TurkeyArena

Geri git   TurkeyArena > Lise Dersleri > Coğrafya > Coğrafya 11. Sınıf

11.Sınıf Coğrafya / 2. Dönem Ders Notları

Coğrafya 11. Sınıf icinde 11.Sınıf Coğrafya / 2. Dönem Ders Notları konusu , Kitabın Yayını : Lider Yayıncılık Türkiye'de Tarım ve Hayvancılık Tarımsal üretim yapabilmek için sıcaklık ve yağışın yeterli olması gerekir. Sıcaklığın düşük, yağışın yetersiz olduğu yerler tarıma elverişli değildir. Bu nedenle ...

Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 28-02-2012, 09:48 PM   #1 (permalink)
Vip Üye
 
Balako - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 936
Sponsor Bağlantılar
Standart 11.Sınıf Coğrafya / 2. Dönem Ders Notları


Sponsor Bağlantılar


Kitabın Yayını: Lider Yayıncılık

Türkiye'de Tarım ve Hayvancılık

Tarımsal üretim yapabilmek için sıcaklık ve yağışın yeterli olması gerekir. Sıcaklığın düşük, yağışın yetersiz olduğu yerler tarıma elverişli değildir. Bu nedenle Türkiye'deki en önemli tarım alanları, iklim koşullarının elverişli olduğu kıyı bölgelerindendir. Tarımsal üretimde iklimin yanı sıra yer şekilleri de önemlidir. Yer şekillerinin çok engebeli olduğu yerler ile verimsiz alanlar tarım yapmaya elverişli değildir.

Tarımsal üetimde iklim ve yer şekillerinin yanı sıra tarım tekniği de önemlidir. Sulama olanakları ile gübre kullanımı da tarımsal üretim bakımından önem taşır. Örneğin Türkiye'de hektar başına 2000 kg. buğday alınırken Almanya ve Fransa'da hektar başına 6000-7000 kg. buğday alınmaktadır. Verimdeki bu farklılığın nedeni uygulanan tarım teknikleridir. Türkiye, tarım bakımından önemli bir potansiyele sahiptir. Tarım tekniği geliştikçe tarımsal verim de artmaktadır. Türkiye, topraklarının tamamında modern tarım tekniklerinin uygulanması durumunda dünyanın önemli tarım üreticilerinden biri olacaktır.

1. Türkiye'de Yetiştirilen Tarım Ürünleri

Ülkemiz, çok çeşitli tarım ürünlerinin önemli miktarda yetiştirilebildiği bir ülkedir. Bu ürünlerin bazılarında dünyada ilk sıralarda yer almaktadır.

Türkiye'de en fazla yetiştirilen yağ bitkisi ayçiçeğidir. Ayçiçeği büyüme döneminde nem, olgunlaşma döneminde sıcaklık ve uzun süre güneşlenme ister. Ayçiçeğinin su gereksinimi, yağışın yetersiz olduğu yerlerde sulamayla karşılanır. Marmara, Türkiye ayçiçeği üretiminin yaklaşık 4/5'ünü karşılar. Orta Karadeniz ve İç Anadolu, ayçiçeği üretilen diğer önemli yerlerdir.

Tohumlarından yağ elde edilen susam, pastacılıkta da kullanılmaktadır. Türkiye'deki başlıca susam üretim alanı, Şanlıurfa, Mersin ve Antalya illeridir. Marmara'daki başlıca susam üretim alanı, Balıkesir ve Çanakkale çevresidir.

Türkiye'de üretilen soya fasulyesinin %90'ını Akdeniz karşılar.

Türkiye'de yer fıstığı üretiminin tamamlna yakınını Akdeniz karşılar.

Yağ üretiminde kullanılan aspir, daha çok Güney Marmara'da, kolza ise Trakya'da üretilmektedir.

Türkiye'nin hemen her yerinde çeşitli sebzeler üretilmektedir. Türkiye'de değişik iklim tipleri etkili olduğundan yetiştirilen sebze türleri de fazladır. Sebze üretimi, sulama ve yoğun bir emek gerektirir. Bu nedenle sebze, daha çok modern yöntemlerle üretilmektedir.

