km olan bir küre kabul edebiliriz. Ama 18. yüzyılın başından beri onun kutuplarda daha basık olduğu bilinmektedir. Bu da Ekvator’daki yarıçapının 6.378 km, kutuplardakinin ise 6.357 km olduğu anl***** gelir. En yeni araştırmalar Dünya’nın kendi ekseni çevresinde dönmesi nedeniyle oluşturduğu bu elipsoitte, geometrik olana göre çeşitli sapmaların ve düzensizliklerin bulunduğunu ortaya koymuştur. Yerkürenin gerçek biçimi bu nedenle geoit olarak adlandırılır. Alman haritacılığı için Bessel’in 1841’de hesapladığı yerküre biçimi kabul edilmiştir. 1924’ten bu yana ise uluslararası alanda Hayfort’un önerdiği dönme elipsoit belirlenmiştir.

Harita tasarım bilgisi, eğri yeryüzünü düz bir yüzey olan kağıda aktarma işiyle uğraşır. Bunun biçim bozulmaları olmadan gerçekleştirilemeyeceği çok az bilinir. Ancak Dünya’nın gerçeğe uykun küçük bir modeli olan bir küre, biçim bozulmaları içermez. Yeryüzü üstündeki herhangi bir noktanın yerini enlem ve boylam çizgileriyle belirlemek çok kolaydır. Ama hangi çizim yöntemi kullanılırsa kullanılsın, düz bir yüzey olan haritada biçim ve açı bozulmaları olur. Bu nedenle uzunlukların her yönde doğru ve gerçeğe uygun olduğu bir harita bulmak olanaksızdır. Buna karşılık alanları doğru (Mercator-sanson tasarımı), açıları doğru (Mercator haritası) ve uzunlukları bir yönde doğru (Mollweide tasarımı) olan özel haritalar vardır. Bu haritada yalnızca alanlar ya da açılar doğruysa, uzaklık ve konum alanındaki biçim bozulmaları daha belirgin bir biçimde ortaya çıkar. Yeryüzünün gerçeğe en yakın resmini elde etmek için her üçünde de belirli bir ölçüye kadar bozulmayı kabul eden, ama bunları kabul edebilir sınırlarda tutan haritalar seçilir. Bunlar (özellikle Winkel tasarımı) daha çok okulatlaslarında kullanılmaktadır.

Evrende Dünya'mız
Uzaya gönderilen astronotlar boşlukta yüzen bir küreye benzeyen Dünya'mızın ne kadar güzel göründüğünü anlata anlata bitiremiyorlar. Uzaktan bakıldığı zaman "mavi gezegen"imizin görünümünü üstündeki büyük su kütlelerinin, yani okyanusların belirlediği anlaşılıyor. Kıtalar çoğunlukla bulutların arkasında kalıyor. Yeryüzünü saran atmosfer de zar gibi ince bir kılıfı andırıyor. Onun en alt katmanlarında ise çok çeşitli biçimleri ve benzersizliğiyle yaşam yer alıyor.

Dünya’nın Yörüngesi
Dünya, Güneş çevresinde, hemen hemen daire biçiminde bir yörünge çizerek 365,25 günde dolanır. Onun bu yörünge üstünde kalmasını sağlayan Güneş’in çekim gücüdür. Bu iki uzay cismi arasındaki ortalama uzaklık 149,6 milyon km’dir. Dünya en yakın noktasında Güneş’ten 147 milyon km, en uzak noktasında ise 157 milyon km uzakta döner.

Dünya kendi ekseni çevresindeki dönüşünü 24 saatte tamamlar. Ekseni ile yörünge düzlemi arasında 23,5 derecelik bir açı olduğu için, Dünya’nın Güneş çevresindeki dolanımı sırasında, yeryüzündeki herhangi bir noktanın Güneş’e göre konumu değişir. Bu da, Güneş ışınlarının farklı zamanlarda yeryüzüne farklı biçimde düşmesine neden olur. Eğer Kuzey Kutbu Güneş’e bakıyorsa Güneş Kuzey Yarıküre’ye daha dik ışınlar yollar, o zaman orada yaz olur. Buna karşılık kışın Kuzey Kutbu öteki yöne baktığı için Güneş ışınları Kuzey Yarıküre’ye dik gelmez; bu ışınlar daha geniş bir alana yayıldığı için de yeryüzünü daha az ısıtır. Güney Kutbu, Kuzey Kutbu’nun tam karşısında olduğundan, Güney Yarıküre’de Kuzey Yarıküre’deki durumun tam tersi yaşanır.turkeyarena.com

Gaz ve Tozdan Doğan Dünya
Dünya’mız da Güneş sistemimiz gibi yaklaşık 5 milyar yıl önce oluşmaya başlamıştır. O zamanlar merkezinde Güneş’in bulunduğu bir gaz ve toz bulutu varmış. Bunun büyük bir bölümü Güneş’te, küçük bir bölümü de Güneş çevresinde dönen bir düzlem üstünde toplanmış. Burada önce çok sayıda küçük kütleler oluşmuş; bunlara gezegenimsi de denir. Bu parçalar birbirleriyle çarpışarak zamanla daha büyük kütlelere dönüşmüşler. Çarpışmaların şiddeti nedeniyle oluşan, özellikle de radyoaktif elementlerin ısınmasıyla açığa çıkan enerji, bu ilkel gezegenlerin aşırı ısınıp erimesine yol açmış. Dünya bugün de ince kabuğunun altında hala bu eriyiği saklıyor. Yüzeye çıkan gazlar da atmosferi oluşturmuş. Yüzeyin yavaş yavaş soğuması kabuğun katılaşmasını sağlamış. Atmosferde bulunan su buharı yağmur olarak bu kabuğun üstüne düşmüş ve ilk okyanuslar ortaya çıkmış. Okyanusların içinde yaklaşık 4 milyar yıl kadar önce ilk yaşam belirtileri görülmeye başlamış. İlk canlıların, bugünkü yaşam için gerekli olan oksijenin biriktirilmesine yardım ettiği sanılıyor.





RüzGaR isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 12-10-2010, 04:49 PM   #2 (permalink)
Aktif Üye
 
Üyelik tarihi: Oct 2010
Mesajlar: 111
Standart

çok işime yaradı ya çok saolun
Beta722 isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
dunya haritasinin cizimi
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Türk Bayrağı Çizimi Anlatımı gladyator Güncel Konular 0 09-05-2012 04:13 PM
Pasif Geçiren Filtre Elemanları ile Devre Çizimi Misafir Soru-Cevap 2 08-05-2011 11:32 PM
Moda Çizimi İçin Hazır Silüet Nerden Bulabilirim? Misafir Soru-Cevap 2 22-12-2010 12:15 AM
İkinci Dünya Savaşının Dünya Üzerindeki Etkileri Misafir Soru-Cevap 1 20-12-2010 12:02 AM
Harita Çizimi Hakkında Misafir Soru-Cevap 1 16-10-2010 03:22 PM


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:23 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.8.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Türkçeye: ot-gu tarafından çevrilmiştir.
Copyright © 2007-2013 , TurkeyArena , All Rights Reserved

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim linki vasıtası ile bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gerekli işlemler yapılacaktır.

Enable Top Statistics