Zeytin, Akdeniz iklimi ürünlerindendir. Don olaylarına karşı dayanıklı olmadığından kışları ılıman geçtiği yerlerde yetişir. Zeytin meyvesinin bir kısmı sofralık olarak bir kısmı da yağ ve sabun üretiminde kullanılmaktadır. En fazla zeytin üretilen iller; Balıkesir, Aydın, Bursa ve İzmir'dir. Türkiye zeytin üretiminin yarısını Ege kıyılarımız karşılamaktadır. En fazla zeytin üreten ülkeler ise İspanya, İtalya ve Yunanistan'dır.

Türkiye ikliminin çeşitliliğine bağlı olarak üretilen meyve türleri de çok çeşitlidir. Türkiye'de elliye yakın meyve çeşidi bulunmaktadır. Türkiye ekonomisi açısından önemli olan başlıca meyveler; fındık, üzüm, incir ve elmadır.

Ilık ve nemli iklim ile humuslu topraklarda iyi yetişen fındık, Karadeniz ve Marmara'da üretilmektedir. Türkiye'de fındığın yaklaşık 4/5'ü Karadeniz'de, 1/5'i de Marmara'da üretilmektedir. En çok fındık üreten iller; Ordu, Giresun ve Sakarya'dır. Türkiye, dünya fındık üretiminin yaklaşık yarısını karşılamaktadır.

İncir ağacı, Akdeniz ikliminin etkili olduğu yerlerde yetişmektedir. Türkiye incir üretiminin yarıdan fazlası Aydın ilinden elde edilir. Türkiye, dünya incir üretiminde ilk sıralarda yer almaktadır.

Elma, Türkiye'de yaygın olarak üretilir. Üretim miktarı bakımından üzümden sonra gelir. Isparta, Karaman, Konya, Niğde ve Amasya Türkiye elma üretiminin yarıdan fazlasını karşılar.

Portakal, mandalina, limon ve greyfurt gibi ürünlere turunçgiller denir. Turunçgiller, ılıman iklim bitkileridir. Başlıca turunçgil üretim alanları; Akdeniz ve Ege kıyılarıdır. En fazla turunçgil üretilen yerler; Mersin, Antalya ve Hatay'dır. İç kesimlere gidildikçe karasallık arttığından turunçgil üretimi azalır.

Sera, bitkileri soğuktan korumak için cam, plastik veya naylondan yapılmış yapılardır. Sıcaklığın düşük olduğu günlerde bitkileri soğuktan korumak için seralar ısıtılır. Seracılıkta amaç, doğal yetişme dönemi dışında sebze üretmektir. Seracılık, kışların ılıman geçtiği ve güneşlenme süresinin uzun olduğu yerlerde yapılır. Bu nedenle seracılığın en çok geliştiği yerler Akdeniz kıyılarıdır. Özellikle Antalya ve Mersin seracılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerdir.

Türkiye'deki tarımsal etkinliklerden biri de ormancılıktır. Türkiye'deki ormanların dağılışı göz önünde bulundurulursa ormanlarımızın büyük bir kısmının fazla yağış alan yerlerde olduğu görülür.

Türkiye, orman bakımından zengin bir ülke değildir. Türkiye yüz ölçümünün %26'sı ormanlarla kaplıdır. Ormanların bir kısmı seyrek ve dağınık halde bulunan çalılıklardan oluşmaktadır. İyi nitelikli ormanların oranı %11'dir. Bu oran da oldukça düşük bir değerdir. Örneğin Finlandiya'nın yarıdan fazlası, İsveç'in ise yaklaşık yarısı ormanlıktır.

Orman varlığı en fazla olan yer Karadeniz'dir. Türkiye'deki ormanların 1/4'i bu bölgededir. Orman varlığı bakımından Karadeniz Bölgesi'ni Akdeniz izler.

2. Türkiye'de Hayvancılık

Türkiye'de daha çok küçükbaş hayvan beslenir. Koyun, kıl keçisi ve tiftik keçisi, küçükbaş hayvanlar olarak adlandırılır.

Türkiye'de en fazla beslenen hayvanların başında koyun gelir. Türkiye koyun sayısı bakımından Rusya, Avustralya, Çin ve Yeni Zelanda'dan sonra önemli bir yere sahiptir.

Türkiye'de koyunun en çok beslediği yer, bozkır bitki örtüsünün yaygın olduğu alanlardır. Bu nedenle Türkiye'de koyun besiciliği daha çok iç bölgelerde gelişmiştir.

Koyundan sonra en fazla beslenen küçükbaş hayvan, kıl keçisidir. Bu hayvanın et, süt, deri ve kılından yararlanılır. Kıl keçisinin hem süt verimi koyuna göre daha fazladır hem de süt verdiği süre daha uzundur. Ancak eti koyununki kadar lezzetli değildir. Kıllarından kilim ve battaniye yapılır.

Kıl keçisi, engebeli araziye uyum sağladığından dağlık yerlerde yaygın olarak beslenir. Ağaçların filizlerini yediği için ormanlara zarar vermektedir. Bu nedenle ormanlarda keçi beslenmesi yasaklanmıştır. Kıl keçisi daha çok Akdeniz ve Doğu Anadolu'da beslenir.

Sığır, manda, at, eşek ve katır büyükbaş hayvanların başlıcalarıdır. Bunlardan Türkiye'de en fazla besleneni sığırdır. Sığırın et, süt, deri ve gücünden yararlanılır. Tarımda makineleşmeye bağlı olarak sığır gücüne duyulan ihtiyaç azalmıştır. Ancak traktörlerin giremediği çok engebeli yerlerde sığır gücüne ihtiyaç duyulmaktadır. Sığır, daha çok yaz döneminde gür otlakların bulunduğu yerlerde beslenir. Özellikle Karadeniz ile Erzurum, Kars ve Ardahan yaylaları sığır beslemeye çok elverişlidir.

Manda, gür otlak ve bataklıklara uyum göstermiş bir hayvan türüdür. Karadeniz ve Marmara, manda beslemeye uygun koşullara sahiptir. Bu nedenle manda, daha çok bu yerlerde beslenir.

Bal, bal mumu ve arı sütü elde etmek için kovanlarda arı besleme işine arıcılık denir. Arıcılıkta büyük bir sermayeye, fazla iş gücüne ve büyük bir toprağa ihtiyaç yoktur. Bu nedenle Türkiye'nin hemen, her yerinde arıcılık yaygın olarak yapılır.

Türkiye'nin üç tarafı denizlerle çevrilidir. Ayrıca göl ve akarsular yönünden de zengin bir ülkedir. Bu özelliğiyle Türkiye, zengin bir su ürünleri potansiyeline sahiptir. Türkiye'de su ürünlerinden yararlanma, daha çok balık avcılığı şeklindedir.

Balıkçılık, deniz ve tatlı su balıkçılığı olmak üzere ikiye ayrılır. Denizlerden balık avlama işlemine deniz balıkçığı denir. Bu da kıyı ve açık deniz balıkçılığı olmak üzere ikiye ayrılır.

Uzun bir kıyı şeridine sahip olduğu halde Türkiye'de balıkçılık yeterince gelişmemiştir. Denizlerden avlanan balıkların yaklaşık 3/4'ü Karadeniz'den avlanır. Karadeniz, oksijen yönünden zengindir.

Denizlerden avlanan balığın yarısına yakınını hamsi oluşturur. Palamut ve istavrit de en fazla avlanan balık türlerindendir.

Akarsu, göl ve göletlerde balık avlama, üretme işlemine tatlı su balıkçılığı denir. Çok sayıda gölet ve akarsuyun bulunduğu Türkiye'de, tatlı su balıkçılığı yeterince gelişmemiştir. Türkiye'de avlanan balıkların %13'ü kara sularından elde edilir.






Konu Balako tarafından (28-02-2012 Saat 10:20 PM ) değiştirilmiştir..
Balako isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Sponsored Links
Alt 28-02-2012, 10:41 PM   #2 (permalink)
Vip Üye
 
Balako - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 936
Standart

3. Tarım ve Hayvancılığın Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi

Türkiye, yer şekilleri ve iklim koşulları bakımından tarıma elverişli bir ülkedir. Türkiye'de hem tarımsal ürünlerin çeşidi hem de üretim miktarı fazladır. Türkiye'de nüfusun yaklaşık yarısı geçimini tarımdan sağlar. Özellikle kırsal kesimdeki en önemli ekonomik uğraş tarımdır. Kentlerin önemli bir kısmının da ekonomisinde tarımın payı büyüktür.

Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye ekonomisi tarıma dayalıydı ve tarımsal üretim iç tüketimi bile karşılayamıyordu. 1950 yılından sonra tarım alanları genişledi; sulama, gübre kullanımı ve makineleşme sayesinde tarımsal verim arttı.

Dış ticarette tarım ürünleri her zaman önemli bir yer tutmaktadır. Pamuk, fındık, kuru üzüm, kuru incir, baklagiller, sebze ve birçok meyve çeşidi başlıca ihraç mallarımız arasında yer almaktadır. Türkiye sanayisinin önemli bir kısmı da tarıma dayalıdır.

Hayvancılık, değişik ürünlerinden ve gücünden yararlanılan evcil hayvanların beslenmesi ile ilgili tarımsal etkinliktir. Türkiye ekonomisinde önemli bir yeri vardır. Türkiye'de tarımsal üretimin önemli bir kısmı hayvancılıktan karşılanır.

Büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, eti ve sütü için beslenir. Ayrıca büyükbaş ve küçükbaş hayvanların derisinden, koyunların yününden, keçilerin tiftiğinden ve kılından yararlanılır. Kümes hayvanları eti ve yumurtası için beslenir. Sadece gücünden yararlanmak için beslenen hayvanlar; at, eşek ve katırdır.

Coğrafi koşullara bağlı olarak Türkiye'de beslenen hayvan cinsi yoktur. Türkiye'de; kümes hayvancılığı, büyükbaş hayvancılık, küçükbaş hayvancılık, arıcılık, ipek böcekçiliği ve balıkçılık gibi hayvancılığın birçok kolu gelişmiştir.

Türkiye, beslenen hayvan sayısı bakımından Avrupa'da birinci, dünyada dokuzuncu sırada yer almaktadır. Türkiye'de beslenen hayvan sayısı fazla olduğu halde elde edilen hayvansal ürünler azdır.

Türkiye'de hayvancılık daha çok geleneksel yöntemlerle yapılmaktadır. Bu durum, hayvancılıkta elde edilen verimin düşük olmasına neden olmaktadır.

Besicilikte hayvanlar, ahırlarda et üretimi için özel olarak beslenir. Et verimin yüksek olması ve kısa sürede gelişmeleri için hayvanlara besin değeri yüksek yemler verilir. Türkiye'de besicilik giderek yaygınlaşmaktadır. Besiciliğin yaygın olduğu yerler; İç Anadolu, Ege ve Marmara'dır.

Ahır hayvancılığında et ve süt verimini artırmak amacıyla genellikle modern yöntemler uygulanır. Bu tür hayvancılıkta doğa koşulları fazla etkili değildir. Hayvanlar, modern ahırlarda doğal ve yapay yemlerle beslenir.

Yayla hayvancılığında hayvanlar, ilkbaharda alçak yerlerde, otların kuruduğu yaz döneminde ise yaylalarda beslenir. Bundan dolayı yayla hayvancılığına yarı göçebe hayvancılık da denir.

Türkiye'de mera ve yayla hayvancılığı yaygın olduğundan, iklim koşulları hayvansal verimi doğrudan etkiler. Yağış, ot verimini artırır. Bu da et ve süt verimini etkiler. Bu nedenle hayvansal ürünlerin üretimi yıllara göre önemli değişiklikler gösterir. Türkiye'de kurak geçen yıllarda et ve süt verimi az, yağışlı yıllarda çoktur. Doğa koşullarının olumsuz etkilerinden kurtulmak ve hayvancılıkta verimi artırmak için besi ve ahır hayvancılığı geliştirilmekte ve yaygınlaştırılmaktadır.
Balako isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 06-03-2012, 10:39 PM   #3 (permalink)
Vip Üye
 
Balako - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 936
Standart

Türkiye'de Kütle Hareketleri

Heyelan ve kaya düşmesi, Türkiye'de gerçekleşen kütle hareketinin başlıcalarıdır.

Yer kayması (heyelan), kalın toprak örtüsünün veya tabakaların eğim doğrultusunda kaymasıdır. Yer göçmesi ise yer altındaki boşlukların tavanlarının çökmesiyle gerçekleşir.

Yer kaymasının gerçekleşebilmesi için temel koşu fazla eğimdir. Geçirimli tabakalar arasında killi tabakaların bulunması heyelanı kolaylaştırır. Killi tabakaya sızan sular, bu tabakanın kayganlaşmasına neden olur. Tabakaların uzanışı da yer kaymasını etkiler. Yer kaymasının gerçekleşebilmesi için tabakaların suya doygun hale gelmesi gerekir. Bu nedenle kar erime dönemlerinde ve fazla yağış alan yerlerde heyelan olayı fazladır.

Her mevsim yağış alması ve arazinin eğimli olmasından dolayı Türkiye'de yer kaymalarının en fazla görüldüğü bölge Karadeniz'dir. Türkiye'de gerçekleşen yer kaymalarının yaklaşık yarısı bu bölgede görülür.

Türkiye'deki yer kaymaları, daha çok ilkbahar yağışları döneminde görülür.

Yer kaymasında, doğal etmenleri yanı sıra beşeri etmenler de etkili olmaktadır. Doğal dengenin insanlar tarafından bozulması heyelanı artırıcı etmenlerdendir. Yol, tünel ve kanal yapımı, çok eğimli yamaçlardaki doğal dengenin bozulmasına ve heyelan olaylarına neden olur. Bazen şiddetli patlayıcıların kullanılması da heyelana neden olmaktadır.

Kaya yuvarlanması ya da düşmesi de doğal afetlerdendir. Kalker ya da volkanik kayaçlardan oluşan dik yamaçlarda, ana kayadan kopan kayalar yamaç boyunca yuvarlanır. Kaya çatlaklarına sızan sular, bu çatlakları aşındırarak derinleştirir. Zamanla ana kayadan parçalar ayrılır. Bazen de kaya çatlaklarında ki suların donması ve çözülmesine bağlı olarak büyük kaya kütleleri kopar. Kopan parçalar yamaç boyunca yuvarlanır. Bu olaylar, bazen yol ve yerleşim birimleri açısından büyük tehlike oluşturur. yol ve yerleşim birimlerine düşen kayalar can ve mal kaybına neden olur. Kaya düşmelerine daha çok plato yamaçlarında rastlanır.

Türkiye'de Orman Yangınları

Türkiye yüz ölçümünün yaklaşık dörtte biri orman alanıdır. Orman alanları genişlemediği gibi her yıl çıkan yangınlarla büyük zarar görmektedir.

Orman yangınlarının nedenleri iki ana grupta toplanır. Bunlar; doğal ve beşeri etmenlerdir.

Yıldırım, volkanik patlamalar, çok kuru dalların rüzgarda birbirine sürtünmesiyle oluşan yangınlar doğal nedenlerdir. Doğal nedenli yangınlar, bütün yangınlar içinde düşük bir paya sahiptir.

Beşeri nedenli yangınları, insanlar doğrudan ya da dolaylı olarak çıkarmaktadırlar. İnsanların neden olduğu yangınların bir kısmı kasıtlıdır. Özellikle yerleşme ve tarım alanı açmak için çok sayıda kısıtlı yangın çıkarılmaktadır. Piknik, kaza ve dikkatsizlik nedeniyle de çok sayıda yangın çıkmaktadır.

Yangın bakımından Türkiye'de en çok zarar gören yerler; Akdeniz, Ege ve Güney Marmara kıyılarıdır.

Türkiye'de Çığ Olayları

Çığ, kar kütlesinin yamaç boyunca yuvarlanması ve yuvarlandıkça da büyümesi olayıdır. Çığ olayını oluşturan başlıca etmenler; yer şekilleri, iklim, bitki örtüsü ve insan etkinlikleridir.

Çığ olayının gerçekleşmesi için yağışların kar şeklinde ve kar kalınlığının yeterli olması gerekir. Çığı oluşturan iklim elemanlarından biri yağıştır.

Çığ olayını başlatan başlıca etmenler; kar kalınlığının oluşturduğu yük ve yer çekimi, kayakçıların kar örtüsüne uyguladıkları baskı, hayvan veya insanların hareketi ve sestir.

Çığ olayını oluşturan etmenlerden biri de bitki örtüsüdür. Orman alanlarında çığ tehlikesi azdır. Büyük çığ olayları bitki örtüsünden yoksun yamaçlarda meydana gelir.

Türkiye'nin önemli bir kısmı dağlık alanlardan oluşmaktadır. Dağlar ise Türkiye'de en fazla yağış alan yerlerdir. Bu nedenle kar yağışlarının önemli bir kısmı da bu alanlarda gerçekleşmektedir. Buna göre Kuzey Anadolu Dağları ve Doğu Anadolu, çığ olaylarının en çok gerçekleştiği yerlerdir.

Türkiye'de çığ olayları sonucu çok sayıda insan yaşamını yitirmiştir. Bu olaylar sonucu mal kaybı da meydana gelmiştir. Son elli yılda yaklaşık 500 çığ olayı gerçekleşmiştir. Bu olaylar sonucu üç yüzden fazla insan yaşamını yitirmiştir.

Konu Balako tarafından (06-03-2012 Saat 10:49 PM ) değiştirilmiştir..
Balako isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-04-2012, 03:39 PM   #4 (permalink)
Vip Üye
 
Balako - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 936
Standart

Kültürler ve Türk Kültürü

Atatürk Türk Kültürü'ne büyük bir önem vermiştir. Türk Kültürü'nün araştırılması için Türk Dil Kurumu, Türk Tarih Kurumu ile Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesini kurdurmuştur. Atatürk aynı zamanda diğer ülkelerde yaşayan Türklere de önem vermiştir. Bu konudaki görüşünü şöyle açıklamaktadır:

"Siyasi varlığımızın dışında, başka ellerde, başka siyasi zümrelerde, isteyerek veya istemeyerek mukadderat birliği yapmış, bizimle dil, ırk, menşe birliğine sahip ve hatta yakın uzak tarih ve ahlak yakınlığı görülen Türk Toplulukları vardır. Tarihin bir hadisesinin neticesi olan bu hal, Türk Milleti için elim bir hatıradır; fakat Türk Milleti'nin tarihen ve ilmen teşekkülündeki asaleti, dayanışmayı asla bozamaz."
(Utkan Kocatürk, Atatürk'ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi, s. 219)


İnsanlar, belirli bölgelerde topluluklar halinde yaşarlar. Yaşadıkları yerin iklim koşullarından etkilenir, yaşadıkları iklime uygun olarak giyinirler. Soğuk bölgelerde kalın, sıcak yerlerde ince giysiler kullanırlar. Dört mevsimin belirgin olduğu yerlerde ise yıl boyunca kullanılan giysi türü değişir. Çok yağışlı yerlerde evler çatılıdır. Yapılarda kullanılan malzeme daha çok ahşaptır. Kurak ve yarı kurak yerlerde evler daha çok kerpiçtendir ve düz damlıdır. Tarım ve hayvancılıkta kullanılan araç ve gereçler ile beslenen hayvan türleri de bölgeden bölgeye değişmektedir. Manda, sığır, koyun, lama, deve, at, eşek, domuz, balıkçılık, ipek böcekçiliği ve kümes hayvancılığı bölgeden bölgeye değişen hayvancılık türleridir.

İnsanın temel özelliklerinden biri, sosyal bir varlık olmasıdır. Topluluklar halidne yaşayan insanların yaşama biçimleri belirli kurallara bağlıdır. Evlenme biçimleri, evlenme törenleri, doğum, ölüm ve dini törenler topluluktan topluluğa değişmektedir.

İnsanlar, iletişim kurmak için belirli sözcükler kullanmaktadırlar. Kullanılan bu sözcükler, toplulukları ayırt eden ve bir topluluğu da kendi içinde birbirine yakınlaştıran önemli bir ögedir. Bu nedenli dil, ulusları ayırt eden ana ögelerdendir. Yaşama biçimini oluşturan ögelerden olan dil ve kültür, toplumların manevi kültürlerini oluşturur.

Kültür, maddi ve manevi ögelerden oluşur. Bu ögelerin yaratılması ve sonraki kuşaklara aktarılmasında kullanılan araçların tümü kültürü oluşturmaktadır. Küfür, insanların doğal ve sosyal çevresine egemenliğinin ölçüsünü ortaya koymaktadır.

Kültürü oluşturan maddi varlıklar, manevi ögelere göre daha hızlı gelişir ve değişir. Tarla, saban, kağnı, hayvanlar, ağıl, ahır vb. elemanlar maddi kültürün bazı ögeleridir.

Kültürün başlıca özellikleri; toplumdan topluma değişmesi, geçmişten günümüze gelmesi, geleceğe aktarılması, insan eseri olması ve zamanla değişmesidir.

Türk Kültürü'nün kökeni İlk Çağ'a dayanmaktadır. Orta Asya'nın coğrafi koşulları ve çevredeki topluluklarla etkileşim, bu kültürün ana ögelerini oluşturmaktadır. Hayvanların evcilleştirildiği dönemde hayvancılık, Türkler'in ana uğraşısı olmuştur. Bu nedenle at ve koyun, Türk maddi kültürünün ana ögeleridir. Hayvancılık temel uğraşı olunca süt ve süt ürünleri ile dokumacılık da önemli etkinlikler arasında yer almaktadır. Bunlar, Türk Kültürü'nün maddi ögelerini oluşturmuştur.

Türk Kültürü'nün manevi ögelerinin oluşmasında yaşadıkları coğrafi koşulların yanı sıra etkileşimde bulundukları toplulukların da etkisi vardır. İslamiyet'in kabulünden sonra İslam ve Arap Kültürü, Türk Kültürü üzerinde günümüze kadar süregelen derin izler bırakmıştır.

Türklerde sanat ve edebiyat, daha çok sözlü olarak devam etmiştir. Kayalara çizilen resimler ve yazıtlar dışında yazılı sanat eserlerinin tarihçesi yakın zamanımıza dayanmaktadır. Dede Korkut, Nasrettin Hoca ve İslami Kültürü'nün etkisini yansıtan Mimar Sinan, Türk Kültürü'nün önemli temsilcilerindendir. Mevlana ve Yunus Emre gibi Türk Kültürü'nde derin izler bırakan ve bu kültürü günümüze kadar taşıyan kişilerin eserlerinde İslami Kültür'ün özelliği belirleyici olmuştur. Askeri müzik, halk müziği ve Türk Sanat Müziği ile dini müzik de Türk Kültürü'nün belirleyicileri arasında yer almaktadır.

Türk Kültürü'nün Genel Özellikleri

Hem göçebe hem de yerleşik yaşama yönelik özellikler gösterir.
Karasal iklime ait maddi ve manevi ögeler taşır.
Başka kültürlerden etkileşime dayalı özellikleri vardır.
Tarım ve hayvancılığa ait ekonomik etkinliklere yönelik özellikler taşır.


Göçebe ve savaşçı bir topluluk olan Türkler'in yaşama biçimindeki alışkanlıklarından bir kısmı günümüzde de devam etmektedir. Örneğin ordunun önemli bir yer tuttuğu Türk Toplumu'nda askerlikle ilgili davranış biçimleri bunlardan biridir. "Askerliğini yapmayana kız verilmez." ve "Devlet baba." sözleri, orduya ve merkezi yönetime dayanan toplumsal yapının günümüze kadar taşınan ögeleridir.

Cirit, güreş ve at yarışı gibi bazı spor dalları Orta Asya Kültürü'nden günümüze taşınmış ögelerdir.

Türkler, yaşadıkları coğrafi koşullara bağlı olarak birçok yere göç etmişlerdir. En önemli yayılma alanları Orta Asya'dır. Batıda Avrupa, kuzeyde Sibirya, güneyde Hindistan'a kadar yayılmışlardır. Bu nedenle Türk Kültürü'nün izlerine dünyanın birçok yerinde rastlamak mümkünüdür.

Konu Balako tarafından (22-04-2012 Saat 04:06 PM ) değiştirilmiştir..
Balako isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 22-04-2012, 04:14 PM   #5 (permalink)
Vip Üye
 
Balako - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2011
Nerden: İstanbul
Yaş: 19
Mesajlar: 936
Standart

Ham Madde, Üretim ve Pazarın Küresel Ticarete Etkisi

Ticaret, kar amacıyla mal ve hizmetlerin alınıp satılmasını ifade etmektedir. Bir ürün elde etmek için gerekli olan maddelerin işlenmeden önceki hali olan ham madde, günümüzde sanayinin temel ihtiyaçlarındandır.

Sanayileşmiş ülkeler, dışarıdan daha çok ham madde alırlar. Ham madde satan ülkeler ise sanayisi gelişmemiş olan ülkelerdir.

Güneydoğu Asya tarımsal üretim, Orta Doğu enerji kaynağı, Güney Afrika Cumhuriyeti madenler yönünden önemli alanlardır. İzlanda Adası, Japonya ve Peru açıkları balık bakımından; Kuzey Amerika, Arjantin, Çin, Hindistan, Avustralya ve Rusya hayvancılık bakımından; Amazon ve Kongo Havzaları ile Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika kıtalaranın kuzeyi orman bakımından zengin alanlardır.

Öncelikle ihtiyacı gidermek için üretim yapılır. Kuzey Amerika, Avrupa, Çin ve Japonya başlıca üretim alanlarıdır. Bu ülkelerde üretilen ürünler, dünyanın hemen her yerinde ihraç edilir. Almanya, Fransa, İtalya, ABD, Japonya ve Güney Kore otomotiv üretiminde ilk sırada yer almaktadırlar. Avrupa ve Kuzey Amerika demir çelik üretiminde önemli bir yere sahiptir.

ABD, Almanya, Fransa, İngiltere, Kanada, Norveç ve Japonya daha çok sanayi ürünleri ihraç etmektedir.

Daha çok gıda maddesi ihraç eden ülkelerin bazıları Ekvador, Kolombiya, Sri Lanka ve Gana'dır. Bu ülkeler muz, kakao, kahve, çay, pirinç ve balık ihraç etmektedirler. İthal ettikleri ürünlerin başında ise sanayi ürünleri yer alır.

Pakistan, Mısır, Bolivya ve Venezuella gibi ülkeler ise daha çok ham madde ihraç etmektedirler. Pamuk, petrol, kauçuk, odun, petrol ve boksit bu ülkelerin ihraç ettiği ürünlerin başlıcalarıdır. Bu ülkeler daha çok sanayi ürünleri almaktadırlar.

Günümüzde küresel ticarette ön sıralarda yer alan ülkeler ABD, Japonya, Almanya, İngiltere, Fransa, İtalya ve Çin'dir. Bu ülkeler dünya dış ticaret hacminin yarısına yakını gerçekleştirmektedir.

Ticaretin ana ögelerinden biri pazarlamadır. Bir ürünün tanıtılması ve tüketiciye ulaştırılması, ticaretin ana amacını oluşturmaktadır. Ticaretin ilk dönemlerinde satılan ya da takas edilen ürünler daha çok temel ihtiyaçlardı. Günümüzde ise tarımsal ürünler önemini korumakla birlikte tüketilen ürünlerin çeşidi çok artmıştır. Özellikle sanayileşmeye bağlı olarak pazara sunulan ürünlerin sayısı binlerle ifade edilecek boyutlara ulaşmıştır.

Bu ürünlerin tüketiminin artırmak için ürünlerin en iyi şekilde pazarlanması gerekir. Pazarlama ihtiyacı ise reklamcılık sektörünün gelişmesini sağlamıştır.

Uluslararası pazarlamada gümrük ve ekonomik politikalar da etkili olmaktadır. Bazı ülkeler, belirli ürünlerin ithalatının sınırlandırmaktadır. Genel olarak ülkelerin büyük bir kısmı ihracatı teşvik etmektedir.

Günümüzde ticaretin en yoğun olduğu yerler Avrupa ve Kuzey Amerika'dır.

Konu Balako tarafından (22-04-2012 Saat 04:21 PM ) değiştirilmiştir..
Balako isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Tags
11. sınıf coğrafya , 2. dönem , ders notları , lider yayın coğrafya , lider yayıncılık
LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.turkeyarena.net/cografya-11-sinif/55267-11sinif-cografya-2-donem-ders-notlari.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih
Yandex This thread Refback 30-04-2014 12:12 PM
11.Snf Corafya / 2. Dnem Ders Notlar - TurkeyArena This thread Refback 08-04-2012 11:05 AM
11.Snf Corafya / 2. Dnem Ders Notlar - TurkeyArena This thread Refback 28-02-2012 10:47 PM

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
11. Sınıf 2. Dönem Dil Ve Anlatım Ders Notları Balako Dil ve Anlatım 11. Sınıf 8 16-05-2014 12:06 PM
11. Sınıf 2. Dönem Türk Edebiyatı Ders Notları Balako Edebiyat 11. Sınıf 9 26-04-2012 08:51 PM
11. Sınıf 1. Dönem Dil ve Anlatım Ders Notları Balako Dil ve Anlatım 11. Sınıf 3 07-01-2012 02:23 PM
11. Sınıf 1. Dönem Türk Edebiyatı Ders Notları Balako Edebiyat 11. Sınıf 3 18-12-2011 10:20 PM
11.Sınıf Coğrafya / 1. Dönem Ders Notları Balako Coğrafya 11. Sınıf 0 16-10-2011 10:25 PM


Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:46 AM .


Powered by: vBulletin Version 3.8.8 (Türkçe)
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.1
Türkçeye: ot-gu tarafından çevrilmiştir.
Copyright © 2007-2013 , TurkeyArena , All Rights Reserved

Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K' nın 125. Maddesine göre yazan kullanıcılara aittir, yine de sitemizde yasalara aykırı unsurlar bulursanız iletişim linki vasıtası ile bildirebilirsiniz, şikayetiniz incelendikten sonra en kısa sürede gerekli işlemler yapılacaktır.

Enable Top Statistics